|
HAYVANLAR ALEMİ BÜTÜN HAYVANLAR
KAFUR BÖCEKLERİ
Kafur böcekleri (Camphor böceği) suyun üzerinde çok büyük bir hızla
hareket ederek adeta kayak yaparlar. Bu böcekler vücutlarının arka
bölümlerinde veya karın bölgelerinde bir sıvı üretirler. Bu, böceğin
arkasındaki suyun yüzey gerilimini azaltan özel bir sıvıdır. Önünde
bulunan yüzeyi güçlü bir şekilde ittiğinde böcek ileriye doğru sürüklenir.
Böceğin vücudu sanki küçük bir motorun desteğiyle yönetilerek hızla
hareket etmesini sağlamaktadır. Hatta böcek karnını bir taraftan diğer
bir tarafa hareket ettirerek rotasını da istediği gibi ayarlayabilmektedir.
Tonny Seddon, Animal Movement, s.23 |
|
YILANLARIN DUYMASI
İnsanların duyduğu seslerin tümü dış kulaklar tarafından alınır. Sesler,
önce orta, daha sonra iç kulak yoluyla titreşimler göndererek kulak
zarını titretirler. Bizler bu sayede duyarız. Yılanların başlarının
dışında özel bir kulak bölümleri yoktur. Fakat iç kısımlarında kulak
bölümleri vardır. Sesler yılanın vücuduna kaslardan geçerek gelir.
En sonunda ise çenelerindeki kemiklere gider. Bu kemikler içteki kulak
bölümlerine bitişiktir. Yılanların duyması bu sayede gerçekleşir.
Ranger Rick, Şubat 1996, s.45 |
|
KUŞLARIN YUVALARI
Kuşların yuva yaparken kullandıkları malzemeler büyük farklılıklar
gösterir. Çimler ve dallar kuşların en çok kullandıkları malzemelerdir.
Güney Amerika'nın fırıncı kuşu yuva yaparken çamur kullanır. Soldaki
resimde görülen Güneydoğu Asya'nın kırlangıçları kendi salyalarından
oluşturdukları maddelerle yuvalarının temelini oluştururlar. Yuva
mekanları da çeşitlilik gösterir. Kartallar yuvalarını ağaçların tepelerinde
kurarken sağda resmi görülen büyük-ibikli grebe kuşunun yuvası ise
yüzen bir saldan oluşur.
Dr. Z. Veselovsky, Are Animals Different?, s.106-107 |
 |
|
ARI YİYİCİ KUŞLAR
Yaklaşık 40 gram ağırlığında olan kuşlar için büyük tropik bir arının
iğnesi ölümcül olabilir. Oysa bazı kuşlar arı yiyerek beslenirler.
Arı-yiyiciler arının zehirli etkisinin üstesinden iki yolla gelirler.
Öncelikle arının kuvvetli iğnesine karşı belli bir yere kadar bağışıklıkları
vardır. İkinci olarak da kuşlar tehlikeli türlerle tehlikesiz olanlar
arasındaki farkı ayırt edebilirler ve aslında arıların sokan türleriyle
çok nadiren uğraşırlar. Bir arıyı yakalayan kuş, öncelikle böceği
gagasının ucunda silkeler, sıkıca tutacak şekilde kendini ayarlar
ve sonra da dala doğru böceği sertçe çarptırarak bayıltır. Daha sonra
arının vücudunun arka kısmını pürüzlü ağaç kabuğuna sürter bu işlem
keskin iğneyi ve ona bağlı zehirli keseleri koparıp atar. Bütün bu
işlemlerden sonra kuş arının zehirinin yok olduğuna kanaati gelince
arıyı olduğu gibi yutar. Bir kuşun arının zehirini nasıl etkisiz hale
getireceğini kendi kendine bulmuş olması mümkün müdür? Peki ya bu
zehire karşı bağışıklık kazanmasını sağlayacak maddeyi vücudunda kendi
kendine oluşturması mümkün müdür? Bunları bir kuşun bilmesine imkan
yoktur. Kuşun arıyı avlamasındaki planın üstün bir aklın ürünü olduğu
kesin bir gerçektir. Kuşa bütün bunlar Rahman ve Rahim olan Allah
tarafından ilham edilmektedir.
Martyn Bramwell, Birds, The Aerial Hunters, s.38-39 |
|
|
TEHLİKELİ
SÜNGERLER
Antarktika okyanusunun derinliklerinde yaşayan birçok omurgasız hayvan
yiyeceklerini, suda bulunan besinleri süzerek elde ederler. Bu canlılardan
süngerler Antarktika denizlerinde yaşayan, en büyük canlı grubudur.
Süngerlerin de renkli denizyıldızları ve denizhıyarları gibi düşmanları
vardır. Fakat süngerler çeşitlerine göre kendilerini düşmanlarından
koruyacak çok değişik özelliklere sahiptirler. Dikenli süngerler,
koruma olarak karşı tarafın cesaretini kıran, uzun dikenlere sahiptirler.
Tehlikeyle karşılaştıklarında hemen dikenlerini ortaya çıkarırlar.
Kırmızı, yeşil süngerler ve kaktüs süngerleri ise denizyıldızlarını
ve diğer hayvanları caydıracak kimyasal bir sıvı salgılarlar.
Int. Wildlife, Kasım-Aralık 1997, No.6, s.6 |
|
|
KÜREK BURUNLU KERTENKELE
Çöllerde yaşayan kürek burunlu kertenkele kuyruğunu ve ayaklarını
serinletmek için sıcak kumun üzerinde dans eder gibi hareket eder.
Sonra kuyruğundan destek alarak çapraz bir şekilde bir ön ayağını,
bir arka ayağını havaya kaldırır. Birkaç saniye sonra ayaklar değişir.
Kertenkele, aerodinamik biçimli burnu ve vücudu sayesinde kum tepeciklerinin
içinde adeta yüzebilir. Büyük ayakları kumların arasında çok hızlı
bir şekilde koşmasına olanak sağlar. Allah bu canlıyı benzersiz bir
yöntemle sıcaktan korumaktadır.
Int. Wildlife, Kasım-Aralık 1997, No.6, s.53 |
 |
|
DİŞİ ACI BALIKLAR
Dişi acı balıkta (Rhodeus) üreme mevsiminde uzun bir yumurtlama borusu
oluşur. Daha sonra bu boruyu kullanarak yumurtalarını tatlı su midyelerinin
içine bırakır. Dişinin yumurtaları midyeye yerleştirmesinden sonra
gelen erkek balık da spermlerini akıtır. Midyede güvenlik içinde döllenen
yumurtalardan çıkan yavru balıklar büyüdükten sonra midyenin içinden
çıkarlar. Bu arada midyenin larvaları da yavru Rhodeus'ların derilerine
tutunarak başka bir yere taşınırlar. Allah'ın özel olarak yarattığı
bu birliktelik sayesinde her iki canlı da ihtiyaçlarını karşılamış
olurlar.
Dr. Maurice Burton, Balıklar, s.29 |
|
VATOZLAR
Vatozlar, okyanus dibini temizleyen balıklardandır. Yüzgeçleri olmayan
bu balıkların derilerinin üstü ince bir zımpara, altı ise ıslak bir
kadife gibidir. Vatozların savunma mekanizmaları kuyruklarının ucunda
bulunan dikenlerdir. Rahatsız edildiğinde vatoz düşmanını sokar. Bu
sırada dikenlerindeki zehir serbest kalır. Son derece etkili olan
bu zehir canlılar için öldürücü olabilir.
Ranger Rick, Aralık 1990 |
 |
|
TEMİZLİKÇİ
KARİDESLER
Temizlikçi karideslerin görevi, okyanustaki balıkları temizlemektir.
Birçok temizlikçi karides çeşidi vardır. Resimde görülen karidesin
kırmızı ve beyaz çizgileri bir deniz feneri gibi hareket ederek, temizlenmeye
ihtiyacı olan balığın karidesi bulmasına yardımcı olur. İki uzun beyaz
anteni olan karides balığın üzerine yerleşir yerleşmez balık, sabırla
derisinin ya da yarasının üzerindeki parazitlerin yenmesini bekler.
Temizlikçi karides, rahatsızlık verici parazitleri almak için balığın
ağzının içine bile girebilir. Bu temizlik ekibi balığın tamamen temizlendiğinden
emin olana kadar görevini sürdürür.
Ranger Rick, Aralık 1990, s.5 |
 |
|
YÜZME KESESİ OLMAYAN
BALIKLAR
Balıkların suda rahat hareket etmelerini sağlayan pek çok sistemleri
vardır. Balıklar suda batmadan durmak istediklerinde yüzme keselerini
şişirirler. Cankurtaran yeleğine benzetilebilecek olan bu yapı bütün
balıklarda bulunmaz. Örneğin derin deniz balıkları ve orkinos gibi
iri balıklardaki yağlı et, onları batmaktan korur. Bu yüzden yağ kesesine
ihtiyaçları yoktur. Köpek balıklarınınsa oldukça yağlı bir karaciğerleri
vardır. Bu da suda sabit durmak istediklerinde köpek balıkları için
yeterli bir donanımdır. Bunlardan başka pisi balığı gibi deniz dibinde
yaşayan balıklar suda durmaya gerek duymazlar. Bu yüzden pisi balıklarında
da yüzme kesesi yoktur. Bu örneklerde de görüldüğü gibi Allah bütün
canlıları en uygun sistemlerle yaratmıştır.
Dr. Maurice Burton, Balıklar, s.22 |
 |
|
BOWER KUŞLARININ SÜSLÜ
YUVALARI
Bower kuşları yuvalarını süslemeleri ile tanınırlar. Avustralya'nın
büyük gri bower kuşunun (Chlamydera nuchalis) çalı içinde yaptığı
yuva, 300-400 salyangoz kabuğuyla, yaklaşık 5000 bin beyaz taş, cam
ve kemik parçasıyla bezenmiştir. Resimde görülen bower kuşu ise yuvasını
mavi renkli eşyalarla süsler. Bowerlarda erkekler bütün güçlerini
dekorasyona harcarken, dişi de yuvanın kurulması ve yavrunun yetiştirilmesi
ile ilgilenir.
Dr. Z. Veselovsky, Are Animals Different?, s.113 |
|
TERMİTLER
Termitler yüksekliği 7 metreye ulaşan yuvalar yaparlar. Yuvanın duvarlarında
herhangi bir sebeple delik açıldığında hemen yuva içinde alarm verilir.
Yuva içerisindeki nöbetçiler başlarını duvarlara vurarak tehlike uyarısıyla
durumu koloninin bütün üyelerine bildirirler. Bunun üzerine kanatlı
termitler yuvanın daha güvenli bölgelerine çekilirler. Kral ve kraliçenin
bulunduğu odanın girişleri de hızla örülen duvarlarla kapatılır. Yıkılan
kesim hemen asker termitler tarafından sarılır. Onları duvar malzemesi
taşıyan işçiler izler. Birkaç saat içinde yıkılmış olan bölümün üzeri
bir yığınla kapatılır. Sonra içerideki bölmelerin inşaatı başlar.
Görüldüğü gibi termitler arasında kusursuz bir haberleşme vardır.
Burada unutulmaması gereken çok önemli bir nokta vardır. Bütün bu
düzeni kuran, gökdelenler inşa eden, güvenlik önlemleri alan termitler
kör canlılardır. Nöbetçilerin uyarılarının bütün termit kolonisi tarafından
algılanması, işlerin düzenlenip karışıklık çıkmadan yürütülmesi, kuşkusuz
ki kör termitlerin kendi kendilerine sağladıkları bir düzen sonucunda
oluşmaz. Önlerini dahi görmeyen termitler arasındaki bu kusursuz haberleşmeyi
sağlayan, yuvada yaşayan milyonlarca termit içinde, her bireyin kendine
düşen görevi yapmasını sağlayan hiç kuşkusuz ki her şeyden haberdar
olan Allah'tır.
Bilim ve Teknik Dergisi Ocak 1986, s.10 |
 |
|
SÜRÜNGENLERİN GÖZLERİ
Sürüngenlerin en önemli duyusu görmedir. Bazı sürüngenlerde göze ek
olarak birtakım özel organlar bulunur. Örneğin kum kertenkelesinin
alt gözkapağı saydamdır ve kertenkelenin gözlerini kumdan korur. Burun
delikleri de kuma gömülürken korunmak için yukarıya doğru dönüktür.
Yalnızca gece avlanan geckoların gözbebekleri büyüktür, gündüzleri
gözbebeği parlak ışıktan korunmak için çizgi şeklini alır. Bundan
başka yılanlarda gözkapağı yokmuş gibi gözükür. Aslında yılanların
gözkapakları vardır, fakat hareketsizdir ve gözleri saydam bir tabaka
ile örtülüdür. Bazı yılan türlerinin de başlarının iki yanında ısıya
duyarlı çukurlar vardır. Bunlarla diğer hayvanları hiç görmeden bile
kolaylıkla hissedebilirler.
Dr. Maurice Burton, Sürüngenler , s.18-19 |
|
|
SU ÖRÜMCEKLERİ
Su örümcekleri mecbur kalmadıkça sudan çıkmazlar. Sadece şiddetli
yağmurlarda su yüzeyinde kırılmalar meydana geldiği zaman geçici olarak
kıyıya sığınırlar. Su örümceklerinin ayaklarının ucunda suyu itme
özelliğine sahip, balmumuna bulanmış kıllardan oluşan kadifemsi sık
bir örgü vardır. Örümceğin ayağının, balmumunu eriten etere batırılmasıyla
yapılan bir deneyde, örümceğin su üzerinde yürüme yeteneğini yitirdiği
görülmüştür. Su örümceğinin yürüyüşü son derece ustacadır. Daha kısa
olan ön ayakları, özellikle avını yakalamaya yarar. Orta ayaklar hareketi
sağlar, arka ayaklarsa dümen vazifesini görür. Su örümceği, bir sıçrayışta
bir metre kadar ileriye fırlayabilir. Hatta göz açıp kapayıncaya kadar,
bir ayağını öne, diğer ayağını arkaya atarak geri dönüş yapabilir.
Suya düşen böceklerin yarattıkları dalgalar su örümceği tarafından
hemen algılanır. Suda oluşan en ufak bir titreşim örümceği harekete
geçirmeye yeter. Su örümcekleri suya batmalarını engelleyecek ayakları,
sudaki titreşimleri algılayan duyu organları ile Allah tarafından
kusursuz bir biçimde yaratılmışlardır.
Bilim ve Teknik Dergisi, Mart 1986, s.21 |
 |
|
AĞUSTOS BÖCEKLERİNİN SESİ
Bir ağustos böceği (Cicadella viridis), türdeşleri gibi çok gürültücü
bir böcektir. Gövdesinin arka kısmında hava kesecikleri üzerine yerleşmiş
sağlı sollu iki plak vardır. Ağustos böceği, taş kadar sertleşmiş
bu plakları çalarak o çok iyi bilinen sesini çıkarır. Plak, bağlı
olduğu kas tarafından çekilip bırakılınca, boş bir teneke kutunun
çıkardığı sese benzer bir ses oluşur. Böceğin yaptığı bu çekme-bırakma
işlemi saniyede 500 kez tekrarlanır. Göğüs kalkanının karın tarafında
bulunan uzantının açılıp kapanmasıyla ses yükselir veya alçalır. İnsan
kulağı, saniyenin onda birinden daha kısa süreli açılıp kapanmaları,
yani ses kesiklerini fark edemediği için ağustos böceğinin cızırtısı
bize sürekli devam ediyormuş gibi gelir.
Bilim ve Teknik Dergisi, Ocak 1986, s.10 |
 |
|
KARABATAKLAR
Birkaç yüz kuştan oluşan karabatak sürüleri, göllerde, toplu olarak
balık avlarlar. Bir karabatak sürüsünün tamamı sırayla kıyıya doğru
yüzerken, kuşlar bir yandan da birbiri ardınca dalış yaparlar. Bu
dalışlardan korkan balıklar da bu sayede daha kolay avlanacakları
sığ sulara itilmiş olurlar. Çok kalabalık olan karabatak sürüleri
aynı anda hangi yöntemi kullanarak başarılı olacaklarını ve nasıl
hareket etmeleri gerektiğini sadece ve sadece Allah'ın ilhamı sayesinde
bilmektedirler.
Dr. Z. Veselovsky, Are Animals Different?, s.116 |
 |
|
DÖNER BÖCEKLERİ
Döner böcekler kınkanatlı böceklerdendirler. Yeryüzünün hemen her
yerine dağılmış olan bu böcekler genellikle durgun su birikintilerinin
ve göllerin yüzeyinde daireler çizerek ya da fırıldak gibi dönerek
toplu halde yaşarlar. Saldırıya uğradıklarında hızla suya dalarak
suyun altında yüzebilirler. İki çift bileşik gözünden bir çifti suyun
üstünde, diğeri ise suyun altında kalabilir. Bu da böceğin aynı anda
her iki ortamı da görmesini sağlar. Döner böceklerin dişileri silindir
biçimindeki yumurtalarını su altı bitkilerinin üstüne paralel sıralar
halinde bırakırlar. Uzun, dar gövdeli larvaların yalnızca üç çift
bacağı vardır, ama karın bölgelerinin her birinden uzanan saçaklı
solungaçlarıyla görünümleri kırkayağa benzer. Karnının sol bölümündeki
kancalarla suda yüzen besinleri yakalayabilen larva, pupa evresinde
sudan çıkar ve yine bu kancaların yardımıyla kıyıdaki bitkilere baş
aşağı asılarak toz ve tükürük salgısıyla kendine koruyucu bir kılıf
yapar. Ayrıca döner böcekler tehlike karşısında kendilerini savunmak
için pis kokulu ve sütümsü bir sıvı da salgılarlar.
Ana Britannica Ansiklopedisi, 10. Cilt, s.347 |
 |
|
MAYIS BÖCEKLERİ
Mayıs böceği (Melolantha melolantha) toprağın 80 cm. derinliğinde
bulunan kozasından Ekim ayında çıkar, fakat ertesi yılın Mayıs ayına
kadar kozaya yattığı yerde kalır. Burada bulunduğu sürece yatışı ya
dünyanın manyetik kutupları yönünde Kuzey-Güney ya da Doğu-Batı doğrultusundadır.
Mayıs böceği, bu süre içinde laboratuvara getirilip, yatış yönü değiştirilse
bile uyanır ve sözü edilen biçimde yönünü değiştirir.
Bilim ve Teknik Dergisi Ocak 1986, s.11 |
 |
|
BAL KILAVUZLARI
Bal kılavuzları (Indicator indicator) Asya ve Afrika'da yaşayan kuşlardır.
Bu kuşlar, bal porsuğu denen bir porsuk türünün ya da insanların tepesinde
döne döne uçup şakıyarak, onları arı yuvalarının bulunduğu yere doğru
götürürler. Kuşların çağrısını anlayarak peşlerine düşen bal avcıları
kovanı kırıp içindeki balı alınca da petekte kalan balmumunu ve arı
larvalarını yerler. Diğer canlıların balmumu gibi bir maddeyi öğütmeleri
imkansızdır. Oysa bal kılavuzlarının mideleri bu işi başaracak bir
yapıda yaratılmıştır. Bal kılavuzlarının bağırsaklarında balmumunun
sindirilmesine yardımcı olan özel bakteriler vardır. İşte bu bakteriler
sayesinde bütün omurgalılar arasında, balmumuyla beslenen tek canlı
bal kılavuzlarıdır.
Temel Britannica Ansiklopedisi, Cilt 3, s.8 |
|
BALKUŞLARI
Balkuşları adı verilen bu kuş türü daha çok Avustralya ve Yeni Zelanda'da
yaşar. Çiçeklerden balözü emerek ve çiçeklerin arasında buldukları
küçük böcekleri yiyerek beslenirler. Çiçeklerden kolaylıkla balözü
alabilecek bir gaga yapısına sahiptirler. Balkuşları, ince uzun ve
hafifçe aşağıya doğru kıvrık olan gagalarını çiçeklerin içine daldırır
ve ucunda fırça gibi sert kıllar bulunan çatallı dilleriyle balözlerini
toplarlar. Bu kuşların en ilginç türlerinden biri de siyah-beyaz tüylü
kanatları, altın sarısı çizgilerle bezenmiş olan kırçıl balkuşudur(Grantiella
picta). Özellikle ökseotunun meyvelerine çok düşkün olan bu kuş, bitkinin
ince sürgünlerini örümcek ağıyla ve ökseotu meyvelerinin yapışkan
salgısıyla birbirine tutturarak yaprakların arasında asılı duran bir
yuva yapar. Yuva o kadar ince dokuludur ki, alttan bakıldığında kuşun
pembe renkli yumurtaları kolaylıkla görülebilir.
Temel Britannica Ansiklopedisi, Cilt 3, s.9 |
 |
|