Zehir Oku Fırlatan
Kurbağa
Güney Amerika'da yaşayan zehir oku fırlatan kurbağa saldırıya uğradığında,
çok küçük zerresi bile bir insanı öldürmeye yeterli olan oldukça güçlü
bir zehir yaymaya başlar. Zehir, kurbağa tarafından yalnızca savunma
için kullanılmaktadır. Diğer pek çok canlıda olduğu gibi zehir oku
fırlatan kurbağanın gözalıcı parlaklıktaki renkleri de düşmanları
uyarma özelliğini taşır. Bu canlıdaki zehir üreten sistemleri yaratan
tüm alemlerin Rabbi olan Allah'tır.
Michael Scott, The Young Oxford Book of Ecology, s. 38 |
|
|
Zebraların Özellikleri
Zebraların çoğu gizlenecek fazla yer olmayan açık otlaklarda yaşar.
Bu nedenle hayatta kalabilmek için çok hızlı hareket etmek zorundadırlar.
Zebraların tüm vücut yapıları bu ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde
yaratılmıştır. Örneğin bacakları çok uzundur, güçlü kasları ve geniş
bir alana sahip olan akciğerleri vardır. Bu yüzden hiç yorulmadan
ve yavaşlamadan çok uzun mesafeleri koşabilirler. Zebraların kemikleri
de hafif olmasına rağmen oldukça güçlüdür. Zebraların hiçbirinin çizgileri
diğerleri ile aynı değildir. Her insanın kendine özgü parmak izinin
olması gibi her zebranın çizgilerinin de kendine özgü şekilleri vardır.
Bundan başka zebralar sık sık su içme ihtiyacı hissederler. Suyun
olmadığı bölgelerde ise koku duyularını kullanarak çukur açacak bir
yer bulurlar ve temiz suyu ortaya çıkarırlar. Herhangi bir tehlike
anında yetişkin zebralar, sürüdeki yavruları koruyabilmek için onları
sürünün içerisine doğru iterler. Tüm zebra sürüsü koşarken yavrular
daima kalabalığın iç kısmındadır ve daha iyi korunmak için annelerine
yakın hareket ederler.
Zoobooks, January, 1999, s. 2-15 |
|
|
Tropikal Sulardaki
Dev Deniz Tarakları
Tridacna, Hindistan ve Pasifik Okyanusları'nın tropikal sularında
yaşayan çok büyük bir deniz tarağıdır. Bu büyük mavi-yeşil renklerdeki
hayvan, mercan resiflerinin berrak sularında yaşar. Tridacna'nın en
şaşırtıcı özelliği besinini kendi vücudunun içerisinde üretmesidir.
Bunu da birlikte yaşadığı bir başka canlı sayesinde gerçekleştirir.
Deniz tarağının birlikte yaşadığı Zooxanthellae küçük bir alg türüdür
ve yalnızca diğer hayvanların hücrelerinin içerisinde yaşayabilir.
Deniz taraklarının vücutlarının içerisinde bu canlılardan milyonlarcası
barınır. Bu sayede algler barınacakları rahat bir ortam bulmuş ve
düşmanlarından korunmuş olur. Bundan başka deniz tarakları Zooxanthellae'nin
ihtiyacı olan tüm maddeleri -karbondioksit, azot ve fosfor gibi- sağlar.
Zooxanthellae tarafından üretilen maddelerin büyük bir bölümü de deniz
taraklarına besin kaynağı olarak aktarılır. Bu iki canlı arasındaki
şaşırtıcı birliktelik ve uyum elbette ki tesadüfen oluşmamıştır. Bir
canlının tesadüfen kendisine yiyecek verecek başka bir canlının vücuduna
yerleşmesi, onun ihtiyaçlarından ya da kendisine verebileceklerinden
yine tesadüfen haberdar olması söz konusu değildir. Canlılarda görülen
bu gibi ortak yaşam örnekleri Allah'ın yaratma sanatının delillerindendir.
Bu canlıları birbirleri ile uyumlu yaratan Allah'tır. Allah üstün
güç sahibi ve herşeye güç yetirendir.
Dolphin Log, July 1998 s. 12 |
|
|
Mercan Resiflerindeki
Yaşam : Melek balığı, Horozbina, Papağan Balığı
Mercan resiflerinde pek çok balık birarada yaşar. Her türün kendine
özgü özellikleri vardır. Melek balığı ve Horozbina balığı gibi gündüz
avlanan balıklar güneş batmaya başladığında mercan resiflerindeki
kuytu yerlere ve yarıkların içerisine girer. Cerrah balığı, papağan
balığı, keçi balığı ve Lapina gibi gündüz avlanan balıklar ise çiftleşmek
için alaca karanlık vakitlerini kullanırlar. 2000'den fazla cerrah
balığı çiftleşmek için biraraya toplanabilir ve bu balıklar yumurtlamak
için genellikle resiflerin kenarlarını kullanır. Mercanlarda yaşayan
balıkların genel davranışları da çeşitlilik gösterir. Örneğin mercanlarda
yaşayan papağan balığı gibi bazı balıklar derin bir uykuya dalar.
Pufferfish gibi bazı balıklar ise yarı uyanık bir şekilde dinlenmeye
geçer. Keçi balığı ve diğer bazı balıklar gündüz kullandıkları parlak
renklerinin daha soluk olanlarını adeta farklı bir deri gibi gece
kullanır. Süngerler, mercanlar ve yumurtlayan bazı balıklar da mercan
resiflerinde yaşayan canlılardır. Bundan başka küçük yengeçler ve
karidesler de resiflerdeki mikroskobik bitki ve hayvanlar ile beslenmek
için mercan kayalarına doğru çıkarlar. Yine mercan resiflerinde yaşayan
köpek balıkları ve müren gibi balıklarsa karanlıkta besin bulabilmek
için çok güçlü olan koku duyularını kullanır. Allah deniz altında
yarattığı bu renkli dünya ile bize örneksiz sanatını ve sınırsız ilmini
tanıtır.
Dolphin Log, May 1994 s. 4- 5 |

|
|
Kaplanların Ayırt
Edici Özellikteki
Postları Her kaplanın postundaki ve yanaklarındaki çizgiler ile kaşları,
insanların parmak izleri gibidir. Nasıl parmak izi her kişide farklı
şekillere sahipse ve ayırt edici oluyorsa aynı şekilde kaplanlardaki
çizgiler de sadece tek bir tanesine özeldir.
Bilim ve Teknik Dergisi, Şubat 1985, s. 33 |
|
|
Yaprak Böcekleri
Bitkilerin üst kısımları, pek çok canlı için tehlike demektir. Çünkü
bu açıklık alanlarda saklanmak oldukça zordur. Özellikle kuşlar tarafından
avlanan canlılar için bu bölgelerde bulunmak bir dezavantaj gibi görünebilir.
Oysa düşmanlarından bir tanesi de kuşlar olan yaprak böcekleri, bitki
örtüsünün üst tabakalarında rahatlıkla yaşar. Çünkü bu böceklerin
görüntüsü üstünde bulundukları bitkiden filizlenen bir yapraktan farksızdır.
Bu özellikleri nedeniyle düşmanlarının yaprak böceklerini farketmeleri
çok zordur, hatta imkansızdır. Tüm alemlerin Rabbi olan Allah'ın özel
dış görünüşleriyle birlikte yarattığı bu canlılar apaçık bir yaratılışı
gösterirler.
Borneo, The World's Wild Places, Time Life Books, s. 65 |
|
Kiwi Kuşunun Avlanma
Tekniği
Kiwi yalnızca Yeni Zelanda'da yaşayan bir kuş türüdür. Geceleyin avlanan
Kiwi kuşunun kendine özgü bir avlanma şekli vardır. Uzun gagasını
toprağın içerisine sokar ve toprağı koklamaya başlar. Amacı temel
besin kaynaklarından olan yer solucanlarını bulmaktır. Geceleri beslenen
ve besinlerini toprağın altında arayan Kiwi kuşu bu ihtiyaçlarına
uygun tasarımla birlikte Allah tarafından yaratılmıştır.
http://disney.go.com/DisneyChannel/AmazingAnimals/fact6.html |
|
Kamçı Yılanının Çevik
Hareketleri
Kamçı yılanı Güney Amerika'da yaşar. Omurgası enine kesitte aynen
(T) harfi biçimindedir. Bu oluşum hayvan bilimcilerini uzun yıllar
şaşırtmış ama doyurucu bir açıklama bulunamamıştır. Son yıllarda sürdürülen
çalışmalar sonucunda bunun nedeni bulunmuştur. Kamçı yılanının temel
besini Anol olarak isimlendirilen küçük ağaç iguanalarıdır. Anol sivri
tırnaklarıyla bitki yapraklarının uçlarına tutunarak dinlenir. En
küçük bir sallantıyı duyar ve kendini yere atarak gözden kaybolur.
Bu nedenle kamçı yılanının aynı bitkiye tırmanıp ağacı sarsmadan Anol'e
ulaşması olanaksızdır. Kamçı yılanı farklı bir yoldan yaklaşarak Anol'ü
avlar. Bunun için öncelikle Anol'ün bulunduğu bitkinin yanındaki bitkilere
çıkar. Avı ile aynı yüksekliğe gelince uzun gövdesini, (T) biçimli
omurgası sayesinde yere paralel olacak şekilde Anol'ün üzerine uzatır
ve ani bir hareketle avını yakalar.
Bilim ve Teknik Dergisi, Ağustos 1986, s. 32 |
|
|
Lemmingler'in Isı
Dengeleri
Hava sıcaklığı donma derecesinin altına düştüğünde yaşamlarını sürdürebilmeleri
için bütün memelilerin kendi vücut ısılarını yükseltmeleri gerekir.
Memeliler içinde bir istisna olarak Lemmingler sıcaklık -12 0C'ye
ulaşana kadar bu işleme başlamazlar. Çünkü Lemmingler'in kış mevsiminde
ortaya çıkan uzun kürkleri ısı kaybını azaltacak şekilde yaratılmıştır.
Tüm alemlerin Rabbi olan Allah Lemmingler'i yaşadıkları ortamın koşullarına
uygun özelliklerle birlikte yaratmıştır. Örneğin Lemmingler karın
altında tüneller kazarak yuva yaparlar. Bu yuvalar kar seviyesinin
60 cm. kadar altındadır. Lemmingler'in yuvaları üstlerini kaplayan
kar sayesinde çok sıcak olur. Öyle ki, yuvaların bulunduğu yerde dışarıdaki
sıcaklık donma derecesinin altında olsa bile yuvadaki sıcaklık 10
0C'ye ulaşabilir. Bundan başka ortalama üç ya da dört yılda bir Lemming
nüfusu çok yüksek bir yoğunluğa ulaştığı için, binlerce hayvan yeni
yerleşim bölgelerine göç eder.
Guinness Books, Remarkable Animals, A Unique Encyc. of Wildlife Wonders,
s. 40 |
|
|
Dikenli Vatoz
Resimde görülen mavi benekli Stingray'in (dikenli bir tür iri vatoz)
kuyruğunun altında oldukça zehirli dikenler bulunmaktadır. Vatoz bu
dikenleri kullanarak düşmanlarını kolaylıkla alt eder.
Our Amazing World Of Nature, Its Marvels & Mysteries Reader's Digest,
s.144 |
 |
|
Şemsiye
Yengecinin Suni Şemsiyesi
Şemsiye yengeci deniz altındaki en ilginç canlılardan bir tanesidir.
Bu hayvan kendisini korumak için pek de alışık olunmayan bir yöntem
kullanır. Bu yengeç vücudunun üst kısmını düşmanlarına karşı siper
oluşturacak şekilde bir süngerle ya da mercan resiflerinde yaşayan
diğer organizmalarla kaplar. Yengecin arka bölgesinde yer alan iki
çift bacağında, bu suni şemsiyeyi taşımak için kullandığı pençeler
bulunur.
Roger Steene, Coral Seas, s.30 |
 |
|
Dere İskorpitleri
Dere iskorpiti göllerin, havuzların ve nehirlerin diplerindeki çamurlu
bölgelerde yaşayan ve kare şeklinde kuyruğu olan bir yayın balığı
türüdür. Erkek iskorpit, yavrularına karşı çok ihtimam gösterir. Önce
eşi için bir yuva yapar, daha sonra yavrular yumurtadan çıkıncaya
kadar onlara bekçilik yapar. Erkek balığın yavrularına gösterdiği
özen bu kadarla da kalmaz. Yavru balıklar kendilerini koruyabilecek
olgunluğa erişene kadar erkek balık tarafından korunmaya devam eder.
Kuşkusuz bir balığın böyle bir şuura sahip olması mümkün değildir.
Erkek balığa yavrularını korumayı ilham eden Allah'tır. Yeryüzündeki
tüm canlılar yaratıcıları olan Allah'a boyun eğmişlerdir ve O'nun
emirleri doğrultusunda yaşamlarını sürdürürler.
Our Amazing World Of Nature, Its Marvels & Mysteries Reader's Digest,
s. 305 |
|
|
Mantislerin Yuvaları
Bilim adamları bugüne kadar 2000 farklı mantis türü bulmuşlardır.
Bunların çoğu birbirine çok benzemektedir. Her bir mantisin uzun,
ince bir vücudu, üçgen bir kafası ve topa benzeyen gözleri vardır.
Bütün böcekler gibi mantislerin gözleri de birçok küçük lensten oluşan,
bileşik gözlerdir. Çok geniş bir görüş açısına sahip olan bu gözlerin
yan ısıra mantisler başlarını tam 360 derece döndürerek bütün çevrelerini
rahatlıkla görebilir. Mantisler de çok fazla düşmanı olan canlılardır.
Bu nedenle hem kendilerini hem de yavrularını korumak zorundadırlar.
Yavruların korunması dişi mantislere ait bir görevdir. Yumurtalarını
bırakmak için hazır olduklarında dişiler bir bitki gövdesi, bir dal
ya da güvenli herhangi bir yer bulur. Daha sonra beyaz bir köpük fışkırtmaya
başlarlar. Bu sırada dişi mantisler 200 kadar yumurta da bırakmış
olur. Köpükten yapılmış bu yuva bir süre sonra kurur ve sertleşir.
Ranger Rick, June 1992, s. 4-7 |
|
|
Cecropia Güvelerinin
Korunma Yöntemleri
Cecropia güveleri sadece geceleri uçar ve böylece birçok düşmandan
doğal olarak kurtulmuş olurlar. Bu güve türünün dişileri oval şekle
sahip olan yumurtalarını eğrelti otlarının gövdesine depolar. Cecropialar'ın
tek savunma yöntemi gece avlanmaları değildir. Son derece ilginç bir
savunma yöntemleri daha vardır. Güvenin tüylü duyargalarına herhangi
bir sebeple ışık vurduğunda böcek kendini yere atar ve olduğu yerde
saklanarak düşmanından gizlenir.
Our Amazing World Of Nature, Its Marvels & Mysteries Reader's Digest,
s. 300 |
|
|
Sert Kuyruklu Ördekler
Ördeklerin en bilinen özellikleri iyi birer yüzücü ve dalgıç olmalarıdır.
Hepsi suda çok seri hareket edebilmelerine rağmen tatlı suda yaşayan
sert kuyruklular yüzme ve dalma konusunda en iyi olan türdür. Sert
kuyruklular, kısa kalın boyunları, sert kuyruk tüyleri ve geniş gagaları
olan kısa kanatlı ördeklerdir. Tüyleri genelde beneklidir ama diğer
ördeklerde olduğu gibi metalik renklere sahip değildir. Sert kuyrukluların
son derece iyi birer dalgıç olarak nitelendirilmelerinin nedeni; dalarken
varlıklarını hiç hissettirmemeleridir. Herhangi bir tehlike durumunda,
suya son derece yavaş dalarlar. Öyle ki, hiç dalga bırakmadan ortadan
kaybolabilirler. Bundan başka erkek ördeklerin son derece ilginç bir
kur yapma yöntemleri de vardır. Bir dişi ile karşılaştıklarında önce
gırtlak keselerini şişirir, kuyruklarını yana yatırır ve gagalarını
sürekli göğüslerinin üzerine bastırıp öterler. Erkek ördeklerin sesleri
çok uzaktan duyulabilecek kadar güçlü bir davulun sesine benzer.
International Wildlife Encyc; Vol. 21, s.2395 |
|
Kirpi Balığının Güneş
Gözlüğü
Sıcak sularda yaşayan kirpi balığı (Sphoeroides maculatus) güneş ışınları
fazlalaştığında gözlerindeki kimyasal maddeleri değiştirme özelliğine
sahiptir. Balık bu değişiklik ile birlikte kendisine bir nevi güneş
gözlüğü oluşturur. Bu sayede güneş ışınlarından etkilenmemiş olur.
Bilim ve Teknik Dergisi, Şubat 1985, s. 33 |
|
Su Sineği Larvalarındaki
Tasarım
Su sineği larvalarının çoğu zengin besin kaynaklarının bulunduğu sularda
yaşar. Larvaların en büyük problemlerinden biri, hızla akan suyun
üstünde asılı olarak kalabilmektir. İki şey larvaların suda tutunabilmelerine
yardımcı olur: Kayalara tırmanabilmelerine yardımcı olan bacaklarının
her birinde bir pençe içeren tırmanıcı bölümler ve hemen hemen yassı
ve düz olan bedenleri… Allah'ın onlar için özel olarak yaratmış olduğu
bu vücut yapısı sayesinde larvalar su üzerinde kolaylıkla asılı kalabilir.
Suyun altındaki yuvalarında büyüyen sinek larvaları belli bir müddet
sonra hep birlikte suyun yüzeyine doğru çıkmaya başlar. Gelişen larvalar
çok kısa bir süre içinde sert derilerini açıp, içinden çıkar ve kanatlı
genç sinekler haline dönüşürler.
Ranger Rick, June 1992, s. 16-17 |
|
Renkli ve Hafif Gagalar
Tukanlar'ın en dikkat çekici özellikleri hiç kuşkusuz ki parlak renkli
gagalarıdır. Yağmur ormanlarında yaşayan Tukanlar'ın çeşitli etkiler
sonucunda delik deşik olmuş gagaları meyveleri kolaylıkla yiyebilecekleri
kadar güçlü bir yapıda yaratılmıştır. Bu kadar büyük ve güçlü bir
gaganın ağır olacağı düşünülmüş olabilir. Oysa Tukanlar'ın boyutlarına
göre oldukça büyük olan gagalarının en önemli özelliği çok güçlü olmalarına
rağmen şaşırtıcı şekilde hafif olmasıdır.
Our Amazing World Of Nature, Its Marvels & Mysteries Reader's Digest,
s. 187 |
|
Vervet Maymunlarının
Anlaşma Şekilleri
Hayvanlar dans etme, kuyruk sallama, çığlık atma, renk değiştirme
gibi yöntemlerle birbirlerine mesajlar gönderir. Canlılar arasında
bu gibi yöntemler kullanılarak gerçekleştirilen bir iletişim olduğu
uzun zamandır biliniyordu. Ancak bu iletişimin içeriğinin çözülmesi
çok yakın dönemlerde gerçekleşmiştir. Hayvanlar arasındaki karmaşık
iletişim sistemlerine küçük gruplar halinde yaşayan Vervet maymunlarının
kullandığı sistemi verebiliriz. Bu maymunların farklı yırtıcı hayvan
türlerine göre kullandıkları üç değişik uyarı sesleri vardır. Bunlardan
biri yılanlar, ikincisi leoparlar, üçüncüsü de kartallar içindir.
Vervet maymunlarının hırıltıları yumuşak kısa, bazen art arda havlama
sesleri gibi tanımlanabilecek düşük frekanslı seslerden oluşur. Yapılan
araştırmalar sonucunda maymunların değişik şartlarda değişik hırıltılar
çıkardığı da bulunmuştur. Örneğin bir maymunun toplumsal anlamda egemen
konumda bulunan başka bir maymunla karşılaştığı zaman çıkardığı hırıltı
ile, toplumsal olarak kendinden daha aşağıda bulunan bir türdeşiyle
karşılaştığında çıkardığı sesler birbirinden çok farklıdır. Açık bir
alana çıktığında ya da yabancı maymunlar gördüğünde çıkardığı sesler
de çok farklıdır. İnsana göre sadece basit bir hırlama olan bu sesler
aslında maymunlar arasındaki haberleşme sesleridir. Allah'ın ilhamıyla
hareket eden bu canlılar bize kendilerini Yaratan'ı tanıtırlar.
Vervet maymunları, çıkardıkları hırıltılarda insan kulağının algılayamadığı
ince farklılıkları yakalayabilirler. Maymunların iletişim için kullandıkları
bu seslerdeki farklılıklar, ancak ses kayıt cihazı ve ses spektrografı
gibi aletlerin yardımıyla tesbit edilebilmiştir.
Marian Stamp Dawkins,Through Our Eyes Only?/The Search For Animal
Consciousness, s. 33-36 RESİMALTI |
|
|
Caddisfly
Mayıs böceği benzeri bir böcek olan Caddisfly'ın larvaları suyun altında
yaşayan tırtıl görünümlü canlılardır. Düşmanlarından gizlenmek için
kendi çevrelerinde boru şeklinde sığınaklar inşa eden larvalar, bu
işi yapabilecekleri bir ipek üretme sistemine sahiptir. Kendi ürettikleri
ipek ile ördükleri bu sığınakları daha sonra sopa, çakıl taşı ve suda
buldukları malzemeleri kullanarak düzenlerler. İlginç bir görünüme
sahip olan yuvalarının içinde mükemmel bir şekilde kamufle olan Caddisfly
larvalarını fark etmek oldukça zordur. Ayrıca larvaların yuvaları
düşmanlarının içeriye giremeyeceği kadar sert ve dayanıklıdır. Bundan
başka larvalar vücutlarının en arkasındaki çengelleri kullanarak bulundukları
yerde sürünerek ilerleyebilir ve böylece düşmanlarından gizlenmiş
olurlar. Caddisfly larvalarının su altındaki büyümeleri sona erdiğinde
koza yapmaya başlar. Bunun için ipekten yaptıkları yuvalarının her
iki ucunu da kapatırlar. Bir Caddisfly larvası bu kozanın içerisindeyken
de çok fazla değişiklik geçirir. Bu değişimler de tamamlandığında
ipekten yapılmış yuvasını kemirerek açarak dışarı çıkar ve kıyıya
ulaştığında da derisini döker. Caddisfly larvaları artık güve şeklini
almıştır. Bundan sonra bir eş bulabilmek için suyu terk eder. Suyun
altındaki bir canlının pek çok aşamadan geçerek farklı bir canlı haline
gelmesinde görülen akıl, herşeyin hakimi olan Allah'a aittir.
Ranger Rick, June 1992, s. 18-19 |