VAŞAK
Bazı hayvanlar yapı olarak birbirlerine benzeseler de özellikleri
incelendiğinde hepsinin birbirinden farklı oldukları görülür. Örneğin
her ikisi de birer vaşak türü olan lynxler ve bobcatler şekil ve büyüklük
bakımından birbirlerine benzeyen hayvanlardır. Ancak her birinin kendi
türüne özgü, yaşadıkları ortama uygun çeşitli özellikleri vardır.
Lynxler, Kuzey Amerika'nın serin kuzey ormanlarında yaşarken, bobcatler
de Kanada'nın güneyinden Güney Meksika'ya kadar geniş bir alana yayılmışlardır.
Kuzey Amerika'da yaşam şartları oldukça zorludur. Örneğin kışınsıcaklık
-45oC'a kadar düşebilir. Bu sebeple vaşaklarınısı kaybını azaltan
daha kısa kuyrukları ve ayaklarında bulunan ve yastık görevi gören
yapıların üzerini kaplayan yoğun tüyleri vardır. Ayrıca vaşakların
uzun bacakları derin kar içerisinde rahat hareket etmelerine olanak
sağlar, Bobcat'lerinse daha kısa olan bacakları, dik kayalık dağ eteklerinde
ve dağlık alanlardaki sık çalılıklarda kolaylıkla tırmanmalarına daha
uygundur. Bu, Allah'ın eşsiz yaratmasındaki çeşitlilikten sadece bir
örnektir.
Christopher O'Toole & John Stidworthy, Mammals,The Hunters, s.18-21
|
 |
|
HARRİER
DOĞANI
Harrier doğanlarının bacakları orta (tarsal) eklemlerinden her iki
yönde de bükülebilir. Bu da kuşların kayalıkların veya ormanların
en elverişsiz yerlerinde bulunan ve ana avları olan kertenkele, kurbağa
ve başka kuşların yumurtalarını daha kolay avlamalarını sağlar. Bu
doğanlar yiyecek ararlarken en alışılmadık pozisyonlara girerler ve
geçişi mümkün olmayan bir ağaç deliğine ulaşabilmek için baş aşağı
asılı bile durabilirler.
Martyn Bramwell, Birds, The Aerial Hunters, s.10-15 |
 |
|
SU ÇULLUĞU
Uzun gagalı su çulluğu bir kıyı kuşudur. Yerden havalanırken çok süratli
hareket eder ve zikzaklar çizer. Sığ bataklıklarda bulduğu larva ve
kurtçuklarla beslenir. Su çulluğunun gagası yiyecek aramak için son
derece uygun bir yapıdadır. Bu işlemi yaparken uzun gagasını toprağa
daldırıp bir dikiş makinası hızıyla bir aşağı bir yukarı hareket ettirerek
larva ve kurtçukları süratli bir şekilde toplar.
Murat Yarar, Kuşlar ve Cennetleri, s.105 |
|
MARTI
GAGALARINDAKİ FARKLILIKLAR
Martı türü kuşlarda gaganın biçimi beslenme özelliklerine bağlı olarak
türden türe değişiklik gösterir. Örneğin martıların ve özellikle yırtıcı
martıların kanca uçlu gagaları, yakalayıp koparmaya elverişlidir.
Bazı türlerin, örneğin Atlas Okyanusu kıyılarında yaşayan denizpapağanı
ile aksumru denen kuşların gagası birkaç balık taşırken, dalıp yeniden
balık avlayabilecekleri bir yapıya sahiptir. Bu takımın üyelerinin
ilginç bir özelliği de tuzlu su içebilmeleridir. Kanlarındaki iyon
dengesini böbrekleri ve gözlerinin üstündeki oyuklarda bulunan özel
tuz bezleri sağlar. Bu bezler tuzlu salgıyı burun deliklerine açılan
bir kanala boşaltırlar. Görüldüğü gibi Allah aynı türdeki kuşlar arasında
yarattığı çeşitli özelliklerle bizlere eşi benzeri olmayan yaratma
sanatını tanıtmaktadır.
Ana Britannica Ans., 8. Cilt, s.12 |
 |
|
YARASA
KULAKLI TİLKİLER
Tilkiler değişik iklim koşullarında yaşayabilen canlılardır. Allah
tüm canlılar gibi onları da bulundukları ortama uygun özelliklerle
donatmıştır. Örneğin Afrika'nın yarasa kulaklı tilkisinin son derece
büyük kulakları vardır. Bu tilkiyi ilginç kılan özelliği; termitler,
gübre böcekleri ve onların larvalarıyla beslenmesidir. Yarasa kulaklı
tilkilerin kulakları, larvaların kemirme sesini bile hemen tespit
edebilecekleri kadar hassastır. Tilkilerin en küçüğü olan krem renkli
Fennec tilkisi de çok büyük kulaklara sahiptir. Bu tilkiler Afrika
ve Arabistan'ın kumlu çöllerinde yaşarlar. Geniş kulakları sadece
avlarının yerini tespit etmekle kalmaz. Aynı zamanda fazla ısınmayı
önleyen bir "radyatör" gibi işlev görerek hayvanın serin kalmasını
da sağlar. Kutup tilkilerinin kulakları ise tersine küçük ve yuvarlaktır.
Hayvanın burnu da tipik tilkilerde olduğundan daha kısadır. Kışlık
bir manto gibi olan, kalın kürkleri kısa burunlu kutup tilkilerini
soğuğa karşı korur. Bu kürk sıcaklık çok fazla düşene kadar hayvanın
vücut sıcaklığını muhafaza eder. |
|
BALIKÇILLARIN
İLGİNÇ AVLANMA YÖNTEMLERİ
Balıkla beslenen ve leyleksiler olarak adlandırılan kuşlar arasında
çok ilginç avlanma yöntemlerine rastlanır. Büyük balıkçıllardan bazıları
suda uzun süre hareketsiz durup avın gelmesini bekler ve yanına bir
balık yaklaştığı anda uzun boynunu hızla ileri doğru fırlatarak hayvanı
yakalar. Bazıları ise sığ sularda hızlı hızlı yürüyerek ya da ayaklarıyla
suyun dibini karıştırarak avını arar.
Ana Britannica Ansiklopedisi, 8. Cilt, s.10 |
 |
|
BENEKLİ
BAYKUŞ
Göz benzeri benekleri olan baykuşun (Glaucidium perlatum) başının
arkasında belirgin gözleri bulunan taklit bir yüz bulunur. Baykuşa
özel olarak verilmiş olan bu taklit yüz, arkadan gelen düşmanları
caydırıp uzaklaştırmak içindir.
Prof. Peter JB Slater,The Encyclopedia of Animal Behaviour, s.62 |
 |
|
KUĞULARIN
YUMURTALARINA OLAN DÜŞKÜNLÜĞÜ
Kuğuların trumpeter türü, gelişmekte olan yumurtalarının sıcak kalmalarını
sağlamak için, yumurtaların üzerine otururlar. Sadece zaman zaman
ayağa kalkarak yumurtaları çevirirler. Böylece ısının her yere eşit
dağılmasını sağlamış olurlar. Kuşkusuz ki yumurtalarının nasıl bir
bakıma ihtiyaçları olacağını kuğulara ilham eden Allah'tır.
Nat. Geo. Society, How Animals Care for Their Babies, sf.6 |
 |
|
KUŞLARIN
BENZERSİZ YUVALARI
Flamingolar yumurtalarını sudan uzakta tutabilmek için volkan tipi
tepeler inşa ederlerken, guguk kuşları ise yuva kurmazlar çünkü başkalarının
yuvalarını kullanırlar. Bazı papağanlar ve tropik ağaçkakanlar termit
tepelerinin yanına yuvalarını inşa ederler. Birçok tropik muhabbet
kuşuysa yuvalarını karıncaların ya da eşekarılarının yakınına kurarlar.
Küçük bal emiciler her zaman büyük örümceklerin yanına yuva kurarlar.
Avustralya'da yaşayan Rosella papağanının yuvası her zaman tırtıl
ve sinek larvası içerir. Çünkü bu canlılar yuvadaki artıklarla beslenerek
yuvanın temiz kalmasını sağlarlar.
Dr. Z. Veselovsky, Are Animals Different?, s.107 |
 |
|
KOKARCALARIN
SAVUNMA YÖNTEMLERİ
Kokarcaların savunma yöntemleri son derece ilginçtir. Vücutlarında
bulunan iki bezden düşmanın bulunduğu yöne doğru bir sıvı püskürterek
kendilerini korurlar. Kokarca bu tehlikeli sıvıyı püskürtmek için
düşmanın yüzüne doğru yönelir ve bu sıvı derinin şiddetli tahrişine,
hatta bazen de geçici körlüğe sebep olur. Sıvının dayanılamayacak
kadar kötü ve kalıcı bir kokusu vardır, ayrıca sülfür bileşikleri
de içerir. Çok etkili bir savunma yöntemi olan bu sıvı sayesinde kokarcalar
düşmanlarından gizlenmeye gerek duymazlar. Bunun yerine düşmanlara
uyarı niteliğinde bir gösteri yaparlar. Çok belirgin olan siyah-beyaz
renkleri bir düşmanı alt etmek için genellikle yeterli olur. Kokarca
sadece son çare olarak kokulu spreyi ile ateş eder. Son derece etkili
ve kokarca için çok önemli olan bu savunma sistemini yaratan hiç kuşkusuz
ki Allah'tır.
Christopher O'Toole & John Stidworth, The Hunters, s. 54-55 |
 |
|
BENEKLİ
KOKARCA
Benekli kokarcanın davetsiz misafirlerine gözdağı vermek için kullandığı,
diğer türlerde pek alışık olunmayan bir koku bırakma yöntemi vardır.
Bu kokarca türü, bir elinin üzerinde ayağa kalkar ve daha sonra arkasında
bulunan bezden kötü kokan sıvısını düşmanına doğru çok süratli bir
şekilde püskürtür.
Tonny Seddon, Animal Movement, s.39 |
 |
|
KANGRU
FARELERİ
Çöl hayvanlarından olan kanguru faresinin kuyruğu vücudundan üç kat
daha uzundur. Hayvan kuyruğunu bir dümen gibi kullanarak sıçrarken
aynı zamanda yönünü değiştirebilir. Hatta havada sıçrarken 90 derecelik
bir dönüş bile yapabilir.
Tonny Seddon, Animal Movement, s.27 |
|
YAYINBALIĞI
Yayınbalıklarının ağız çevrelerinde genellikle üç çift bıyık bulunur.
Gövdeleri pürüzsüz ve pulsuzdur. Yayınbalıklarının çoğu akarsu ve
göllerin dibinde çamurları karıştırıp bıyıklarının yardımıyla buldukları
solucanlarla ve başka canlılarla beslenirler. Ayrıca ölü hayvanları
da yiyerek, bu sayede suda bulunan organik maddelerin hızla ayrışmasına
yardımcı olurlar ve göllerdeki ekolojik dengeyi de sağlamış olurlar.
Her şeyden haberdar olan Allah'ın yarattığı bu denge sistemi sayesinde
tüm canlılar ihtiyaçlarına kavuşmuş olurlar.
Temel Britannica Ansiklopedisi, Cilt 19, s.122 |
|
GAZELLERİN
KUSURSUZ SOĞUTMA SİSTEMLERİ
Soğutma sistemlerini ilk keşfedenler insanlar değildir. Sıcakkanlı
her canlı, ısı kontrolü için birçok mekanizmaya sahiptir. Afrika'nın
hızlı koşan gazeli, sık sık düşmanlarından kaçmak için koşmak zorunda
kalır. Bu sürat koşusu gazelin vücut ısısını yükseltir. Fakat gazelin
hayatta kalabilmesi için beyninin vücudundan daha serin tutulması
gerekir. Gazel beynini serin tutmak için, başının sağ tarafında, kendine
has bir soğutma sistemine sahiptir. Gazellerin ve benzer hayvanların,
soluk alma kanallarının ardında uzanan, büyük kan birikintilerinin
içerisinden yayılan yüzlerce küçük atardamar vardır. Soluklanmış hava
buruna ait bu gölcüğü soğutur, bu yüzden küçük atardamarların içerisinden
geçen kan soğumuş olur. Sonra küçük atardamarlar kanı beyne taşıyan
tek bir kan damarı içerisinde biraraya gelirler. Şayet beynin soğutulması
için bu sistem olmasaydı gazel de hayatını devam ettiremezdi.
Lawrence O. Richards, It Couldn't Just Happen s.108 |
 |
|
PİSİ
BALIĞI
Pisi balıkları, yeterli miktarda yiyecek buldukları kumlu deniz tabanlarında
yaşayan yassı balıklardır. Ancak yetişkin pisi balıkları yumurtalarını
bu bölgede bırakacak olurlarsa, akıntılar savunmasız yumurtaları güvenli
yerlerinden uzağa taşıyacaktır. Bu nedenle pisi balıkları akıntıya
karşı yüzerek, suyun daha derin olduğu başka bir yere doğru göç ederler.
Bu göç sırasında 60 milyon pisi balığının yumurtlamak üzere toplandığı
tahmin edilmektedir. Güvenlikli sularda yumurtadan çıkan yavru yassı
balıklar deniz yüzeyinde kalarak bir ay kadar beslenirler ve gelişirler.
Bir ayın sonunda akıntıyla beraber sürüklenerek beslenme bölgesine
geri gelirler. Bu süre içinde yavru pisi balıkları ebeveynlerine benzeyen
balıklar haline gelmişlerdir. Onlar da büyük balıklar gibi su dibine
inerler ve orada yaşamlarını sürdürürler.
Gelişim Hayvanlar Ansiklopedisi, 21 Aralık 1981, Cilt:4 |
 |
|
DENİZ
KUŞLARI PETRELLER
Deniz kuşları çok küçük canlılar olmalarına rağmen Allah'ın onlara
verdiği özellikler sayesinde uzun bir yolculuğu büyük bir kolaylık
içinde yaparlar. Uzun kanatlı bir çeşit deniz kuşu olan fırtına petrelleri
her sene Antarktika Okyanusu'nun çorak uzak adalarında yavruladıktan
sonra ekvatorun kuzeyine doğru uçarak, Gulf Stream akıntısının başladığı
bölgeye ulaşırlar. Nisan ayının ortalarına gelindiğinde Kuzey Atlantik'teki
en uzak kıyıya ulaşırlar. Bu sırada sular da ısınmıştır. Böylece petreller
bir yandan Antarktika'nın çetin kışından kaçarken bir yandan da hem
Kuzey hem Güney yarım kürelerde yılın en sıcak zamanlarından faydalanmış
olurlar. Bu, fırtına petrellerinin, senede iki kez 16.000 km kadar
uçmaları demektedir. Bunun yanı sıra yolculuklarının büyük bir kısmında
karayı görmezler. Fırtına petrelleri okyanus yüzeyini hem dinlenme
alanı hem de besin kaynağı olarak kullandıkları için yavrulama zamanı
haricinde karaya hemen hemen hiç inmezler. Okyanuslarda bulunan bu
tür küçük kuşlar, küçük fakat kuvvetli olan ayaklarını kanat ve kürek
gibi kullanarak rüzgara ve suya karşı koyarlar.
N.J.Berril, The Life of the Ocean, s.10-11 |
 |
|
ÖRDEK
Erkek ördekler her zaman dişi ördeklerden daha parlak tüylere sahiptirler.
Yuvasında kuluçkaya yatmış dişiler için bu önemli bir korumadır. Çünkü
soluk renkleri sayesinde düşmanları onları göremediği için dişiler
yuvalarında daha güvenlikte olurlar. Dişilerdeki ortama uygun soluk
renkler ve kamuflaj şekilleri onları yakın mesafede bile görebilmeyi
oldukça zorlaştırır. Erkek ördekler de yuva yapan dişilerini korumak
için parlak renkli tüylerini kullanarak düşmanların dikkatini üzerlerine
çekerler. Bir düşman yuvanın yakınına geldiğinde erkek hemen havalanarak,
çok fazla gürültü yapar ve düşmanı yuvadan uzaklaştırabilmek için
elinden gelen tüm çabayı sarfeder.
Zoobooks, Ağustos 1998, s.5 |
 |
|
DAĞ KEÇİLERİ
Dağ keçilerinin yavruları doğduklarında hem görebilir hem de işitebilirler.
Ayrıca tüyleri de uzundur. Bunlar, doğar doğmaz annesi ile hareket
etmeye başlayan dağ keçisi yavruları için önemli özelliklerdir. Çünkü
keçiler doğumlarından birkaç saat sonra, annelerini takip ederek dik
yamaçlardan inmek zorundadırlar.
National Geographic Society, How Animals Care for Their Babies, s.8
|
 |
|
ÇEKİRGE
KUŞLARI
Afrika'da yaşayan çekirge kuşu (sığırcık) türlerinden biri olan bu
kuşun yuvası top şeklindedir. Yuvasını genellikle dikenli dalların
arasına yapar. Düşmanlarını uzak tutmak için de yuvasının dışına dikenler
yerleştirir. Dikenleri yuvasına yerleştirmeyi akleden elbette ki kuşun
kendisi değildir. Allah, diğer bütün canlılarda olduğu gibi çekirge
kuşuna da kendisini koruyabileceği yuvalar yapmayı ilham etmektedir.
Ranger Rick, Aralık 1993, s.21 |
 |
|
GÖÇ EDEN
KUŞLARIN KULLANDIKLARI YÖNTEMLER
Pek çok kuş türü her yıl iyi besin kaynaklarına, yumurtlayacak ve
yavrularını büyütebilecek uygun bölgelere ulaşabilmek için binlerce
kilometre yolculuk eder. Uzun mesafe uçuşlarını, birçok su kuşu başarıyla
gerçekleştirir. Uçarken aynı zamanda öterek ve farklı sesler çıkararak
birbirleriyle konuşurlar. Bu, ne kadar kalabalık olursa olsun, gecenin
karanlığında bile, sürünün bütün üyelerini birlikte tutabilmeyi sağlamaktadır.
Sürünün her üyesi diğerlerinin bulunduğu yerleri bilirler. Su kuşlarının,
nerede olduklarını anlamak için gökyüzündeki güneşi kullandıkları
tahmin edilmektedir. Gidecekleri yere yaklaştıklarında kullandıkları
işaretler değişir ve son kilometrelerde kendileri için tespit ettikleri
bazı işaretleri kullanabilirler. Bu sizin evinizin yolunu bulmak için
caddeleri ve binaları kullanmanıza benzer. Bu işlem için su kuşları
nehirleri, dağları ve diğer doğal işaretleri kullanırlar. Bazı su
kuşları göç süresince gece-gündüz hiç durmadan uçabilirler.
Zoobooks, Ağustos 1998, s.5 |
 |