|
HAYVANLAR ALEMİ BÜTÜN HAYVANLAR
Yunus
Doğum anında dişi yunusların yanında başka iki dişi yunus daha bulunur.
Bu hayvanlar anne yunusun iki yanında yüzerler. Görevleri doğum anında
savunmasız kalan anne yunusu ve yavruyu korumaktır. Doğum sırasında
akan kanın kokusuna gelebilecek köpek balıklarına karşı anneyi ve
yavruyu bu yardımcı yunuslar korur.
Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing, Memeliler, s.29 |
|
|
Termit
Avustralya'da yaşayan bir termit türünün yuvalarının yassı tarafları
doğu ve batıyı gösterecek şekilde inşa edilmiştir. Bunun sebebi ise;
güneş doğudan doğduğunda termit yuvalarının doğuya bakan kısmının
güneş ışınları ile ısınmasını sağlamaktır. Güneş batacağı zaman da
yuva diğer taraftan yine aynı ışınları alacak ve ısınacaktır. Ama
güneşin en sıcak olduğu öğlen vakti ışınlar yuvaya tepeden gelecek
ve küçük bir bölüme isabet edecektir. Termitler böylelikle bütün gün
yuvalarının ısısını ayarlamış olurlar.
Nat. Wildlife Fed., Ranger Rick, Ocak 1993 |
|
Sarıasmagiller
Amerikan Sarıasmagiller cinsinden bir tür kuş, yuvasını yaban arısı
topluluklarının yanına kurar. Çünkü bu arılar, yılanları, maymunları,
siyah papağanları ve özellikle bir tür sineği, kendi yuvalarının yanına
yaklaştırmazlar. Sarıasmagil kuşu da yuvasını bu yaban arılarının
yuvasının yanına yaptığında, kendi yavruları bu tehlikeli hayvanlara
karşı doğal olarak korunmuş olur. Ancak bu hayvanlar arasında Sarıasmagil
kuşu açısından önemli olanı sineklerdir. Çünkü bu sineğin larvaları,
kuş yavrularının deri altlarına girerek onların ölümüne sebep olurlar.
Bu nedenle yuvaların, yaban arılarının bulundukları yerlere kurulması
kuşlar açısından oldukça önemlidir.
Giovanni G. Bellani, Quand L'oiseau Fait Son Nid, s.86 |
|
Sincap
Yanağı keseli sincap, hemen yemeyeceği besinini yanaklarındaki keselerde
taşır ve bunları kışın kullanmak için depo eder. Yanak keseleri aslında
gevşek deri kıvrımlarıdır. Bunların iç kısmı çıplaktır ama nemli değildir.
Keseler ağzın yanlarına açılır. Sincap keselerini doldurmak için bir
cevizi pençelerinin arasına alır ve bunun iki ucundaki sivri kısımları
düzgünce ısırıp koparır. Sonra cevizi keselerden birinin içine koyar.
Ondan sonraki cevizi diğer keseye yerleştirir. Keseler böyle sırayla
doldurulur. Bu şekilde sincabın yüzü oldukça ilginç bir hal alır ama
yine de simetriktir. Hayvan her keseye dört ceviz koyabilir.
Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing, Memeliler, s.54 |
|
Böcekler
Böceklerin vücutlarını kaplayan örtü, hareketi sağlayan eklemler dışında
serttir ve esnek de değildir. Böcekler "kitin" denilen bir maddeden
oluşan ve esnek olmayan bu kabuk yüzünden, ancak zaman zaman bu dış
iskeletlerini atarak büyürler. Kabuğun altındaki yeni iskelet başlangıçta
yumuşaktır. Bu özel bir durumdur. Bu sayede böcek kabuk katılaşmadan
önce büyümek için kısa bir süre kazanmış olur. Böcekler tekrar büyümek
için ikinci kabuk değiştirme işlemini beklemek zorundadırlar.
Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing, Böcekler, s.6 |
|
|
Kırlangıç
Uçurum kırlangıçları yuvalarını uçurum kenarlarına, bina veya avlu
duvarlarına çimento ile yapıştırarak yaparlar. Bu çimentoyu elde ediş
yöntemleri ise oldukça pratiktir. Öncelikle gagalarıyla çamur veya
kil parçaları toplarlar ve bu inşaat malzemelerini yuvalarına taşırlar.
Çamuru yapışkanımsı ağız salgılarıyla karıştırıp, uçurumun yüzeyine
sürerler ve üstünde yuvarlak bir açıklık bırakarak düzgün bir çömlek
şeklinde biçim verirler. Çömleğin içini yavrularının rahat etmesi
için çim ve tüyle doldururlar. Uçurum kırlangıçları yuvalarını çoğunlukla
sarkan bir kaya çıkıntısının altına inşa ederler. Bunun nedeni yağmur
yağdığında çamurun yumuşayarak yuvayı yıkıp götürme tehlikesinin bulunmasıdır.
Russell Freedman, How Animals Def. Their Young, s.13-14 |
|
|
Mantis
Nadir bulunan Malayan mantis böceği, bir böcek yiyicidir. Pembe orkideleri
taklit eder ve nektar arayan böceklerle beslenir. Düşmanları olan
kuşlar ve kertenkeleler onu bir çiçek olarak algılarlar. Bacaklarının
kalkık kenarları adeta çiçeğin taç yaprakları gibidir. Böceğin göğüs
kısmının yeşil kenarlarıysa çiçeğin sapı gibidir. Ayak kısımlarındaki
kahverengi izler ve karın kısmıysa, çiçeğin solmuş kısımları gibi
gözükmektedir. Bazı durumlarda böcek, çiçeğin rüzgarda sallanmasına
benzer bir şekilde rüzgar esiyormuş gibi sallanabilmektedir.
Nat. Geo. Soc., The Marvels of Animal Behavior, s.38 |
|
|
Çardak Kuşu
Avustralya ve Yeni Gine'de yaşayan çardak kuşları ise yuvalarını süslemeleriyle
tanınırlar. Bu kuşların bir türü olan Saten çardak kuşu ise gerçek
bir "mimari ustası"dır. Bir güvercin boyutlarındaki erkek çardak kuşu
yuvasını oluşturmak için topladığı yüzlerce ince dalı karşılıklı iki
sıra olacak şekilde diker. Böylece bir çardak oluşturur. Çardağın
önünde çevreden topladığı eşyaları yığar. Bunlar bir kelebek kanadı,
kuş tüyü, araba anahtarı veya bir paket olabilir. Özellikle mavi renkteki
cisimlere karşı özel bir ilgisi vardır. Çardak kuşunun dekorasyonu
bunlarla da bitmez. Çardak kuşu yuvasının duvarlarını boyar. Üstelik
boyasını da kendisi elde eder. Nasıl mı? Bitki özleri ile veya salgısıyla
karıştırdığı kömürle boyar. Ağzında çiğnediği bir parça ağaç akabuğu
ile de dalların oluşturduğu duvarına sıva yapar.
Nat. Geo. Soc., The Marvels of Animal Behavior, s.297 |
|
Kutup Ayısı
Kutup ayısı geniş, düz ve tüylü pençeleri ve kaygan olmayan ayak tabanları
ile buz üzerinde çok süratli koşabilir. Kutbun zorlu ikliminde kalın
ve yağlı bir kürke sahip olan kutup ayılarının çok önemli bir koruyucuları
vardır. Gözlerinde zarımsı gözkapağı filtresi ile doğuştan bir nevi
"güneş gözlüğü"ne sahiptirler ve gözlerindeki bu yapı onları kar körlüğüne
karşı korurlar.
Gardner Soul, Strange Things Animals Do, s.4 |
|
|
Sırt Üstü Yüzen
"Sırt üstü yüzen" olarak adlandırılan bir böcek cinsi, tehlike karşısında
hemen suyun dibine iner. Böcek sudan çok hafif olduğu için dibe dalması
için büyük bir fiziki çaba göstermesi gerekir. Kendisini bıraktığı
anda elinde olmadan su yüzüne çıkar. Böceğin batmamasının sebebi kıllarla
kaplı olan karnına bastırarak sürekli olarak taşıdığı hava kabarcığıdır.
Kürek çeken yarım kanatlı tam anlamıyla bir su böceği olmasına rağmen
solungaçları yoktur. Onun için suda erimiş olan oksijenden yararlanamaz,
dışarıdan hava sağlamak zorundadır. Bunu zaman zaman yüzeye çıkarak,
karnının ucunu sudan dışarıya uzatmak suretiyle yapar. Karnın iki
yanında kılların oluşturduğu birer kanal vardır. Böcek suyun yüzeyinde
bunları açarak havanın içine girmesini sağlar. Sonra kanalları kapayarak
havayı içeri hapseder. Bu hava kabarcıkları böceğin karnının yanlarındaki
nefes alma delikleriyle doğrudan doğruya temas halindedir. Soluma
deliklerini, havanın içeri girmesine meydan veren ama suyu geçirmeyen
kıllardan oluşmuş saçaklar da korur.
Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing, Böcekler, s.20 |
|
İmpala
Ceylan benzeri bir hayvan olan İmpala'lar koşarken birtakım sıçramalar
yaparlar. Bu da, kendilerine saldıranın bir tek hayvan üzerinde dikkatini
yoğunlaştırmasını önleyerek onları şaşırtır.
David Attenborough, Life on Earth, s.181 |
|
|
Sinek
En iyi uçabilen böcek türü olan sinekler çok hızlı uçarlar. Havada
hareketsiz kalabilir, çeşitli manevralar yapabilir, hatta geriye doğru
bile uçabilirler. Sinekler uçuş için yalnızca ön kanatlarını kullanırlar.
Daha küçük olan arka kanatlarını ise uçuş sırasında dengelerini sağlamak
için kullanırlar.
David Attenborough, Life on Earth, s.53 |
|
|
Ptarmigan Kuşu
Arktik tundralarda yaşayan Ptarmigan kuşu beyaz tüyleriyle kışın görünmez
gibidir. Sadece karın üstündeki kaya parçalarına benzeyen siyah gözleri
ve gagası görünür. Karlar erimeye başlayınca bu kuşların hemen renk
değiştirmeleri gerekir. Tüy değiştirerek renk değiştirmek biraz zaman
alır ve bu sırada kuşlar daha güvenlikli olması için eriyen kar parçalarının
üzerinde biraraya toplanırlar. Bu yüzden önce dişiler tüylerini dökerler.
Erkek kuşlarsa beklerler. Dişiler tüy dökme işlemleri biter bitmez,
tundraların güvenlikli bodur çalılıklarına doğru uçarlar ve yuvalarını
yapmaya başlarlar. Bu erkekler için bir vakit kaybı olmuştur. Beyaz
tüyleriyle erkekler kolay bir hedef haline gelmişlerdir. Tüy dökmek
yaklaşık 3-4 hafta sürecek bir işlemdir. Bu da erkek kuşlar için ölümcül
olabilecek kadar uzun bir süredir. Bununla birlikte erkekler, beyazdan
kahverengiye birkaç dakika içinde dönmenin yolunu bulmuşlardır. Bir
çamur birikintisine bularak tüylerini beyazdan kahverengiye dönüştürürler
ve yeni ortama uyum sağlarlar.
David Attenborough, The Life of Birds, s.166 |
|
|
Yılan Balığı &
Vatos
Yılan balığı ve Vatos gibi balıkların bazı türleri, düşmanlarından
korunmak veya avlarını etkisiz hale getirmek için vücutlarında ürettikleri
elektriği kullanırlar. Bu elektrik akımı 500-600 volta kadar çıkabilir.
Temel Britannica, Cilt 6, s.112 |
|
|
Mavi Midye &
Deniz Salyangozu (Periwenkle)
Gel-git olayının yaşandığı bölgelerde denizlerin alçalması halinde,
birçok yaratık suyun dışında kalır. Eğer bu şartlara dayanıklı bir
yapıları yoksa sıcağın ve güneşin etkisiyle yok olurlar. Kuzey Amerika'da
ve Avrupa'nın Atlantik kıyılarında sık görülen mavi midyeler ve bir
tür deniz salyangozu (periwinkle) da gel-git etkisinde kalan canlılardandır.
Her iki yumuşakça da sular çekildiğinde vücutlarında oluşacak olan
su kaybını önlemek için kendilerini kabuklarına kapatırlar. Ve sular
tekrar yükselene kadar o şekilde saatlerce kalabilirler.
Jacques Cousteau, Instinct and Intelligence, s.84 |
|
|
Kuşlar: Tepeli Akbaba,
Kızıl Gergedan
Hepsi birbirinden farklı kanat şekillerine sahip olan kuşlar farklı
uçuşlar yaparlar. Örneğin And dağlarında yaşayan tepeli akbabanın
uzun ve geniş kanatlarındaki tüylerin ucunda açılıp kapanabilen yarıklar
bulunur. Akbaba bu kanatlarıyla, ısınıp yükselen hava akımlarının
üzerine çıkar ve saatlerce bir kez bile kanat çırpmadan süzülür. Karakenarlı
albatrosun çok uzun ve ince olan kanatları, denizlerde esen güçlü
ve düzenli rüzgarların üzerinde yüksek hızla uçmaya uygun bir şekle
sahiptir. Kızıl gergedan kuşunun aralarında yarıklar olan kısa ve
geniş kanatları, çabuk havalanmasına, kaçmasına, dalların arasına
ve yere doğru dalışlar yapabilmesine yarar.
David Attenborough, Life on Earth, s.131 |
|
|
Koala
Koala zehirli okaliptüs ağaçlarında yaşayan bir memelidir. O da diğer
memeliler gibi ağaçlarda bulunan selülozu kendisi sindiremez. Bu konuda
kör bağırsağında yaşayan ve selüloz sindirebilen mikroorganizmalara
bağımlıdır. Koalanın kör bağırsağı mikropların selülozu sindirdiği
yerdir. Burada aynı zamanda okaliptüs yapraklarındaki yağların zehirleyici
özelliği de etkisiz hale getirilir.
James and Carol Gould, Olağandışı Yaşamlar, s.130-136 |
|
|
Ayı Balığı (Wedel)
Antartika bölgesinde yaşayan Wedel türü ayı balığı, hava sıcaklığının
-560C, su sıcaklığınınsa -260C'ye kadar düştüğü sert kış koşullarına
bile dayanabilir. Ayı balıkları, çok derinlere daldıklarında yoğun
basınç ve ani basınç değişimi yüzünden oluşan vurgundan etkilenmezler.
Çünkü uzun süreli dalışlarında su altına girmeden önce birkaç küçük
dalış yaparlar. Kaburga kemiklerini ve diyaframlarını açıp kapayarak
ciğerlerindeki havayı dışarı atarlar ve ciğerlerini de kapatırlar.
Bir süre sonra ciğerlerinde hiç hava kalmadığı için azot eriyerek
kana karışmaz ve yaşamsal sorunlar da böylece önlenmiş olur. Ayı balıklarının
solunum borusu çoğu memelininkinin tersine yuvarlak değil, düz-oval
biçimlidir ve yüksek basınç altında hemen kapanabilmektedir. Aynı
şekilde kulaklardaki hava boşlukları da dış basınç belli bir noktaya
eriştiğinde şişip burayı tıkayan kan damarlarıyla örülmüştür.
Görsel Bilim ve Teknik Ans., Cilt 8, s.2660 |
|
|