|
HAYVANLAR ALEMİ BÜTÜN HAYVANLAR
EBE KURBAĞASI
Avrupa'da yaşayan ebe kara kurbağası, yaşamının büyük bir bölümünü
karada, sudan uzakta olmayan toprak oyuklarda geçirir. Karada çiftleşir.
Dişi yumurtalarını yere bırakınca, erkek onları spermasıyla döller.
Yarım saat sonra, erkek kurbağa yumurtalarını ipe dizer gibi birbirine
yapıştırır ve sonra da bunları arka ayaklarının üzerine yapıştırarak
yerleştirir. Daha sonraki birkaç hafta nereye gitse, seke seke yumurtalarını
da yanında taşır. Sonunda yavrular yumurtadan çıkacağında suya atlar.
Yumurtaların yapışık olduğu arka ayaklarını tüm yavrular çıkana kadar
suda tutar. Daha sonra tekrar karadaki oyuğuna geri döner.
David Attenborough, Yaşadığımız Dünya, s.105 |
|
KUŞLAR
Yuva yapımında savunma ve saklanma açısından kuşların en çok tercih
ettiği yerler, sık ve gür dallı ağaçlıklar ya da dikenli koruluklardır.
İkinci bir yöntem de doğal boşluklar ya da ağaçlara özel olarak yapılmış
oyuklardır. Bazı türler yuva girişini çamurla kapatırlar ya da dişi
ve yavruların içinde bulunduğu oyuğun girişine kare bir duvar örerler.
Hydorophasianus chirurgus adlı bir kuş, tehlike sezdiğinde yumurtalarının
yerini değiştiren tek kuştur. Erkek, yumurtaları boğazı ile göğsü
arasına sıkıştırır ve geri geri giderek onları başka yere taşır. Erkekler
ayrıca yuvanın herşeyinden ve yavruların yetiştirilmesinden de sorumludurlar.
Giovanni G. Bellani, "Quand L'oiseau Fait Son Nid", s.24 |
|
BALARISI
Çekirgelerin ağızlarında öğütücü özelliğe sahip güçlü çeneler vardır.
Bu ağız yapısı hayvanın bitkisel dokuları kolay öğütmesini sağlar.
Arıların alt dudak ve alt çeneleri çiçektozu toplayabilmek için dil
şeklindeki alt dudağın çevresinde yer alır. Küçük yassı bir küreğe
benzeyen çeneleri ise çiçektozu toplamada kullanılmaz. Lahana kelebekleri
ise çiçeklerin balözünü emmek için, kaynaşmış art çenelerden oluşan
ve çiçeğin içine erişebilen uzun hortumlarını kullanırlar.
Larousse, Tematik Ansiklopedi, 4. Cilt, s.163
|
|
DENİZ SALYONGOZU
Bir tür deniz salyangozunun uzun yumuşak bedeninin üst kısmı çok duyarlı
ve değişik renklerdeki dokungaçlarla donanmıştır. Salyangoz bu tüy
gibi dokungaçlarıyla suyun yüzeyine yakın yüzer ve denizanalarını
avlar. Denizanalarının yakıcı hücreleri vardır. Salyangoz denizanasını
yerken bu yakıcı hücreler de salyangozun bağırsağına geçer. Daha sonra
da bu yakıcı hücreler salyangozun sırtındaki dokungaçlarına gider.
Kendisini avlamaya çalışan hayvanlara karşı bu yakıcı hücreleri kullanır.
Bu sayede denizsalyangozu korunmuş olur.
David Attenborough, Yaşadığımız Dünya, s.32 |
|
MÜREKKEP BALIĞI
Mürekkep balıkları ve ahtapotlar da renklerini çok hızlı değiştirebilirler.
Bazen renk dalgaları bedenlerinde nabız atması gibi görünür. Bu kadar
fazla değişikliğin olmasına kızgınlık, yiyecek görme, korku ve bulunduğu
yerin rengi gibi farklı nedenler sebep olabilir. Renk değiştiren bir
mürekkep balığı gerçekten çok ilginç bir görünüme sahip olur. Yüzü
kızarır ve yüzünde kırmızı ve altın yaldız rengindeki küçük benekler
gelip gider. Balığın desenleri de küçük beneklerden koyu çizgilere
ve göz gibi lekelere dönüşebilir.
Jill Bailey, Mimicry and Camouflage, s.18 |
|
|
DOMUZLAN BÖCEĞİ
Domuzlan böcekleri su üzerinde yüzerler. Bir tehlike sezince, kendileriyle
birlikte bir miktar havayı da sürükleyerek suya dalarlar. Suyun dibinde
iken bu yedek havayı kullanırlar. Domuzlan böceğinin larvası ise tehlikeli
bir etoburdur. Bu larvaların ağızları yoktur. Ağız yerinde içinden
zehirli salya akan bir kanal ve bu kanalın ucunda iki kanca bulunur.
Larva, bu kancalarla kurbanını tutar, kendi ürettiği zehirli salyasıyla
önce avını felç eder, sonra eriterek sıvı hale getirir ve daha sonra
da bu sıvıyı emer.
Bilim ve Teknik Dergisi, Mayıs 1987, Sayı:234, s.17 |
|
ARMADİLLO
Güney Amerika'da yaşayan bir tür böcek yiyen olan Armadillolar bir
tür zırhla korunurlar. Genellikle yiyeceklerini toprağı kazarak ararlar.
Çok iyi bir koku alma duyusuna sahiptirler. Yiyeceği şeyin kokusunu
alan Armadillo son derece büyük bir hızla toprağı kazar. Burnunu toprağa
gömerek, adeta kokuyu yitirmekten korkuyormuş gibi telaşla toprağı
kazar. Armadillolar'ı bu durumda görenler, hayvanın bu durumda nasıl
soluk aldığına şaşabilirler. Oysa Armadillolar bu durumda soluk almazlar.
Toprağı kazdıkları sırada, altı dakikaya kadar soluklarını tutabilme
yeteneğine sahiptirler.
David Attenborough, Yaşadığımız Dünya, s.162 |
|
|
KUNDUZ
Kunduzlar yuva yapımlarında karma malzeme kullanırlar. Suyun üstünde
çalı çırpıdan yapılan kulübelerin içinde çamur ve balçık kullanılarak
sertleştirilmiş bölmeler ve geçitler bulunur. Eğer kulübesinin etrafındaki
su yeterince derin değilse kunduz, suyun geldiği tarafta kütükler,
büyük dallar ve taş parçalarından bir bent meydana getirerek su seviyesini
yükseltir. Oluşturulan bu havuzun su seviyesindeki değişiklikler,
kunduzların çoğu zaman büyük bir ustalıkla üstesinden geldikleri çeşitli
problemlere yol açabilirler. Örneğin sular birdenbire yükseldiğinde
odaların su altında kalması tehlikesi oluşur, bunun üzerine kunduzlar
da barajda suyun akmasını sağlayacak delikler açarlar. Buna karşılık
eğer su seviyesi düşüyorsa, bendi yükseltmeye veya mevcut delikleri
tıkayarak suyun akışını engellemeye çalışırlar.
Thema Larousse, Tematik Ansiklopedi, 4. Cilt, s.143 |
|
|
HİDROMETRE
Hidrometre denen su örümcekleri gibi su böceklerinin çoğu su bitkileri
üzerine yumurtlarlar. Bazen de erişkin böcekler yumurtadan çıkacak
olan yavrular için özel bir sığınak hazırlarlar. Örneğin Arjironet
denen su örümcekleri, bahar gelince iki katlı özel bir çan yapararak
üst kata 150 kadar yumurta bırakırlar. Kendileri de su içinde kalan
alt katta oturarak yumurtalarını korurlar.
Bilim ve Teknik Dergisi, Mayıs 1987, Sayı. 234, s.17 |
|
DOMUZLAN BÖCEĞİ
Kınkanatlılardan domuzlan böcekleri sadece su yüzeyinden karınlarını
dışarı çıkararak soluk alırlar. Bunun aksine, bataklıklarda yaşayan
en iri kınkanatlılar olan su sinekleri (hidrofil) ise kafalarını sudan
çıkararak hava alırlar ve kıllı antenleriyle hava kabarcıklarını gövdelerine
yollarlar.
Bilim ve Teknik Dergisi, Mayıs 1987, Sayı.234, s.16 |
|
SU AYGIRI (HİPOPOTAM)
Hipopotamların(su aygırlarının) derilerindeki bezlerden salgılanan
pembe bir sıvı, onları güneş yanıklarından korumaya yarar. Derinin
altında, su aygırının vücudunun soğuk suyun altında bile sıcak kalmasını
sağlayacak 5 cm. kalınlığında bir yağ tabakası bulunmaktadır.
Johny Stidworthy, Mammals, The Large Plant Eaters, s.24 |
|
|
ATEŞ KARINLI KARA
KURBAĞASI
Ateş karınlı kara kurbağası korkutulduğunda sırtüstü yatarak, karnındaki
kırmızı ve siyah desenleri uyarı yapar gibi düşmanına gösterir. Bu
yalnızca bir aldatmaca değildir. Çünkü ateş karınlı kara kurbağalarının
diğer kurbağalardan farklı olarak derilerindeki bezleri acı tadı olan
bir zehir de salgılar.
David Attenborough, Yaşadığımız Dünya, s.100 |
|
AĞUSTOS BÖCEĞİ
Esnek kanatları sayesinde Ağustos böcekleri çok yönlü uçuşlar yapabilirler.
Ön kanat aşağı doğru iniş esnasında düzdür; kanat damarlarında baştan
sona doğru bir hat geçer. Bu, tek yönlü bir menteşe gibi kanadın dış
yarısının, yukarı çıkış esnasında aşağı doğru bükülmesini sağlayarak
daha geniş bir hız kazanmasını sağlar.
International Wild Life, March-April, 1999 |
 |
|
PUF BALIĞI
Bütün Puf balıkları (Arothorn meleagris) bir tehlike karşısında vücutlarını
tam bir yuvarlak olacak şekilde şişirebilirler. Böylece yakalanmaları
da, bulundukları yerden çekilmeleri de zorlaşmış olur. Bu balıkların
larvaları önce su seviyesindeki sığ kayalıklarda büyür ve daha sonra
okyanusa dağılırlar.
Bilim ve Teknik Dergisi, Temmuz 1987, Sayı.236, s.22 |
|
|
KINKANATLI BÖCEKLER
Kınkanatlı böceklerde (koleopterlerde) dış kanatlar uçuş esnasında
katlı durur. Bu böceklerde denge, sinir sistemi yardımıyla sağlanır.
Bu sinir sistemi, böceğin yön değiştirmelerine ve duruşuna karşı son
derece hassas olan özel organları tarafından uyarılır. Kınkanatlılar,
çok yüksek bir kanat çırpma kabiliyetiyle donatılmışlardır ve çok
uzun bir süre yüksek hızla uçabilirler. Çok keskin virajları dönebilir
veya havada sabit olarak dengede durabilirler.
Science et Vie, No.931, s.4 |
|
|
KARINCA
Dünyanın tropik bölgelerinde yağmurlar genelde sele neden olurlar.
Su yükseldikçe suda boğulmaktan korunmak için bazı karıncalar bedenlerini
birleştirip, bir çeşit kayık şeklini alırlar. Karıncalardan oluşan
bu kayık suda giderken, sürekli olarak top gibi yuvarlanır. Böylece,
bütün karıncalar sırayla biraz suda kalıp, biraz da nefes alabilmeleri
için dışarıda kalmış olurlar.
ZooBooks, Animal Wonders, Ocak 1998, Vol.15 N.4 , s.10 |
|
KARABATAK
Karabatak kuşunun gagasının sonunda balıkçıların oltasını andıran
bir çengel bulunur. Bu çengel karabatağın balığı kolayca yakalamasına
yardımcı olur.
Ranger Rick, April 98, s.6 |
|
|
GEYİK
Geyikler ortamın güvensiz olduğunu anladıklarında ön ayaklarından
birini yere vurarak diğer geyiklere tehlikeyi haber verirler. Eğer
tehlikenin çok yakında olduğunu anlarlarsa hem ön ayaklarından birini
yere vururlar hem de kuyruklarını dikleştirerek sarkaç gibi sallamaya
başlarlar.
Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı:207, Şubat 1985 s.33 |
|
|
TIRMAŞIK KUŞU
Serçegillerden olan Tırmaşık kuşlarının (Certhia) yuvaları oldukça
orijinaldir. Ağaç kabuklarının altını tercih eden bu kuşların yuvası,
ters çevrilmiş ince koni şeklindedir ve ağacın kabuğu ile gövdesi
arasındaki ince yarıklarda kuruludur. Keçisağan kuşları ise uçuş sırasında
yer, uyur ve çiftleşirler. Öyle ki, yavruları, erişkinliklerinin başladığı
ve yuva kurdukları 4 yaşına kadar hiç yere inmezler.
Giovanni G. Bellani, "Quand L'oiseau Fait Son Nid", s.79 |
|
|