|
HAYVANLAR ALEMİ BÜTÜN HAYVANLAR
DİKENLİ BALIK
Kuzey Amerika ve Avrupa boyunca gölcük ve nehirlerde bulunan erkek
dikenli balıklar özenle hazırlanmış yuvalar kurarlar. Üç dikene sahip
bir dikenli balık, yuva yapmak için su bitkilerinin parçalarını toplar.
Böbreklerinden salgılanan yapışkan bir sıvıyı onlara fışkırtır ve
bitki parçalarını birbirlerine yapıştırır. Yuvaya uzun düzgün bir
yığın biçimi verirken, etrafında sürtünerek yüzer. Sonra ön ve arka
girişi olan ve arasından suyun aktığı bir tünel oluşturarak, yolu
yığının ortasından geçirir. Bir dişi yuva alanına girdiğinde, Dikenli
balık zikzaklar çizerek bir kur dansı yapar. Dişiyi tünel şeklindeki
yuvasına götürür ve burnuyla yuvanın girişini işaret eder. Yumurtalarını
bırakmak için tünelin içine girer. Sonra erkek yumurtaları döllemek
için önden girerken, dişiyi arka çıkıştan dışarı iter. Yuva birkaç
dişi tarafından yumurtayla doldurulduğunda erkek nöbet tutar ve tünel
içine taze su yelpazeler. Ayrıca yuvanın kırılıp giden bölümlerini
onarır. Yumurtalar çatladıktan sonra, birkaç gün daha nöbet tutmaya
devam eder.
Gardner Soul, Strange Things Animals Do, s.17 |
|
KÖPEK BALIĞI
İri köpekbalıkları da denizlerdeki pekçok canlı gibi planktonlarla
beslenirler. Köpek balıkları, yüzgeçlerini bir filtre gibi kullanırlar
ve deniz suyunu buradan geçirerek planktonları toplarlar. Kuzey Denizi'nde
her Kasım ayında plankton yoğunluğu azaldığı için köpekbalıkları besin
ararken her zaman harcadıklarından çok daha fazla enerji harcamak
zorunda kalırlar. Bu nedenle bir süre sonra güçsüz kaldıkları için
yemek aramayı bırakıp, dibe çökerler ve kış uykusuna yatarlar. Okyanusun
derinliklerinde aylarca hareket etmeden ve hiç beslenmeden yaşayabilirler.
Bu sırada kalpleri sanki çalışmıyormuş gibi çok yavaş atar.
The Ocean World of J. Cousteau, Quest for Food, s.16 |
|
|
ÇÖPÇÜ BALIĞI
Pullarının arasında bulunan parazitler balıkları çok rahatsız eder.
Çöpçü balığı denen küçük balıklar da, dişleriyle balıkların üzerindeki
parazitleri toplayarak beslenirler. Parlak siyah-mavi çizgili vücutları
ve özel zigzag dansları çöpçü balıklarını tanıtan özellikleridir.
Çöpçü balıkları büyük balıkların ağzının içine girerek dişlerini de
temizlerler. Kılıç-dişli balık da çöpçü balığını taklit eder. O da
siyah-mavi çizgilidir. Çöpçü balığı gibi büyük balığın önüne gelerek
zigzag dansı yapar. Amacı çok farklıdır, büyük balık temizlenmek için
ona doğru geldiğinde ileri fırlar ve balıktan büyük bir parça et kopararak
uzaklaşır.
Jill Bailey, Mimicry and Camouflage, s.32 |
|
|
YILAN
Yılanların hareketleri birçok açıdan mükemmeldir. Yılanlar, her birinde
bir çift kaburga ve düzinelerce kas olan 400 omura sahip olabilirler.
Vücutlarını her iki tarafa da 25 derece aşağı ve 14 derece yukarı
olmak üzere eğebilirler. Yılanlar otların üstünde kayarken, ağaçta,
kaldırımda, kumda, çölde ve daha bir çok yerde hareket ederken yarım
düzine teknik kullanırlar. Kavurucu sıcaklıktaki bir zeminde bile
kolaylıkla ilerleyebilirler. Bir borunun içinde kendilerini ileri
doğru iterek hareket ederken, dışarı çıktıklarında hemen spiral gibi
hareket etmeye başlarlar ya da otların arasında vücutlarını dalgalandırarak
giderler. Tenis kortu gibi düz alanlarda ilerlemek istediklerindeyse
farklı bir hareket yapmak zorundadırlar. Ağaca çıkabilmeleri içinse
dalgalanma hareketi yapmaları gerekir. Yılanlar kumda yürüdüklerinde
ise sürtünmeyi ve ısıyı minimuma indirmek için farklı bir metod kullanırlar.
Guy Murchie, Seven Mysteries of Life, s.28 |
|
|
UÇAN KERTENKELE
Yağmur ormanlarında yaşayan her hayvanın kendine özgü bir hareket
yöntemi vardır. Bunlardan bir tanesi ayaklarının arasında ağaçlardan
aşağıya süzülmesini sağlayacak bir deriye sahip olan uçan kertenkeledir.
Bu deri sayesinde uçan kertenkeleler iki ağaç arasında 60 m. kadar
süzülerek uçabilirler.
Michael Scott, The Young Oxford Book of Ecology, s.104 |
|
|
FİL
Fillerin hortumu 50 bin kasla çevrilidir ve gerektiğinde hortum kasılır
ve tonlarca ağırlıktaki cisimleri bile kolaylıkla iter. Bu hortum
aynı zamanda küçük bezelye tohumlarını kopararak ağzında patlatma
gibi çok fazla incelik ve hassasiyet gerektiren bir işlemi yapabilme
kabiliyetine de sahiptir. Birçok yönden işlevsel olan aynı zamanda
uzun bir parmak, borazan veya hoparlör olarak da kullanılan bu organ,
su içebilmesi veya vücudunun üstüne su püskürtebilmesi için 4 litre
suyu tutma kabiliyetine de sahiptir.
Richard Dawkins, Climbing Mount Improbable, s.92 |
|
|
AKREP
Akrep yavruları, anne akreplerin vücutlarının içinde gelişirler ve
ince bir keseye dolanmış olarak doğarlar. Anneleri bu doğum kesesini,
kuyruğunun ucundaki iğnesiyle yırtarak açar. Yavru akrepler serbest
kalır kalmaz diğer pekçok canlıda da olduğu gibi annelerinin sırtına
tırmanırlar. İlk başta zayıftırlar ve sık sık yere düşerler. Ayaklarının
altındaki özel tabanları, onların tekrar tırmanmalarına yardımcı olur.
Yavrularına karşı aşırı derecede koruyucu olan anne akrep, gece avlanmaya
giderken de yavrularını beraberinde götürür.
Gardner Soul, Strange Things Animals Do, s.41 |
|
ŞEFFAF HAYVANLAR
Su yüzeyinin yakınlarında yaşayan hayvanlar, hem aşağıdan hem de yukarıdan
gelecek tehlikelerle karşı karşıyadırlar. Küçük hayvanlar bunun üstesinden
şeffaf olmalarıyla gelirler. Şeffaflıkları nedeniyle gökyüzünden gelen
ışık avcılar tarafından görülmelerini zorlaştırır. Okyanuslarda milyonlarca
şeffaf hayvan vardır ve çoğu da çok küçüktür. Küçük karideslerin,
yengeçlerin, deniz salyangozlarının, deniz yıldızlarının ve balık
yavrularının hemen hemen hepsi şeffaf vücutludur. Bu onlar için çok
iyi bir korunmadır.
Jill Bailey, Mimicry and Camouflage, s.29 |
|
|
YUNUS
Yunuslar, bilim adamlarını uzun süre şaşkınlığa düşürmüş olan çok
büyük hızlarla yol alırlar. Yunus balıklarının bedenlerinin çevresinde
kusursuz bir su akışı vardır. Bu akışın nedeni yunus balığının derisi
üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda bulunmuştur. Yunus balığının
derisi üç katmandan oluşur. Dıştaki katman incedir ve çok esnektir;
içteki katman kalındır, katmana plastik kıllı bir fırça görünümü veren
ve yine esnek olan çubuklardan oluşur. Katmanların üçüncüsü olan ortadaki
katman ise, süngerimsi bir maddeden yapılmıştır. Böylece, son hızla
yüzen yunus balığına değen sudan bir girdap oluşmaya başladığı zaman,
dış deri, bu girdabın neden olduğu aşırı basıncı iç katmanlara iletir
ve iç katmanlar bu aşırı basıncı söndürürler. Oluşan girdap, böylece
büyümeye zaman bulamadan kaybolmuş olur.
Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı:212, Temmuz 1985, s.20 |
|
|
QUETZAL
Sesler çoğunlukla bir hayvanın düşmanları tarafından fark edilmesine
sebep olur. Orta ve Güney Amerika ormanlarında yaşayan kuşlardan 'Quetzal'ların
çok ilginç ve yerinin tespit edilmesi çok zor olan metalik ıslık gibi
bir ötüşleri vardır. Bu da Quetzal'larin seslerinin nereden geldiğini
bulmayı zorlaştırır. Bu yüzden Quetzallar ormanda birbirlerine güvenle
bağırıp dururlar.
Jill Bailey, Mimicry and Camouflage, s.50 |
|
|
ALAKARGA
Alakarga, yemek için topladığı palamutları birer birer toprağa gömer.
Önce bir delik kazar, palamudu içine koyar ve daha sonra diğer hayvanların
bunu fark etmemesi için itinayla deliğin üstünü kapatır. Bu yerleri
daha sonra tekrar bulabilmek için dikkatlice işaret koyar. Belli ağaçlar,
düşmüş kütükler, kaya parçaları gibi nesneleri işaret olarak kullanır.
Hatta bazen buralara küçük taş parçaları taşıyarak yanlarına işaret
koyar. Birçok kuş, tohumları bu yöntemle saklar. Bazı türlerin günde
binden fazla tohum depoladığı kaydedilmiştir. Fındıkkıranlar bir mevsimde
toplam 100.000 gibi yüksek miktarda tohum depolarlar.. Yapılan deneyler
kuşun 9 ay sonra tohum gömdüğü yeri bulduğunu göstermiştir. İyi hafızasına
rağmen bu kuşların gömdüğü meşe palamutlarını unuttukları yerler de
vardır. Bu da meşe filizlerinin tekrar yeşillenerek topraktan çıkmasını
sağlar.
David Attenborough, The Life of Birds, s.75 |
|
|
KURBAĞA
Bazı kurbağaların kış uykusu sırasında vücutlarında buz kristalleri
oluştuğu keşfedilmiştir. Kışın don olaylarının görüldüğü coğrafi bölgelerde
yaşayan bu canlılarda kış uykusuna yattıklarında hiçbir hayat belirtisi
görülmez. Kalp atışı, nefes alışverişi ve kan dolaşımı tamamen durmuştur.
Buz; kurbağanın derisini, karnını ve kas liflerini tamamen kaplamıştır.
Aort damarı kesildiğinde dahi kanama olmaz.; kalp ve diğer hayati
organlar soluk bir renktedir. Kol ve bacaklar sert, gözler ise pusludur.
Buzlar çözüldükten sonra görülen ilk hayat işareti kalbin tekrar atmaya
başlamasıdır. Hayvan ilk önce seri halde nefes alıp verir. Ağaç kurbağası
gibi diğer canlılardaki en önemli özellik bol miktarda glukoz üretebilmektir.
Glukoz, donmuş kurbağanın vücudunda oldukça önemli bir rol oynar.
Hücrelerden su çekilmesini önleyip, büzülme olayını engellediği için
kurbağanın hücreleri bu donma olayından hiçbir zarar görmez.
Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı:266, Cilt:23, Ocak 1990 |
|
FİL
Filler çok iri bir cüsseye sahip oldukları için vücutlarını serin
tutma konusunda bazı problemler yaşarlar. Bu yüzden çok büyük olan
kulaklarını fan olarak kullanırlar ve serinlemeye çalışırlar. Ayrıca
kulakları vücutlarında büyük bir yer kapladığı için buradan ısının
vücut dışına çıkması da kolay olur.
John Stidworthy, The Large Plant Eaters, s. 7 |
|
|
DENİZ HIYARI
Deniz hıyarları şekilsiz hayvanlardır ama diğer canlılar için değerli
bir yiyecektirler. Deniz hıyarlarının bazı türleri planktonları yakalayabilmek
için yapışkan bir uzantı ve çok yönlü dokungaçlar kullanırlar. Alt
katmandaki dokungaçlar gezindiği yerdeki yiyecekleri yoklamaya yarar.
Ayrıca çok şaşırtıcı bir savunma yöntemine sahiptirler. Deniz hıyarı
elle tutulmak istendiğinde bir basınç uygulayarak kolayca iç organlarını
dışarı çıkarabilir. Vücudunun açık yerlerinden yapışkan maddeler akar
ve insan elinin parmaklarının birbirine yapıştırır. Bir balık ya da
yengeç, deniz hıyarına saldırırsa, saldırgan bir anda kendisini ipliğe
benzer yapışkan organların içinde bulur. Oradan kurtulmaya çalışırken,
deniz hıyarı yavaşça uzaklaşır ve daha sonraki birkaç hafta içinde,
iç organlarını tümüyle yeniden oluşturur.
The Ocean World of Jacques Cousteau, Quest for Food, s.47 |
|
KURT ÖRÜMCEĞİ
Kurt örümcekleri gittikleri her yere, ailelerini de beraberlerinde
taşırlar. Birçok örümceğin yaptığı gibi ipek yumurta kesesini ağa
asmak yerine, anne kurt örümceği yumurta kesesini karnının altındaki
iplik salan memeciklerine bağlar. Eğer yumurta kesesi düşecek olursa,
örümcek hemen onu arar ve memeciklerine yeniden bağlar. Yavru örümcek
yumurtadan çıkmaya hazır olduğunda, anneleri yumurta kesesini çenesiyle
açacaktır.
Gardner Soul, Strange Things Animals Do, s.41 |
|
|
PİPA
Pipa kara kurbağası, çiftleşince, erkeği perdeli ayaklarıyla yumurtaları
toplar ve özenle dişisinin sırtına yerleştirir. Yumurtalar oraya yapışırlar.
Altlarındaki deri bir süre sonra şişmeye ve üzerindeki yumurtalar
da deriye gömülmeye başlarlar. Yumurtaların üzerinde ince bir zar
oluşur. 30 saat içinde yumurtalar gözden kaybolur ve dişi kurbağanın
sırtı eskisi gibi dümdüz bir şekle girer. Yumurtalar derisinin altında
gelişmeye devam ederler. On beş gün sonra, dişi kurbağanın sırtı yavruların
hareketleriyle kıpırdanmaya başlar. 24. günde yavru kurbağalar dişinin
derisinde delikler açıp çıkarlar ve yüzerek kendilerine suda güvenli
bir yer aramaya başlarlar.
David Attenborough, Yaşadığımız Dünya, s.104 |
|
|
KUM YABAN ARISI
Dişi kum yabanarısı, yuvasını yaparken alet olarak çakıltaşlarını
kullanır. Yerde küçük bir delik kazdıktan sonra, buraya yumurtasını
yumurtlar. Yumurtanın güvenliğini sağlamak için deliğin ağzını gevşek
bir şekilde kumlarla ve çakıl taşı yığınlarıyla kapatır. Kumu aşağıya
doğru sıkıştırmak için de, çenesiyle bir çakıl taşını alarak bunu
çekiç gibi kullanır ve çakılları ufalayarak toprağı düzleştirir. Son
olarak dikenli bacaklarıyla toprağı tırmıklar; girişin görüntüsü tamamen
gizlenene kadar burayı itinayla süpürür.
Russel Freedman, How Animals Defend Their Young, s.43-45 |
|
KUŞLAR
Tüy değiştirme zamanı kuşlar için çok büyük bir tehlike oluşturur.
Çünkü, bu dönemde uçuş kabiliyetlerini geçici olarak kaybederler.
Bu dönemde özellikle buz ördekleri ilginç avlanma tekniğine sahip
olan yırtıcı martılara karşı tetiktedirler. Çünkü martılar, buz ördeklerini
aralıksız hava saldırılarıyla devamlı olarak suya dalmaya zorlarlar.
Bunu, ördekler nefessiz ve çaresiz bir şekilde su yüzeyine çıkıncaya
kadar sürdürürler. Daha sonra kafalarına bir gaga darbesi indirerek
onları avlarlar. Fakat bu mücadeleden her zaman galip ayrılan taraf
martılar olmaz. Buz ördeklerinin de kendilerine has korunma mekanizmaları
vardır. Gökyüzünde bir martının görülmesi halinde, ördekler hemen
büyük gruplar halinde kümeleşirler. Böylece martının çok sayıda dalıp
çıkan ördekler arasından herhangi bir tanesini yoruluncaya kadar takip
etmesi imkansız hale gelir.
Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı:279, Cilt:24, Şubat 1991 |
|