|
Kuran'da Allah, "Onlar, üstlerinde dizi dizi kanat
açıp kapayarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahman (olan Allah)'dan
başkası tutmuyor. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir." (Mülk
Suresi, 19)
Ayetiyle, kuşlara dikkat çekmektedir. Bu bölümde, özellikle göçmen kuşlar
ele alınmış, bunların göklerde ne denli mükemmel dengelerle yolculuk ettikleri
ve vücutlarının sahip kılındığı sistemler anlatılarak, Allah'ın onları
"gökte tutması" ile ilgili sırlarının ana hatlarına yerverilmiştir.
Göç
zamanını nasıl belirliyorlar?
Kuşların nasıl ve neden göç etmeye başladıkları, "göç
kararı"nı neye dayanarak aldıkları yüzyıllardır merak edilen bir
konudur. Kimi bilim adamları göçün nedenini mevsim değişikliklerine, kimileri
de yiyecek arayışına bağlarlar. Önemli olan, bu uzun mesafeli uçuşların
kendi bedenlerinden başka hiçbir korunmaya, teknik donanıma ve güvenliğe
sahip olmayan bu hayvanlar tarafından nasıl gerçekleştirildiğidir. Çünkü
göç olayı yön bulma, gıda depolama, uzun süre uçabilme gibi beceriler
gerektirmektedir. Bu özelliklere sahip olmayan bir hayvanın birdenbire
göç eden bir hayvana dönüşmesi mümkün değildir.
Bu konuya cevap vermek için yapılan deneylerden biri
şöyledir: Bahçe bülbülleri , ısı ve ışık gibi iç koşulları değiştirilebilen
bir laboratuvarda deneylere tabi tutulmuştur. İçerideki koşullar dışarıdakilerden
farklı olarak düzenlenmiştir. Örneğin dışarıda kış mevsimi yaşanırken,
laboratuvarda bahar ortamı sağlanmıştır, bunun üzerine kuşlar içerideki
şartlara göre vücutlarındaki düzenlemeleri yapmışlardır. Aynı göç vaktinin
yaklaştığı zamanlarda yaptıkları gibi, yakıt için yağ depolamışlardır.
Fakat kuşlar, yapay mevsime göre kendilerini ayarlayıp, erkenden göç edecekmiş
gibi hazırlansalar da, göç hareketine vaktinden önce girişmemişlerdir.
Kuşlar dışarıdaki mevsime uymuşlardır. Bu sonuç kuşların göçe başlama
kararını mevsim şartlarını gözlemleyerek almadıklarının bir ispatıdır.
Peki kuşlar göç vaktini neye dayanarak belirlerler? Bilim
adamları bu sorunun cevabını hala bulamamışlardır. Bu nedenle, canlılarda,
kapalı bir ortamda zamanlama yapabilmeyi ve mevsim değişikliklerini ayırt
edebilmeyi sağlayan bir "iç saat"in var olduğunu düşünüyorlar.
Ama, "kuşların bir iç saati var, bu sayede göç vaktini anlıyorlar"
cevabı bilim dışı bir cevaptır. Bu nasıl bir saattir, vücudun hangi organına
bağlıolarak çalışmaktadır ve nasıl oluşmuştur? Bu saatin bozulması, geri
kalması durumunda ne olur?
Aynı sistemin sadece tek bir göçmen kuş için değil, bütün
göç eden canlılar için geçerli olduğunu düşünürsek bu soruların cevapları
daha da önem kazanır.
Bilindiği gibi göçmen kuşlar aynı yerden göçe başlamazlar,
çünkü her biri aynı yerde bulunmamaktadır. Çoğu tür, önce belirli bir
yerde toplanır, sonra hep birlikte göçe başlarlar. Peki bu zamanlamayı
nasıl yapmaktadırlar? Nasıl olup da, kuşların sahip oldukları kabul edilen
"saat"ler, birbiriyle bu denli uyumludur? Bu denli düzenli bir
sistemin kendi kendine oluşması düşünülebilir mi?
Göç gibi planlı bir hareketin kendi kendine oluşması
imkansızdır. Ayrıca kuşlarda ve göç eden diğer tüm canlılarda ne çeşitte
olursa olsun bir saat yoktur. Göç eden bütün canlılar bunu her sene kendi
belirledikleri zamanlarda yaparlar, ama bunu bir iç saate uyarak yamzalar.
Bazı kişilerin iç saat olarak nitelendirdikleri şey; Allah'ın bu canlılar
üzerindeki kontrolüdür. Evrendeki herşey gibi göç eden canlılar da Allah'ın
emirlerine uymaktadırlar.
Enerji kullanımı
Kuşlar uçmak için büyük bir enerji sarfederler. Bu yüzden
de kara ve denizdeki tüm canlılardan daha çok yakıta ihtiyaç duyarlar.
Örneğin, 3.000 km.'lik Hawai-Alaska mesafesini katedebilmek için bir kaç
gramlık "sarısalkım kuşu", yolculuğu boyunca 2.5 milyon kez
kanat çırpmak zorundadır. Buna rağmen 36 saat gibi uzun bir süre havada
kalabilmektedir. Bu yolculuğu sırasındaki sürati ise saatte ortalama 80
km.dir. Bu kadar yorucu bir uçuş sırasında, kuşların kanındaki asit miktarı
aşırı derecede artar ve yükselen vücut ısısı nedeniyle de kuş bayılma
tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Bazı kuşlar bu tehlikeyi karaya inerek
engellerler. Peki engin denizlerin üzerinde göç etmekte olanlar nasıl
kurtulacaktır? Kuş bilimciler bu durumda kuşların kanatlarını mümkün olduğu
kadar açıp, kendilerini bırakarak serinlediklerini gözlemlemişlerdir.
Göçmen kuşların metabolizmaları da, bu işi kaldıracak
kadar güçlüdür. Örneğin göç eden en küçük kuş olan "kolibri"nin
vücudundaki metabolizma hareketi, bir filinkinden 20 kat daha fazladır.
Kuşun vücut sıcaklığı 62°C'ye ulaşır.
 |
|
"V" şeklindeki
uçuş.
|
Uçuş teknikleri
Kuşlar,
böyle zorlu uçuşlar için uygun bir tarzda yaratılmış olmalarının yanında,
bir de elverişli rüzgarlardan faydalanmalarını sağlayacak yeteneklerle
donatılmışlardır.
Örneğin leylek, yükselmekte olan ılık hava akımlarıyla
2.000 metreye kadar çıkar, ardından kanat çırpmaksızın bir sonraki ılık
hava akımına doğru süzülür.
Kuş sürülerinin bir başka uçuş tekniği ise "V"
şeklindeki uçuştur. Bu sayede, önde giden kuvvetli ve büyük kuşlar, karşı
hava akımına karşı bir çeşit kalkan oluşturarak, daha zayıf olanların
işlerini kolaylaştırırlar. Uçak mühendisi Dietrich Hummel bu şekilde bir
organizasyonun sürü genelinde % 23 tasarruf sağladığını ispatlamıştır.Sıcak
hava dalgası içinde yükselen kuş, en yukarı ulaştığında kendini aşağı
bırakarak süzülür. Bu kuşa büyük bir enerji tasarrufu sağlamaktadır.
Sıcak hava dalgası içinde yükselen
kuş, en yukarı ulaştığında kendini aşağı bırakarak süzülür.
Bu kuşa büyük bir enerji tasarrufu sağlamaktadır. |
|
 Yüksek irtifada uçuş
Göçmen kuşların bir bölümü çok yüksek irtifada uçarlar.
Örneğin kazlar 8.000 metre yükseklerde uçabilirler. Atmosferin, 5.000
metre de bile deniz seviyesine kıyasla % 63 daha az yoğun olduğu hatırlandığında
kazların uçtuğu yüksekliğin ne denli akılalmaz olduğu anlaşılmaktadır.
Çünkü, atmosferin bu denli seyrek olduğu bir yükseklikte uçan kuş, daha
hızlı kanat çırpmak ve dolayısıyla daha fazla oksijen bulmak zorundadır.
Ancak bu hayvanların ciğerleri, yükseklerdeki oksijenden
maksimum oranda faydalanabilecek şekilde yaratılmıştır. Memeli hayvanlarınkinden
farklı bir şekilde çalışan akciğerler, kuşların seyrek havadan normalden
fazla enerji almalarını sağlar.
Mükemmel
duyma yeteneği
Kuşlar göçleri sırasında hava olaylarına da dikkat ederler.
Örneğin yaklaşan bir fırtınanın odağına girmemek için yollarını değiştirirler.
Kuşların bu özelliğini araştıranlardan ornitolog Melvin L. Kreithen bazı
kuşların atmosferde çok uzak mesafelere yayılan son derece küçük frekanslı
sesleri işittiklerini saptamıştır. Bu sayede göçmen kuş, bulunduğu yerden
çok uzaktaki bir dağın üzerinde patlayan fırtınayı veya yüzlerce kilometre
ileride, denizin üzerindeki gök gürültüsünü işitebilmektedir. Ayrıca,
kuşların göç yollarını, hava şartlarının genelde tehlikeli olduğu bölgelerden
uzak tuttukları da bilinmektedir.
 Yandaki illustrasyon, kuşların
uçarken faydalandıkları 12 unsuru göstermektedir.
1-Güneş
2-Zamanlama hissi,
3-Yıldızların konumları,
4-Ultraviyole ışınları,
5-Polarize ışık,
6-Çok düşük frekanslı sesler
7-Çok uzaklardan gelen dalga, gökgürültüsü gibi sesler,
8-Dünyanın manyetik alanı,
9-Yerçekimi,
10-Meteoroloji değerlendirilmesi,
11-Uygun rüzgarlar,
12-Yeryüzü şekilleri
|
|
Yön algılama
Kuşlar, binlerce kilometrelik uçuşları sırasında, pusula,
harita ya da benzeri yön belirleyicilerden yoksun olarak, nasıl doğru
yönü bulmaktadırlar?...
Bununla ilgili olarak ilk öne sürülen teori, kuşların
yer şekillerini ezberledikleri ve böylece yolu şaşırmadan katedebildikleri
şeklindeydi. Ama yapılan deneyler, bu teorinin yanlış olduğunu göstermiştir.
Konuyla ilgili olarak güvercinler üzerinde yapılan bir
deneyde, hayvanların gözlerine etrafı görmeleriniengelleyen donuk lensler
takılmıştır. Ancak, böylece yeryüzü şekillerini görmeleri engellenmiş
güvercinler, sürülerinden bir kaç kilometre ötede bırakılsalar bile, yine
gidecekleri yolu bulabilmişlerdir.
Daha sonra yapılan araştırmalarda, dünyanın manyetik
alanının özellikle kuş türleri üzerinde etkili olduğu anlaşılmıştır. Yapılan
çeşitli çalışmalarla, kuşların yerin manyetik alanından yararlanarak yönlerini
bulmalarını sağlayan oldukça gelişmiş bir "manyereseptör" (manyetik
alan algılayıcısı) sistemine sahip oldukları ortaya konmuştur. Bu sistem
sayesinde, kuşlar, göç sırasında dünyanın değişen manyetik alanını hissederek,
yönlerini belirlemektedirler. Deneyler, göçmen kuşların, manyetik alandaki
%2'lik bir değişimi bile algıladıklarını göstermiştir.
Bazıları, kuşların vücudunda bir tür pusula olduğunu
söyleyerek, konuyu açıkladıklarını zannetmektedirler. Ancak, asıl büyük
soru bu noktadan doğmaktadır.
Soru şudur: Kuşlar. nasıl olmuş da birer "doğal
pusula" ile donatılmışlardır? Pusulanın, "icad" edilen
bir şey olduğunu, insan aklı tarafından yapıldığını biliyoruz. Peki insanın
bilgi birikimiyle ortaya çıkardığı bir aygıt olan pusula, kuşların vücudunda
nasıl var olmuştur? Acaba yıllar önce, bir kuş türü, yön bulurken dünyanın
manyetik alanından yararlanmanın faydasını düşünmüş ve kendi vücudu için
bir "manyereseptör" mü icad etmiştir? Yoksa yine yıllar önce,
bir kuş türü "tesadüfen" böyle bir mekanizma ile mi donanmıştır?
Kuşkusuz hayır...
Ne kuşun kendisi, ne de bir tesadüf, vücuda son derece
gelişmiş bir pusula ekleyemez. Kuşun vücut yapısı, akciğeri, kanatları,
sindirim sistemi vb. gibi, yön bulma yetenekleri de Allah'ın kusursuz
yaratışının örneğidir:
"O Allah ki, yaratandır, kusursuzca
varedendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde
ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O azizdir, hakimdir."
(Haşr Suresi, 24)
| Görmedin mi ki, göklerde
ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuşlar, gerçekten Allah’ı
tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasını ve tesbihini şüphesiz bilmiştir.
Allah, onların işlediklerini bilendir. (Nur Suresi, 41)
|
|
|
|