|
HAYVANLAR ALEMİ BÜTÜN HAYVANLAR
KUŞLARIN GÖÇ YOLLARI
Su kuşları göç ederken özel rotalar kullanırlar. Ki bunlar uçuş yolları
adı verilen gökyüzündeki ana yollardır. Alttaki resimde de görüldüğü
gibi, sadece Kuzey Amerika'da kuşların kullandıkları başlıca 4 tane
uçuş yolu vardır. Her su kuşunun kendine ait bir rotası vardır. Farklı
su kuşu grupları farklı rotaları kullanarak göç ederler. Bu kuşlar
her sene ilkbaharda kuzeye, sonbaharda ise güneye uçmak için aynı
yolları izlemektedirler. Burada şaşırtıcı olan bu yolların hiçbir
zaman değişmemesidir. Öyle ki uçuş yollarının bir kısmı hayret verecek
şekilde çok uzun zamandır -1 milyondan fazla yıldır- su kuşları tarafından
kullanılmaktadır. Sadece kuşların göç yollarında görüldüğü gibi bütün
örnekler bizi kuşların Allah'ın ilhamıyla hareket ettikleri gerçeğine
götürür.
Zoobooks, Ağustos 1998, s.5 |
 |
|
|
DALGIÇ BOOBY KUŞLARI
Deniz kuşu türlerinden biri olan yüksekten-dalan boobylerin geniş
ve perdeli ayakları denizin yüzeyinde veya altında yüzmek için özel
olarak Allah tarafından yaratılmıştır. Boobyler aynı zamanda da
çok iyi birer dalgıçtırlar. Gagalarıyla balık yakalamak için denize
dalarlar ve çoğunlukla belli bir süre ortaya çıkmadan denizin altında
kalarak çok uzun bir mesafe yüzerler.
N.J.Berril, The Life of the Ocean, s.16-17
|
 |
|
PANDA VE SLOTHLAR
Bitkilerin, kendilerine saldıran hayvanlara karşı çok değişik savunma
yöntemleri vardır. Örneğin bazı bitkiler, tembel hayvan (sloth) ve
pandalar gibi yapraklarını yiyen hayvanlara bir tepki olarak çeşitli
kimyasal maddeler üretirler. Kimyasal madde üreten bitkilerde özellikle
yeni çıkan yaprakların tadı çok kötü olur. Taze sürgünler hayvanlar
için çok cazip birer yiyecektirler. Ama bu cazibeye kapılıp da yeni
çıkmış yaprakları yemeye çalışan hayvanlar için bu kötü tad oldukça
caydırıcıdır Bir bitki kendi kendine hayvanların hoşuna gitmeyecek,
onları caydıracak bir zehir üretebilir mi? Elbette ki üretemez, bitkilere
bu özellik Allah tarafından verilmiştir.
Robert. R. Halpern, Green Planet Rescue, s.13 |
 |
|
SEKRETER KUŞLARI
Sekreter kuşları sadece Afrika'da yaşarlar. Ağaçlarda ve çok yükseklerde
yaptıkları yuvalarını yaprak, ot ve tüylerle döşerler ve bu malzemeleri
her yıl yenilerler. Sekreter kuşları daha çok yılanla beslenirler
ve çok ilgi çekici bir yöntemle yılan avlarlar. Bir yılanla karşılaşan
sekreter kuşu gagasını kullanmadan pençeleriyle saldırır ve avını
pençe vuruşlarıyla öldürmeye çalışır. Karşılaştığı yılan zehirli bir
tür ise, sekreter kuşu, kanatları aracığılıyla onu kendisinden uzak
tutar ve yılanın zehirini boşaltması için birkaç tüyünü yılana yutturmaya
çalışır. Bunu başarırsa, yılan zehirini kuşu etkilemeyecek bir yere
boşaltmış olur. Sekreter kuşu, zehirinin büyük bölümünü boşalttığı
için artık eskisi kadar tehlikeli olmayan yılana pençeleriyle saldırır.
Sekreter kuşunun pençelerinin yüzeyi çok az damarlı olduğu için yılan
ısırsa bile, kuş zarar görmez. Son derece ilginç bir beslenme şekline
sahip olan ve çok isabetli bir yöntemle yılanı alt eden sekreter kuşlarına
bütün bunlar Allah tarafından ilham edilmektedir.
Gelişim Hayvanlar Ansiklopedisi, 21 Aralık 1981, Cilt:4, s.901 |
 |
|
OKALİPTÜS AĞAÇLARI VE KOALALAR
Bir koalanın vücudu, okaliptüs ağaçlarına tırmanabileceği ve okaliptus
yapraklarını yiyebileceği şekilde yaratılmıştır. Gerçekten de, koalalar
yaşamak için ihtiyaçları olan hemen hemen her şeyi okaliptüs yapraklarından
alırlar, çünkü vücutları bu ağaçlar ile tam bir uyum içindedir. Örneğin
okaliptüs yaprakları birçok memeli için zehirlidir, fakat koalalar
onları rahatlıkla yiyebilirler. Çünkü yapraklardaki zehirli yağları
parçalayabilecek yapıya sahip özel bir mideleri vardır. Bu yüzden
bir koala her gün yaklaşık olarak 1 kg zehirli yaprağı hiçbir problem
yaşamadan yiyebilir. Ayrıca koalalar ihtiyaçları olan suyun büyük
bir kısmını da okaliptus yapraklarını yiyerek alırlar. Yılın belli
zamanlarında okaliptüs yapraklarının üçte ikisi su taşır. Bu yüzden
bir koala sadece yaprakları yiyerek, aylarca sıvı almadan yaşayabilir.
Okaliptüs ağaçlarının tepeleri oldukça rüzgarlıdır. Bu yüzden koalaların
sıcak kalabilmeleri için sırtlarında çok kalın bir kürkleri vardır.
Zehirli bir bitki ile bir hayvan arasındaki bu uyum bize koalaların
ve okaliptüslerin aynı yaratıcı tarafından yaratıldıklarını gösterir.
Yarattığı her şeyi kusursuz yapan bu yaratıcı hiç kuşkusuz ki tüm
alemlerin Rabbi olan Allah'tır.
Zoobooks, Temmuz 1998, s.5 |
|
|
TİMSAHLARIN YUVALARI
Sürüngenlerin sadece yumurtalarını bir yere bıraktığı ve yavruların
kendi kendilerine kuluçkadan çıktıkları zannedilebilir. Oysa bu doğru
değildir. Örneğin anne timsahlar, yumurtalarından çıkmadan önceki
ve daha sonraki birkaç aylık süre boyunca yavrularına çok fazla koruma
sağlarlar. Bütün timsahlar farklı türlerde yuvalar yaparlar, fakat
amaçları aynıdır; yavrularını yumurtadan çıkana kadar güvenlikli bir
yerde tutabilmek… Timsahlar genellikle yerde derin bir oyuk açarak
yuva yaparlar. Yaklaşık 50 yumurtayı dikkatli bir şekilde iki ya da
üç tabakanın üzerine yerleştirirler. Daha sonra yumurtaları sıcak
tutabilmek için üzerlerini kumla örterler. Yer, çok ısınmaya başladığında
dişi timsah yuvaya su sıçratmaya ya da serinliği sağlayabilmek için
yuvanın üstüne çimen yerleştirmeye başlar. Ayrıca anne timsah gerektiğinde
yavruların yumurtaların kabuğunu kırabilmelerine yardımcı olabilmek
için dişlerini kullanır.
Zoobooks, Eylül 1995, s.12 |
|
|
YAVRU TİMSAHLAR
Bazı timsah türleri yuvalarını toprağın üzerine yaparlar. Bu yuvalarda
malzeme olarak kimi zaman yaprakları kimi zaman dalları, kimi zamansa
çamuru kullanırlar. Bu malzemeleri topladıktan sonra anne timsah yaklaşık
2 m. genişliğinde, 1 m. yüksekliğinde bir yığının içerisine yumurtalarını
yerleştirir, sonra da üzerlerini kapatır. Yapraklar ve dallar çürüdükçe
yumurtaları sıcak tutabilmek için onlara yeterli ısıyı sağlar. Anne
timsahlar genellikle yumurtaları koruyabilmek için yuvanın yakınında
kalırlar. Annelerinin koruması altında olan yavru timsahların, burunlarının
ucunda yumurtalarının kabuklarını kırabilmelerine yardımcı olacak
sivri uçlu dişleri vardır. Yumurtadan çıkar çıkmaz, bu diş hemen dökülür.
Zoobooks, Eylül 1995, s.13 |
 |
|
UZUN KUYRUKLU KOATİLER
Allah hem bildiğimiz hem de bilmediğimiz canlılara verdiği özelliklerle
bizlere Kendisini tanıtır. Alışık olmadığımız canlılardan olan 'koati'ler,
uzun kuyrukları olan rakun benzeri canlılardır. Bu akıllı hayvanlar
Amerika'nın güneybatısında, Meksika'da, Orta ve Güney Amerika'da yaşamaktadırlar.
Koatiler zamanlarını genellikle ağaçlarda geçirirler. Dişilerden oluşan
koati grupları ağaçlarda yaptıkları yuvalarda birlikte yaşarlar ve
yavrularını yetiştirebilmek için birbirlerine yardım ederler. Koatiler'de
erkekler yalnız yaşarlar. İlginç bir vücut yapıları olan koatiler
tırmanırken dengelerini sağlamalarına yarayan ve çubuğa benzeyen uzun
kuyruklara sahiptirler. Bundan başka orman içinde hareket ederlerken
birbirleriyle iletişimlerini sağlayacak yüksek perdeli sesler çıkarırlar.
Christopher O'Toole&John Stidworthy, Mammals, The Hunters, s.42-43
|
 |
|
BÖCEKLERİN GÜÇLÜ KANATLARI
Bütün böceklerin kanatlarında damarları vardır. Bir böcek yetişkinliğe
ulaştığında kan taşımaya başlar. Fakat daha sonra damarlar sertleşir
ve bu damarlar böceğin kanatlarını da bir uçurtmanın çerçevesi gibi
sertleştirir. Pek çok böcek kanatlarını inanılmayacak kadar hızlı
çırpar. İnsan gözünün böcek kanatlarındaki hareketin hızını takip
etmesi imkansızdır. Örneğin yabanarıları, balarıları ve sinekler kanatlarını
bir göz açıp kapama kadar kısa bir süre olan "bir saniye"de yaklaşık
olarak 200 kere çırparlar. Sivrisineklerse bir saniyede 1000 kere
kanat çırparlar. Eğer kanatlardaki bu damarlar olmasaydı böceklerin
kanatları parçalara ayrılarak kopabilirdi. Görüldüğü gibi böcek kanatlarında
son derece özel ve benzersiz bir tasarım ve akıl vardır. Bu aklın
sahibi de hiç kuşkusuz her şeyi en ince detayına kadar planlayan Allah'tır
.
Ranger Rick, Eylül 1997, s.8 |
 |
|
MÜREKKEP BALIKLARININ
KAMUFLAJI
Mürekkep balığı korkutulduğunda kollarını kullanarak tamamen kumun
altına gömülene kadar vücudunun üzerine kum atar. Tehlike geçene kadar
da orada kalır.
Ranger Rick, Eylül 1997, s.24 |
 |
|
HERMİT YENGEÇLERİNİN SAVUNMA TAKTİKLERİ
Birçok okyanus yaratığı, okyanus ortamındaki ekolojik dengenin bozulmamasında
ve temizliğinin sağlanmasında önemli bir rol oynar. Hermit yengeçleri,
deniz salatalıkları, tüylü yıldızlar, temizlikçi karidesler gibi bazı
hayvanlar, denizdeki kaynakları yeniden işleyip kullanılır hale getirirler.
Bu canlılardan Hermit yengeçleri, birçok yengeçten farklı özelliklere
sahiptirler. Örneğin kendilerini düşmanlarından koruyabilecekleri
sert kabukları yoktur. Bunun yerine boş bir deniz kabuğundan koruyucu
bir örtü oluştururlar. Daha önce bir deniz salyangozunun evi olan
bu kabuğun, yengece uyumlu olabilmesi için dikkatli bir şekilde seçilmesi
gerekir. Yengeç büyüdükçe ihtiyaç duyduğu kabuğun boyutu da büyüyecektir.
Bu yüzden yengeç kendi kabuğu büyümeden önce yeni bir kabuk arayışına
başlar. Yenisini bulduğunda hızlı bir şekilde eski kabuğundan yenisine
geçer. Başka hiçbir savunması olmayan bir yengecin başka bir kabuk
kullanarak kendisini korumayı akletmesi imkansızdır, böyle bir şeyi
yengeç başkasından da öğrenmiş olamaz. Yeryüzündeki diğer bütün canlılar
gibi Hermit yengeçleri de yaratmada hiçbir ortağı olmayan Allah tarafından
yaratılmışlardır.
The Cousteau Society, Dolphin Log, Kasım1990, s.4 |
 |
|
KUŞ YUVALARI
Farklı türlerde kuşlar, farklı yuvalar kurarlar. Dokumacı kuşlar ve
uzun kuyruklu baştankaralar aşağı doğru asılı duran özenle hazırlanmış
yuvalara sahiplerdir. Fakat kumru-güvercinlerin yuvaları birkaç daldan
oluşan bir platformdan ibarettir. Bazı türler ise yuvalarını çiçeklerle
dekore ederler, yılan derisi veya yeşil yapraklar atarak süslerler.
Bir kısmı da karanlık yarıklarda yuvalar kurarlar.
Dr. Z. Veselovsky, Are Animals Different?, s.106 |
 |
|
İSKELE KUŞLARI (YALI ÇAPKINLARI)
Doğadaki canlılarda çok büyük bir çeşitlilik hakimdir. Alemlerin Rabbi
olan Allah, yaratma sanatındaki benzersizliği bize bu çeşitlilikle
göstermektedir. Örneğin iskele kuşlarının farklı türlerinin, kendi
avlanma biçimlerine uygun gaga yapıları vardır. En garip görünümlü
türlerden biri Yeni Gine'nin kürek-gagalı iskele kuşudur. Toprağı
kazarak solucanları bulabilmesi için, kazma gibi kullandığı kısa,
geniş, koni şekilli gagalara sahiptir. Balık avcıları olan iskele
kuşlarında ise uzun, sivri, hançer şekilli, yanlardan yassı görünümü
olan gagalar vardır. Böceklerle, sürüngenlerle, yengeçlerle ve diğer
avlarla beslenen türler ise genellikle geniş, yukarıdan aşağı doğru
düzleşen gagalara sahiplerdir. İskele kuşları genellikle nehir kıyısındaki
ağaç tüneklerinden avlanırlar. Çeşitli küçük balıkları alırlar ve
onları yemek üzere tüneğine taşırlar. Birçok balığı hiç bekletmeden
hemen yutarlar fakat dikenli olanları -dikenli balık (stickleback)
gibileri- önce dala çarparlar. Çünkü bu balıkların bükülmeyen diken
ve yüzgeçleri sadece öldüklerinde düzleşir.
Martyn Bramwell, Birds, The Aerial Hunters, s.36-37 |
 |
|
DİKENLİ KARINCA YİYEN
Dikenli karınca yiyen (Tachyglossus aculeatus), birkaç dakika içinde
sadece korunmalı sırtı açıkta kalacak şekilde kendini kumun altına
gömebilir.
Dr. Z. Veselovsky, Are Animals Different?, s.35 |
|
YARASA ŞAHİNİ GAGASI
Yarasa şahininin gagası çok ilginç bir şekilde kancalı ve sivri bir
yapıya sahiptir. Gaganın bu yapısı salyangozları kabuklarından çekip
çıkarmak için kullanılabilecek en mükemmel alettir.
Martyn Bramwell, Birds, The Aerial Hunters, s.10-15 resim |
|
BALIK YUMURTALARI : Vatoz, Siyam Balığı
Bazı balıkların son derece ilginç yumurtaları ve bazılarının da yumurtalarını
son derece ilginç koruma şekilleri vardır. Örneğin vatoz balıklarının
yumurtalarının her biri keratin bir kapsül içindedir. Bu kapsüllerin
rengi siyahtır ve her köşesinde boynuz biçimli birer çıkıntı vardır.
Siyam balıkları ise çıkardıkları yapışkan sümüksü maddenin içine hava
üfleyerek, su yüzeyinde kabarcıklardan oluşan sallar yaparlar. Dişinin
yumurtladığı yumurtayı erkek yakalar, ağzındaki sümüksü maddeyle kaplar
ve suyun üstüne doğru yüzerek yumurtayı salın altına yerleştirir.
Dr. Maurice Burton, Balıklar, s.28 resim |
|
KÜREKÇEKENLER
Allah aynı canlı türünde bile çok çeşitli detaylar yaratarak, yaratmasındaki
örneksiz sanatını bizlere gösterir. Örneğin yarım kanatlılar olarak
adlandırılan böceklerin denizlerde ve tatlı suda yaşayan türleri vardır.
Bu böceklerin bazılarını kaplayan ince tüyler gövdelerinin çevresinde
ince bir hava katmanı tutmaya yarar. Böceklerin özellikle uzun ve
kıllı olan bacaklarında oluşan katman bu canlıların su yüzeyinde hızla
dolaşmalarını sağlar. Yine yarım kanatlılardan olan kahverengi su
akrepleri (Ranatra cinsi) kuyruklarının yakınındaki bir soluk borusunu
periskop gibi kullanırlar ve bunu suyun yüzeyine çıkararak solunum
yaparlar. İnce uzun gövdeleri suda sürüklenen dal parçasını andırır.
Kürekçi böceklerse (Corixidae familyası) bacak çiftlerinden birini
kürek olarak kullanır. Bu bacak çifti öbürlerinden daha uzun ve kıllıdır.
Suyun yüzeyinden ayrılırken soluyacağı havayı kanatlarının altında
taşır. Bazı kürekçi böcek türleri yarım kanatlıların en iri üyeleri
arasında yer alır.
Temel Britannica Ansiklopedisi, Cilt 19, s.108 |
 |
|
DENİZ ŞAKAYIKLARI (ANEMON)
Denizşakayıkları denizgülleri olarak da bilinir. Silindir biçimindeki
gövdeleri bazı türlerde kalın ve kısa, bazılarında ise ince ve uzundur.
Gövdelerinin üst ucunda bulunan ağızları, genellikle renkli çiçek
yapraklarını andıran dokunaçlarla çevrilidir. Denizşakayıkları bu
dokunaçlarındaki yakıcı kapsüllerle avladıkları balık ve öbür deniz
hayvanlarıyla ya da mikroorganizmalarla beslenirler. Genellikle sarı,
yeşil ve mavi renklere sahip olan denizşakayıkları, gövdelerinin alt
ucundaki ayak diskleriyle kaya, iskele kazığı, deniz kabuğu ya da
bir yengecin sırtı gibi sert yüzeylere bağlanarak yaşarlar. Genellikle
de çok az hareket ederler. Fazla hareket kabiliyeti olmayan bu canlıların
kendilerini korumak için özel bir savunma sistemine ihtiyaçları vardır.
Çünkü denizşakayıklarının koruyucu dış iskeletleri yoktur. Bunun yerine
şakayıklar gövdelerini dıştan olduğu gibi saracak boynuzsu bir madde
salgılayarak, bu yapışkan maddeyle kum tanelerini ya da deniz kabuğu
parçalarını birleştirerek kendilerine koruyucu bir kılıf yapabilirler.
Görüldüğü gibi Allah her canlı için çok farklı güzellikler yaratmıştır.
Allah'ın eşsiz yaratmasının örnekleri görebilenler için her yerde
sergilenmektedir.
Ana Britannica Ansiklopedisi, 10. Cilt, s.30 |
 |
|
YAVRU KOALALAR
Yavru koalalar bir aylık olduklarında sadece sütle değil aynı zamanda
annelerinden aldıkları yarı sindirilmiş okaliptüs yaprağıyla da beslenirler.
En ilginç olanı bu tür bir beslenmenin sadece iki-üç günde bir gerçekleşmesi
ve akşam üstleri olmasıdır; diğer zamanlarda annenin sindirim sistemi
normal şekilde çalışır. Yavru koalanın annesinin hazırladığı yiyeceğe
ulaşması için kafasını sadece keseden çıkarması yeterli olacaktır.
Dr. Z. Veselovsky, Are Animals Different?, s.133 |
 |
|
SU İÇMEYEN HAYVANLAR
Pek çok hayvan genellikle yemek yedikleri zaman bir şeyler içerler,
fakat hiç su içmeyen birtakım hayvanlar da vardır. Bu canlılar ihtiyaçları
olan suyun tamamını yiyeceklerinden alırlar. Örneğin çöl tarla kuşları,
alakargalar, Avustralya'nın Aborijin dilinde "su-içmeyen" anlamına
gelen koalalar bu canlılardan en bilinenleridir. Su temin etmekte
zorluk çeken hayvanlar çöllerde veya ağaç tepelerinde yaşayan hayvanlardır.
Bu hayvanlar su buldukları zamanlarda çok fazla miktarlarda su içerler.
Dr. Z. Veselovsky, Are Animals Different?, s.175 |
 |
|