|
İşçi Termitler
Bütün yuvanın bakımını üstlenmiş olan işçi termitler kısır, kör ve
kanatsızdırlar. İşçi termitler yumuşak vücutlu ve krem renklidir. Bir
yılda ergin hale gelirler. Yaşam süreleri ise 3 ile 5 yıl arasında değişir.
 |
Termit kolonilerindeki her
türlü işi resimde görülen bu 1-2 cm.lik canlı yapar. |
|
Yuvanın üreme ve savunma dışındaki tüm işlerini işçi termitler yürütür;
termit yuvalarının inşası ile işçiler ilgilenir, zamanı geldiğinde yuvayı
genişletme ve onarım gibi işlemlerle ilgilenenler de işçi termitlerdir.
Larvaların kendi kendilerine yeter hale gelene kadar bakıma ihtiyaçları
vardır; ayrıca kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan kraliçe termitin de
çeşitli konularda bakıma gereksinimi vardır; bütün bunlarla ilgilenenler
yine işçi termitlerdir. Bazı termit türleri besin olarak mantar tüketir.
Mantarların üretimini de yuvalarında kendileri yaparlar. Bu üretimi
yapanlar yani koloninin çiftçileri de yine işçi termitlerdir. Kısacası
kolonideki günlük her türlü ihtiyaç işçi termitler tarafından temin
edilir.6
|
|
Termit yuvalarında çok sayıda
işçi çalışır. Soldaki resimde larvaların bakımı ile ilgilenen,
sağdaki resimde ise mantar yetiştiren işçiler görülmektedir.
Yuvanın inşası ve tamiri, yumurtaları, yavruları ve kraliçeyi
korumak ve onların bakımıyla ilgilenmek ve yiyecek temini
gibi işlerin tümünü işçi termitler yapar. |
|
Kısır olan işçilerin koloni için hiç durmadan çalışmaları, evrimciler
açısından bir çıkmaz oluşturur. Çünkü ilerleyen bölümlerde ele alınacağı
gibi işçilerin fedakarlığı, kolonideki düzenin temelini oluşturur. Kısır
bir canlının kendi yaşamını sürdürmek yerine kolonisindeki diğer canlılar
için çalışması, doğanın bir savaş alanı olduğunu iddia eden evrimciler
için elbette ki büyük sorun oluşturur.
Evrim Teorisinin Kısır Termitler Karşısında
Düştüğü Çelişki
Evrim teorisinin kurucusu olan Charles Darwin, canlıların bunlara
benzer karmaşık davranışları karşısında, "teorisinin karşılaştığı
en ciddi özel zorlukla" yüzleştiğini itiraf etmiştir.7
Sosyal böceklerin davranışlarının evrim teorisi açısından neden "ciddi
bir özel zorluk" olduğunu evrimcilerin kendi iddialarındaki mantık
bozukluklarını ele alarak ve çoğu zaman birer "itiraf" niteliğinde
olan sözlerini açıklayarak anlatalım.
 |
Guguk kuşu başka bir yuvaya yumurtalarını
bırakır. Yumurtadan çıkan yavru gugukların ilk yaptıkları
hareket yuvadaki diğer yumurtaları aşağıya atmaktır. |
|
Evrimciler, termitlerdekine benzer karmaşık davranışların "doğal
seleksiyon" mekanizması ile ortaya çıkmış olduğunu iddia ederler.
Evrimcilerin bu iddiaları şu anlama gelmektedir: Hayvanlar tecrübe yoluyla
bazı davranışları öğrenir ve bu davranışların iyi ve kendileri için
yararlı olanları zaman içinde doğal seleksiyon mekanizması tarafından
seçilir. Daha sonra da bu iyi olan davranışlar kalıtım yoluyla bir sonraki
nesle aktarılır.
Bu iddianın tutarsızlıklarını şöyle sıralamak mümkündür:
Öncelikle pek çok canlının davranışlarını tecrübe yolu ile öğrenmesi
imkansızdır. Buna örnek olarak yavru guguk kuşlarının yumurtadan çıkar
çıkmaz, gözleri dahi açılmadan ilk iş olarak yuvadaki diğer yumurtaları
aşağıya atmalarını verebiliriz. Burada kesinlikle bir öğrenme söz konusu
değildir; aksine yavru guguk kuşu, yumurtadan çıktığı anda daha etrafında
hiçbir canlıyı görmeden o yumurtaları ne yapması gerektiğini çok iyi
bilmektedir. Yani guguk kuşuna bu bilgi, henüz dünyaya gelmeden önce
verilmiştir.
Hayvanların bu gibi davranışlarının öğrenme ile ortaya çıkmış olabileceğini
varsaysak bile bunların genetik olarak sonraki nesillere aktarılması
yine de imkansızdır. Sonradan kazanılmış yetenekler sadece o canlıya
ait olur. Tıp öğrenimi görerek doktor olmuş bir insanın çocuğunun, öğrenim
görmeden doktor olmasının mümkün olamayacağı gibi hayvanlardaki öğrenilmiş
davranışların aynı türün diğer üyelerinin genlerine aktarılması da mümkün
değildir. Bu örnek düşünüldüğünde evrimcilerin iddialarının ne kadar
tutarsız ve bilimsellikten uzak olduğu hemen görülmektedir.
Ayrıca önemli bir noktaya daha dikkat çekmekte yarar vardır: Termit
kolonilerindeki hemen hemen bütün işleri yapmakla görevli olan işçilerin
davranışları; bilgi birikimi, hesaplama, plan yapabilme, muhakeme etme
gibi özellikler gerektirmektedir. Bu davranışların kalıtımsal olarak
öğrenilmesi ise mümkün değildir. Çünkü işçi termitler kolonideki kısır
üyedir. Bu nedenle kendi özelliklerini başka bir canlıya genler yoluyla
aktarmaları mümkün değildir. Ortaya ilk çıkan kısır işçi termitin kendisi
için gerekli bazı davranışları öğrendiğini varsaysak bile -ki bir termitin
bir şeyler öğrenmesi zaten imkansızdır- bu yararlı davranışlarını kendinden
sonraki nesle aktarması mümkün olmaz. Çünkü kendisi, yeni bir nesil
meydana getirme özelliğine sahip değildir. Sosyal böcek kolonilerinde,
bir sonraki nesli meydana getirebilenler yalnızca kraliçelerdir. Kraliçe,
kendinden sonrakilere genlerini aktarabilir. Ancak kraliçenin özellikleri,
termit kolonilerinin varlıklarını sürdürmeleri için yeterli değildir.
Özellikle işçi ve asker termitlere ait olan dayanışma, disiplin, fedakarlık
gibi davranışlar olmadan koloninin yaşamını sürdürmesi mümkün olmaz.
O halde, doğar doğmaz ne yapacağını çok iyi bilen bu küçük canlılara
nasıl davranmaları gerektiğini öğreten kimdir?
Bunlar, evrimciler tarafından hala cevap bekleyen sorulardır. Bu durumun
çok iyi farkında olan Charles Darwin, sosyal böceklerle ilgili endişelerini
Türlerin Kökeni adlı kitabında şöyle itiraf etmektedir:
Bir işçi karınca ya da başka bir eşeysiz böcek, sıradan bir hayvan
olsaydı, bütün ıralarının Doğal Seçmeyle yavaş yavaş edinilmiş olduğunu,
yani yararlı küçük değişikliklerle doğan ve bunları soyaçekimle döllerine
ileten bireylerin varlığını, ve onların döllerinin yeniden değiştiğini
ve yeniden seçildiğini vb. hiç duraksamadan kabul ederdim. Ama işçi
karınca ana-babasından büyük ölçüde farklı bir böcektir, üstelik tümüyle
kısırdır; bu yüzden, ardarda edinilmiş yapı ve içgüdü değişikliklerini
döllerine iletilmesi söz konusu olamaz. Bu durumun Doğal Seçme teorisiyle
nasıl uzlaştırılabileceği elbette sorulabilir.9
Yukarıda
Darwin'in dikkat çektiği karıncalarda olduğu gibi termitlerde de bütün
işçi bireyler kısırdır. Bu, evrimciler açısından açıklanması imkansız
bir durumdur.
Üstelik kısır bir canlının yaşamı sırasında kazandığı özelliklerin,
öğrendiği faydalı davranışların, edindiği tecrübelerin -ki böyle bir
şeyin zaten olamayacağını yukarıda anlattık- evrim teorisine göre bir
değeri yoktur. Evrimci Prof. Dr. Ali Demirsoy bu konu hakkında şöyle
bir yorum yapmıştır:
… Daha önce de değindiğimiz gibi bir bireyin yaşamını başarılı olarak
sürdürmesi evrimsel olarak fazla birşey ifade etmez. Önemli olan bu
süre içerisinde fazla döl meydana getirmek suretiyle, gen havuzuna,
gen sokabilmesidir. Bir birey ne kadar uzun yaşarsa yaşasın, döl meydana
getirmemişse, evrimsel açıdan hiçbir öneme sahip değildir. Bu nedenle
bu bireylerin ölümü 'Genetik Ölüm' olarak adlandırılır.10
"Genetik ölüm", o canlının neslinin tükenmesi demektir.
Ancak işçi termitlere baktığımızda, evrimcilerin ortaya attıkları iddiaların
tümünü yalanlarcasına, milyonlarca yıldır hiçbir değişiklik geçirmediklerini
ve kısır oldukları halde varlıklarını hala sürdürebildiklerini görürüz.
Verilen örneklerde de görüldüğü gibi termitler, karıncalar, arılar
gibi birarada yaşayan canlıların davranışlarını elbette ki doğal seleksiyon
gibi çarpıtılmış evrim mekanizmaları ile açıklamak imkansızdır. Tek
açıklaması vardır, o da yeryüzündeki bütün canlı ve cansız varlıkları
yaratan; herşeye güç yetiren, benzeri olmayan bir ilmin sahibi olan
Allah'tır.
| Darwin'i Yalanlayan Termitler
Termitlerin hemen hemen
tüm diğer böceklerden farklı olarak ön ve arka kanatları
tamamıyla birbirinin aynısıdır. Bu konudaki tek istisna
Mastotermes darwiniensis yani "Darwin termiti" adı verilen
türdür. Bu türün arka kanatları ayrıcalıklı bir ‘anal lob’a
sahiptir ki bu, hamamböcekleri ve mantislerin arka kanatlarını
topladığında beliren yapıya benzer. Termitlerin bu özelliği
ilk tanımlandığında evrimcilerde son derece heyecan uyandırmıştı.
Anal lob ‘termitlerin hamamböceklerinden evrimleştiğinin’
delili olarak düşünülüyordu. Ancak evrime delil gibi öne
sürülen bilgiler incelendiğinde bütün bu benzerliklerin
evrimin değil tam tersine yaratılışın kanıtları olduğu anlaşılmaktadır.
|
|
|
|
|
|
|
Darwin termitleri
|
Dominik kehribarı içinde
kanatlarını bırakmış olan
farklı bir tür termit.
|
Kehribar içinde görülen, anal
lobunu içine kıvırmış bir
Mastotermes
|
|
Darwin termitlerinin "ilkel ata" olması mümkün değildir. Çünkü bu
türün kolonileri, evrimcilerin "ileri derecede evrimleşmiş" olarak niteleyebilecekleri,
en kalabalık nüfuslu sosyal termit türlerindendir. Kuşkusuz hem "ileri
derecede evrimleşmiş" özelliklere sahip olduğunu söylemek, hem de bu
"ilkel bir atadır" demek, evrim açısından büyük bir çelişkidir. Ayrıca
hamamböceklerinin aksine, diğer termitler gibi kanatlarını çırparlar.
Kapalı haldeyken arka kanatlarının anal lobu, mantis ve hamamböceklerindeki
gibi bir yelpaze şeklinde geriye toplanmaz, biri diğerinin üstüne yatay
bir şekilde gelir. Bu örneklerde de görüldüğü gibi termitlerle hamamböcekleri
ve mantisler arasında kesin benzerlik kurmak oldukça zorlamadır.
Peki ya fosil kalıntıları ne göstermektedir?
Resimlerdeki 35 milyon yaşında olduğu hesaplanan Dominik kehribarları
içinde görülen kanatlı bir Mastotermes electrodominicus, bugünkü Avustralyalı
termitlerin bütün ana özelliklerini üzerinde taşımaktadır. (anal loblar
ve beş parçalı bacaklar gibi) Dolayısıyla ilk ortaya çıkan Mastotermesler,
günümüzdeki Darwin termitleriyle aynıdırlar. Dahası aynı kehribar örnekleri,
evrimcilerin ‘modern’ olarak nitelendirdikleri özelliklere sahip termit
türlerini de barındırmaktadır. Bütün bunlar termitlerin herhangi bir
canlıdan evrimleşmediğini, diğer bütün canlılar gibi Allah tarafından
bir anda yaratıldığını göstermektedir.8
Yuvadaki düzenin asıl nedeni
Termit kolonisindeki her üye, ne iş yapması gerektiğini çok iyi bilir
ve onu kusursuzca yerine getirir. Termitlerin arasında bir tek bencil
harekete dahi rastlamak mümkün değildir. Bu yüzden de koloni halinde
yaşayan bu canlılar kusursuz bir düzen içinde hayatlarını sürdürürler.
İşte bu, bütün sosyal böceklerde var olan ve üzerinde önemle durulması
gereken bir özelliktir. Dikkat edildiyse termit yuvalarındaki düzende
ve bu düzenin sürekli olmasında son derece önemli bir ölçüden bahsedilmektedir:
Termitlerin fedakar olmaları...
Kendi yavruları ya da başka canlılar için kendi canını tehlikeye atacak
ya da kendi ihtiyaçlarını gözardı edecek tarzda davranışlara hayvanlar
arasında sıkça rastlanır. Canlılardaki fedakar davranışlarla ilgili
o kadar fazla örnek vardır ki bu durumu evrimci bilim adamları da açıkça
ifade etmek zorunda kalmaktadırlar.
Örneğin evrimci Peter Kropotkin, hayvanlar arasındaki dayanışmayı
konu edindiği Mutual Aid: A Factor in Evolution isimli kitabında karıncaların
ve termitlerin karşılıklı yardımlaşma sonucunda ne kadar büyük bir başarı
kazandıklarıyla ilgili bir tespitini şöyle dile getirmektedir:
Termit ve karıncaların muhteşem yuva ve binalarının, şayet insanlarınki
ile aynı ölçülerde olsaydı, çok daha üstün olduğu görülecekti. Asfaltlanmış
yolları ve yer üstü tonozlanmış galerileri, geniş holleri ve tahıl ambarları,
tahıl alanları, hasat etme işlemleri, yumurta ve larvalarının bakımındaki
alkılcı metodları, ... ve son olarak cesaretleri ve üstün akılları,
tüm bunlar, yoğun ve yorucu yaşamlarının her aşamasında uyguladıkları
karşılıklı yardımlaşmanın doğal bir sonucudur.11
Burada önemli bir noktaya dikkat çekmekte yarar vardır. Yukarıda evrimci
yazarın söz ettiği "karşılıklı yardımlaşma", termit dediğimiz
birkaç santimlik, kör ve akletme yeteneğinden yoksun böceklerin uyguladıkları
bir davranıştır. İnsanların kendi aralarında yardımlaşmada bulunması,
ortak planlar kurup bunları beraberce uygulaması, yaşamı kolaylaştıracak
yeni sistemler geliştirmeleri, teknolojiler üretmeleri elbette doğal
karşılanan olaylardır. Ancak aynı şeyleri bir böceğin yapıyor olması
doğal karşılanmamalıdır. Akletme yeteneğinden yoksun bir canlı, akıl
gösteriyorsa onu yönlendiren bir güç var demektir. İşte burada da termitleri
yönlendiren, onlara akılcı planlar kurduran ve onları fedakarca davranışlara
yönelten büyük bir güç vardır.
O güç, sonsuz ilim ve aklı sahibi olan yüce Allah'a aittir.
|