|
Disk Yumurtalar
Culex türünün yumurtası, alt kısmında huni şeklinde bir oyuk taşır.
Bu oyuğun, insana, ilk bakışta bir anlamı yok gibi gelir. Oysa ileri
aşamalarda son derece önemli bir görevi olduğu ortaya çıkar: Bu oyuk,
içine dolan hava sayesinde bir cansimidi işlevi görmekte ve yumurtanın
su üzerinde kalmasını sağlamaktadır.
Ancak dikkat edilirse ortada ciddi bir sorun vardır: Yumurtanın
altında yeralan bu cansimidinin, yumurtanın "alabora" olması
sonucunda işe yaramaz hale gelmesi çok kolaydır. Bu nedenle bu yumurta
tek başına suya bırakıldığında, uzun süre su yüzeyinde kalamaz. En
ufak bir sallantıda dengesini yitirir, devrilir ve alt tarafında hava
bulunan delik su dolarak yumurtanın batmasına neden olur.
Oysa yumurtaların yaşayabilmeleri için suyun üzerinde kalmaları
gerekir. Çözümü size, akıl sahibi insanoğluna soralım; yumurtaların
batmaması için siz olsanız ne yapardınız?
Sivrisinek bu problemi çözecek en akılcı yolu kullanır. Yumurtaları
birbirine yapıştırarak sorunu çözer. Bir disk şeklinde birbirine yanyana
yapıştırılan yumurtalar, suyun üzerinde yüzen bir sal oluştururlar.
Çapı yaklaşık 11 mm. olan bu disk suyun üzerinde kolaylıkla yüzer.
Yumurtaların altındaki oyukta bulunan hava ve yumurtalar arasındaki
boşluk, bir hava yastığı görevi görür ve diski suyun üzerinde tutar.
Böylesine akılcı bir yöntem kullanılmazsa, yumurtalar suyun içine
batar ve ölürler.
Peki suyun kaldırma kuvvetinden haberi bile olmayan sivrisinek,
probleme en uygun çözümü nasıl bulmuştur. Dahası ortada bir problem
olduğunun farkında mıdır ki, probleme bulduğu çözümden bahsedilebilsin?
Yumurtaları tek tek birbirine yapıştırmak ve özenle bir sal yapmak
oldukça zahmetli bir iştir. Bu yumurtaların bir sonraki mevsimde çatlayacağı
düşünülürse, sivrisinek uğraşısının sonucunu göremeden ölecektir.
Yumurtladıktan sonra yumurtalarıyla hiçbir bağı kalmadığı, kendi yaşamını
sürdürmek açısından hiçbir çıkarı olmadığı, kısa bir süre sonra öleceği
halde, kendi ölümünden sonra yumurtalarının güvenliğini sağlamak için
büyük bir çaba harcamaktadır.
Burada özellikle altını çizmemiz gereken nokta, sivrisineğin bu
çabası sonucunda hiçbir çıkarı olmadığıdır. Yaptığı bu zahmetli işin
kendi hayatına hiçbir etkisi yoktur. Yani hayatta kalmak için değil,
gelecek bir nesli kurtarmak için çaba göstermektedir. Hiçbir zaman
göremeyeceği, nasıl bir ortamda, hangi şartlarda gelişeceklerini,
ne gibi tehlikelerle karşılaşacaklarını bilemeyeceği bir nesli kurtarmak
amacıyla, en doğru kararı verir ve oldukça zor bir iş başarır.
Normal olarak bir böceğin yapması gereken, yumurtlama zamanı geldiğinde,
yumurtalarını rastgele yerlere yumurtlamasıdır. Tek amacı hayatta
kalmak, yemek yemek ve çiftleşmek olan bu böcek, sonucunu bile göremeyeceği
bir iş için neden çaba göstermektedir? Bu çabayı sivrisineğe gösterten
güç nedir?
Çok açıkça görülmektedir ki, sivrisineğin bir yaşam kavgası yoktur.
O, yapılabilecek en doğru ve sağduyulu hareketi, kendisine verilen
ilham sonucunda yapmaktadır.
Evrimcilerin, daha doğrusu yaratılışa körü körüne karşı olan kimselerin
yanıtlamaları gereken bir başka soru vardır. Sivrisinek, yumurtaların
batmaması için en uygun çözümü nasıl bulmuştur?
Evrimcilerin hiçbir şekilde cevaplayamadıkları bu soruyu bir an
için gözardı edelim.
Her ne kadar imkansız da olsa, sivrisineğin başka yumurtaları gözlemlediğini,
uzun uzun düşünerek böyle bir çözümü kendisinin bulduğunu varsayalım.
Durum böyle olsa bile, eğer yumurtaların altında doğuştan bir hava
oyuğu bulunmazsa, sivrisineğin yapmaya çalışacağı sal bir işe yaramayacaktır.
Dahası sivrisinek, yumurtalarını birbirlerine yapıştıracak ve suda
etkisini zamanla yitirmeyecek doğal bir yapıştırıcıya doğuştan sahiptir.
Bu yapıştırıcı olmazsa ne yumurtaların altındaki hava deliğinin, ne
de sivrisineğin bir sal yapmaya karar vermesinin bir anlamı olmaz.
Sivrisineğin yaptığı salın disk şeklinde olmasının da bir anlamı
ve amacı vardır. Sal için disk en uygun şekildir. Eğer sivrisinek
başka bir geometrik şekil kullansa (örneğin ince uzun bir dikdörtgen
yapsa), sal kolaylıkla alabora olur. Disk şekli, su kuvvetiyle oluşması
muhtemel momentleri en uygun şekilde dağıtarak, güvenliği sağlar.
Birbiriyle bu kadar uyumlu bir sistemi oluşturan detayların, zaman
içinde, şuursuz tesadüfler sonucunda, kendi kendine oluştuğunu iddia
etmek ise akılla uyuşmayan bir durum teşkil eder. Dahası, bu detayların
birinin eksik olması bütün sistemin bir daha geri gelememek üzere
yokolmasına sebep olur. Sivrisinek, "deneme-yanılma" gibi
bir yolla geliştiremeyeceği, tesadüfler sonucunda kesinlikle oluşamayacak
bir biçimde yumurtalardan oluşan bir sal yapmaktadır. Bu durumun yegane
açıklaması ise, doğumundan en fazla bir kaç hafta sonra bu salı yapan
canlının, bu iş için gerekli bilgi ve donanıma sahip kılınmış ve bu
iş için "programlanmış" olduğudur.
Jelatinlenmiş
Yumurtalar
Gıdaların bozulmadan saklanmaları için son birkaç on yılda oldukça
etkili yöntemler geliştirilmiştir. Bunlardan en önemlisi, ambalajlamadır.
Sürü sivrisinekleri olarak bilinen sivrisinek türü de, yumurtalarını
saklamak için bu yöntemi kullanır.
Yumurtalar, jelatinimsi bir madde yığının içine, bir çerçeve veya
ip şeklinde bırakılır. Jelatinimsi kitle yumurtaları mekanik etkilerden,
kurumaktan, ani ısı değişimlerinden ve düşmanlardan korur. Ayrıca
sivrisinek, bu madde sayesinde, yumurtaları bitki ya da taşlara yapıştırır
ve böylece yumurtaların suyun içinde kaybolmalarını engeller.
|

Yumurta salı ve çatlayan yumurtalardan çıkan
larvalar.
Anaphales
sivrisineğinin yumurtaları. Yumurtaların etrafinda bulunan
hava odacıklari ve yüzey geriliminin etkisini arttıran
yapılar, yumurtaların su yüzeyinde kalmalarını saglar.
Eğer bu yapılar yumurtaların üzerinde bir seferde oluşmuş
olmasaydı, anophales sivrisineğinin tüm yumurtaları suya
batarak ölürdü. Sivrisineğin küçücük yumurtası bile evrim
teorisini çürüten bir delil, hem de yaratılışın en güzel
örneklerinden birini oluşturur. |
|
Cansimidi Yumurtalar
Sıtma mikrobunu taşıyan sivrisinek olan Anopheles'in yumurtaları, suya
batmalarını engelleyecek ve su yüzeyinde kalmalarını sağlayacak özel
bir şekle ve yapıya sahiptirler. Yumurta kabuğunun dışındaki hava odacıkları
ve yumurtayı saran yüzme kenarları yumurtayı su üstünde tutar. Yüzme
kenarları suyun yüzey gerilimini artırır ve yumurtanın bu gerilim sayesinde
batmamasını sağlar.
Yüzey gerilimi suyun yüzeyinde oluşan bir güçtür. Özellikle küçük canlılar
bu gücü aşamazlar. Ancak bu çoğu kez olumsuz bir durum değildir çünkü
bu sayede böcekler suyun üzerinde rahatlıkla yürüyebilirler. Kimi böcekler
bacaklarında bulunan destek yapıları sayesinde _ayaklardaki tüycükler,
ayağı kaplayan yağlı salgılar gibi_ su üzerinde çok daha kolay hareket
edebilirler.
Anopheles sivrisineğinin yumurtalarının üzerindeki hava odacıkları
ve yüzme kenarları da, yüzey gerilimi kanunundan en yüksek verimle yararlanacak
biçimdedir. Ancak daha önce de belirtildiği gibi, ne yumurtaların içindeki
larvaların, ne de kendisi de bir zamanlar bu yumurtadan çıkmış olan
anne sivrisineğin, yüzey gerilim kuvvetinden ve bu kuvvetten yararlanmak
için yumurtaların üzerinde bulunan yapılardan haberleri yoktur.
Böyle bir özelliğin zaman içinde kazanılmasına da imkan yoktur. Eğer
bu yapı yumurtanın üzerinde bir seferde ortaya çıkmazsa, Anopheles'in
bütün yumurtaları suyun dibine batar ve sivrisineğin nesli tükenir.
Ancak böyle bir durum söz konusu olmaz. Çünkü Anopheles'in de, diğer
canlıların da varlıklarını sürdürmeleri için ihtiyaçları olan en uygun
tasarım, kendileri için Allah tarafından yapılmıştır.
Marangoz Sivrisinek
Sivrisinekler yumurtalarını her zaman durgun bir su birikintisinin
içine bırakmazlar. "Cylindrotoma Sivrisineği", yumurtalarını
bırakmak için daha ilginç ve zor bir yöntem kullanır. Bu türün dişisi,
yumurtalarını bir bitkinin dokusuna yerleştirir.
Burada çok önemli bir ayrıntı vardır. Herhangi bir böcek, bitki
dokularını kolay kolay kesemez. Özellikle sivrisineğin boyutu düşünüldüğünde
bu zorluk, insanın elinde hiç bir aleti olmadan kalın bir ağacı kesmesine
benzer ki, bu imkansızdır. Peki o halde sivrisinek ne yapar?
Sivrisinek bu problemi, kendisine yaratılıştan verilen bir özellik
sayesinde aşar. Başının üzerinde bulunan ve bir testere görevi gören
kesici organla, bitki dokularını rahatlıkla keser. Üst kısmından kestiği
bitkilerin içine yumurtalarını iter. Bazen bir yaprakta bu şekilde
bırakılmış 70 yumurtaya rastlanabilir.
Rastgele
bir yere bırakmak varken, zahmet gerektiren bir şekilde, üstelik de
zorlu bir yeri yumurtalarını bırakmak için seçmiştir. Tek amacı yemek
ve yaşamak olan bir böcek niçin kendisini zora sokar ve oldukça zahmetli
bir işe kalkışır?
Cylindrotoma zorluklardan hoşlandığı için mi böyle yapar?
Neden diğer türlerde değil de sadece bu türdeki sivrisineklerin
başında kesici organ vardır?
Bu organı bir alet gibi kullanma bilgisi, doğan her sineğe kim tarafından
verilmiştir?
Yumurtalarını güvenliğe almak için bitki dokularını kesmeyi sivrisinek
nasıl akıl etmiştir?
Tüm bu sorular bizi yine aynı cevaba götürür: Sivrisinek, yaptığı
işi yapabilmesini sağlayacak özel bir dizayn ile ve kendisine bu işi
yaptıracak bir tür "programla" birlikte yaratılmıştır.
Bambu Sivrisineği
"Leicester sivrisineği" yumurtalarını
bambu saplarının deliklerine bırakır. Bambu saplarının içi güvenli
olduğu kadar, larvaların ihtiyaçlarına da cevap verebilecek bir ortamdır.
Sivrisinek yumurtalarını bırakırken
-tıpkı diğer sivrisinekler gibi- kendisine özgü akılcı bir yol izler.
Leicester arka bacaklarını bambu saplarındaki deliklerden, içeride
birikmiş suya sokar, yumurtalar suya düşer ve gelişimlerini burada
sürdürürler.
İlk yağmurlarla birlikte yumurtalar
kuluçka dönemine girerler. Yumurtlamayı takip eden 2-3 gün içinde
kuluçka dönemi biter ve kurtçuklar çıkmaya başlar. Yumurtanın içinden
kurtların olgunlaşarak çıkmaları hemen hemen aynı dakika içinde olur.
Bir dakika içinde bütün kurtlar suda gezmeye başlar. Bunlar hiç durmadan,
ne bulurlarsa yer ve müthiş bir süratle büyürler.
Acaba bu sivrisinek türünün ataları,
yaptıkları gözlemler sonucunda yavrular için en güvenli ortamın bambu
sapları olduğunu tespit etmiş, daha sonra bütün soyun bu yöntemi izlemesine
mi karar vermişlerdir? Sonra da bu emir nesilden nesile, doğan her
dişi sivrisineğe ulaştırılmış mıdır?
Görüldüğü gibi bu tip sorular her aşamada
kaçınılmaz olarak insanın karşısına çıkar. Bu soruların cevapları
normal ve vicdanlı bir insanı tek noktaya yani bilinçli yaratılışa
götürür. Dünyanın herhangi bir köşesindeki herhangi bir bambu sapının
içindeki bir su birikintisinde, bilmediğimiz, aklımıza dahi gelmeyen
bir hayat vardır ve bu hayat son derece ustaca bir biçimde yaratılmıştır.
İnsana düşen ise, bu yaratış örneklerini görmek ve bunları yaratan
Allah'ın gücünü takdir etmektir. Çünkü Kuran'a göre;
Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü
ölümünden sonra dirilttiği suda, (ve) her canlıyı orada üretip-yaymasında
düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler (deliller) vardır.(Bakara,
164)
|