|
HAYVANLAR ALEMİ BÜTÜN HAYVANLAR
Lejyoner Karıncalar
Tropik bölgelerde yaşayan lejyoner karıncalar "göçebe" canlılardır.
Sürekli hareket halindedirler. Önlerine gelen her türlü canlıyı yok
ederek ilerleyen bu canlıların en önemli özellikleri kolonideki elemanların
çoğunun kör olmalarıdır. Harekete geçen lejyoner karıncaların temel
kolu küçük işçi karıncalardan oluşur. Bundan başka daha büyük ve iri
çeneli işçi karıncalar da ana kolun iki yanından ilerlerler. Koloniden
daha ilerilere giderek sürekli keşif yaparlar. Ana kolun geçeceği
yolu belirtmek için kokuyla izler bırakırlar. Bu, bir körün başka
bir köre yol göstermesi gibi bir durumdur.
Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing, Böcekler, s.14 |
|
Kedi Güveleri
Kedi güveleri, Notondontid (sırtı dişliler) diye adlandırılan familyadandırlar.
Tırtıl, Temmuz ve Ağustos ayları boyunca beslenirler. Sonra, beslendikleri
ağacın gövde ya da dallarının, kabuklarında bir yarık seçerler. Kedi
güvesi tırtılı ipekten kozasını örerken bunun tabanına ağaç kabuğu
parçaları ve çiğnenmiş odun katar. Böylece kozayı çevresinden ayırt
etmek zorlaşır. Koza sağlam yapılıdır. Güvenin kozadan çıkmasına yardım
eden iki mekanizma vardır. Bunlardan biri mekanik, diğeriyse kimyasaldır.
Güve, kozanın içindeki pupa kabuğundan çıktığı zaman, küçük bir parçası
başındaki küçük çengellere takılıp kalır. Bu parçada çok sivri uçlu
iki diken vardır. Güve bunlarla kozada delik açar ve delikten geçtikten
sonra bu kesici aleti ayaklarıyla iterek başından atar. Kesme işini
güvenin ağzından salgıladığı yoğun olmayan "sodyum hidroksit" kolaylaştırır.
Bu sıvı, ipekten oluşan katı duvarı yumuşatıcı özelliğe sahiptir.
Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing, Böcekler, s.150 |
|
|
Deniz Yılanı
Deniz yılanları, denizde yaşayan ama hava soluyan omurgalılardır.
Microcephalophis gracilis türünde olduğu gibi, diğer birçok türde
de gövde, baş ve boyundan daha kalındır. Gövde, bu özelliği sayesinde,
başın ava iyice yaklaşmasını sağlamak için uzayan boynu rahatlıkla
taşıyabilmektedir. Baş ve boynun, gövde ve kuyruğun dörtte biri ağırlığında
olması da yılanın avını daha dengeli bir biçimde yakalamasını sağlar.
Deniz yılanlarının burunlarının tepesinde bulunan burun deliklerinde,
yüzeye çıktıkları anda açılarak hayvanın solumasını mümkün kılan kapaklar
vardır.
Görsel Bilim ve Teknik Ans., Cilt 4, s.1197 |
|
|
Sopa Çekirgeleri
(Phasmadia)
Sopa çekirgeleri (Phasmadia) gece beslenen canlılardır, gündüzse hareketsiz
kalırlar ve çoğu zaman sanki "ölü taklidi" yapıyormuş gibi dururlar.
Bazı kanatlı cinslerse gündüz faaldirler. Renkleri parlaktır ama,
böcek bir yere konduğu zaman tamamiyle gözden kaybolur. Sopa çekirgesi
rahatsız edildiği zaman aniden kanatlarını açar. Kanatlardaki parlak
rengin böyle birdenbire görünmesi, av arayan düşmanını şaşırtır. Daha
sonra çekirgenin kanatları kapanır ve o pırıltılı renk de kaybolur.
Böylece böceğin bulunduğu asıl yer, etkili bir şekilde düşmanlardan
gizlenmiş olur.
Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing, Böcekler, s.177 |
|
|
Yarasa
Yarasalar son derece iyi birer avcıdırlar. Çok az böcek kendilerini
yarasalardan koruyabilecek bir sisteme sahiptir. Bu nadir canlılardan
biri Amerika'da yaşayan ve yarasaların sonar frekansına uygunluk gösteren
bir tür güvedir. Bu güveler, bir yarasanın yaklaştığını duyar duymaz,
yarasaların kendilerini takip etmekte zorlanacağı "spiral" bir dalışa
geçerek kendilerini yere atarlar. Bunun dışında bazıları da yaydıkları
sinyalleri bloke etmeyi başarırlar ya da yarasayı kendilerinin yenilmez
olduğuna inandıracak yüksek frekanslı sesler çıkarırlar.
David Attenborough, Life on Earth, s.238 |
|
|
Apollon Kelebeği
Dağlık bölgelerde yaşayan Apollon kelebeği 6.000 m. yükseklikte bile
yaşayabilen bir türdür. Bu kelebeklerin vücutları kürke benzeyen siyah
tüylerle kaplıdır. Gövdenin koyu rengi böceğin güneşten ısı emmesine
yardım eder. Siyah benekli beyaz kanatlar diğer kelebeklerinkine oranla
daha büyüktür. Böylece güneşin ışınlarını almak için daha geniş bir
yüzey sağlanmıştır. Ayrıca bu kanatlar olağanüstü yükselme yönteminde
de kelebeğe yardımcı olur. Kanatları son derece incedir, bu yüzden
hemen hemen saydam gibidir. Bu da güneş ışınlarının kelebek tarafından
kolay emilmesine yardımcı olur.
Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing, Böcekler, s.13 |
|
|
Macroterme Termitleri
Afrika'da yaşayan, Macroterme termitlerinde koloni savunması, kısır
dişilerin görevidir. Düşmanla savaş için tam donanımlı bir yapıya
sahip olan büyük askerler, saldırganların, genç larvaların ve kraliyet
çiftinin bulunduğu iç kovana girmelerini önlerler. Savunma için kalkana
benzeyen kafaları ve keskin kılıç gibi alt çeneleri vardır. Yine büyük
asker termitlerde bulunan kimyasal salgılar, termitin kuru ağırlığının
%10'unu bulur ve gövdenin ön tarafında büyük bir torbada saklanır.
Bu türün elemanları, alt çeneleriyle düşmanın vücudunda açtıkları
yaraya, uzun zincirli karbon bileşiklerinden (alkanlar ve alkenler)
oluşan "yağlı parafin" gibi bir karışımla sıva yaparlar. Bu işlem
tamamlandığında sıvı kaybını durdurmak için gereken pıhtılaşmanın
başlaması ile böceklerde, yaranın iyileşmesi için gereken "kütikül"
gelişimi engellendiğinden gövde sıvısı boşalır ve düşman ölür.
Görsel Bilim ve Teknik Ans., Cilt 1, s.289 |
|
|
Ardıç Kuşu
Bazı canlılar beslenmek için alet kullanırlar. Örneğin Ardıç kuşları,
taşları çekiç gibi kullanarak salyangozların kabuklarını kırarlar.
Su samurları ise kabuklu deniz canlılarını yiyebilmek için, yanlarında
kendi taş çekiçlerini taşırlar. Mısır akbabaları hedef vurmak için
kullandıkları taşlarla, deve kuşu yumurtalarını kırarlar. Bazı şempanzelerse
karınca avlamak için ince dal kullanırlar.
John Sparks, The Discovery of Animal Behavior, s.22 |
|
|
Gri Balinalar
Her yıl Kaliforniya'da Aralık ve Ocak aylarında gri balinalar Kuzey
Buz Denizi'nden Kuzey Amerika'nın güney sahillerinden geçerek Kaliforniya'ya
doğru yüzerler. Doğurmak için ılık sulara doğru hareket eder. Bu yolculukları
sırasında en ilginç olan ise, hamile olan anne balinanın hiçbir şey
yememesi ve buna ihtiyacının da olmamasıdır. Uzun yaz günleri boyunca,
kuzeyin besin yönünden zengin sularındaki yiyeceklerle kendini doyurur.
Ve böylece uzun süren göç dönemi için gerekli olan enerjiden daha
fazlasını içeren kalın bir yağ tabakasına sahip olur. Anne, Batı Meksika'nın
astropikal sularına ulaşır ulaşmaz doğum yapar. Yavrular, annelerinin
sütleriyle beslenir, yağ takviyesi yaparlar, böylece kendi türlerinin
Mart ayında başlattıkları kuzeye yapılan göç için güç kazanmış olurlar.
The Ocean World of J. Cousteau, Pharaohs of the Sea, s.35 |
|
|
Şişe Burunlu Yunus
Suyun yüzeyinde hareket eden şişe burunlu yunusun nabzı dakikada 110
kez atar, suyun altında olduğunda ise bu sayı dakikada 50'ye kadar
düşer. Bu düşme, birikmiş oksijenin gerekli organlara, özellikle kalp
ve beyne gitmesi için kan dolaşımının durdurulmasıyla ilgilidir. Bu
sayede yunuslar nefes almak için daha seyrek yüzeye çıkma ihtiyacı
duyarlar ve suyun altında daha uzun bir süre kalabilirler.
Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing, Memeliler, s.28 |
|
|
Karınca Aslanı
Karınca aslanı (Myrmeleonridae); ince, uzun bir vücudu, ince kanatları
olan ve yusufçuğu andıran bir böcektir. Larvaları hayvanlar alemindeki
en ilginç tuzaklardan birini kurarak avlanır. Karınca aslanının larvası,
öncelikle kumda kazdığı bir çukurun dibine gömülür, sadece iyi kamufle
edilmiş başını ve çenesini dışarıda bırakır. Larva yakınından geçen
bir karıncanın bir kum taneciğini düşürmesini veya bir örümceğin çukura
kaymasını ve böylece kapanı çalıştırmasını bekler. Bu gerçekleşir
gerçekleşmez çenesiyle kum alarak bunu kafasının üzerine koyar. Başını
öne ve yukarı sallayarak hiç şaşmayan bir nişancılıkla kurbanını kum
yağmuruna tutar. Çukurun, dik kenarları ve kumun karınca aslanı tarafından
kazılması yüzünden çökmeye hazır olması dolayısıyla kurban aşağıya
doğru yuvarlanır. Böylece kurban, larvanın çeneleriyle yakalayabileceği
bir yere kadar kayar.
Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing, Böcekler, s.70 |
|
|
Yunus
Yunusun akciğer kapasitesi, bir kara hayvanının akciğer kapasitesinin
yarım katıdır. Ayrıca hayvan akciğerlerini havayla iyice doldurabilir.
Kara hayvanları ve insanlar akciğer kapasitelerinin ancak yarısı kadarını
kullanırlar ve her nefeste akciğerlerindeki havanın sadece % 10-15'ini
tazelerler. Bir yunus ise soluduğu havanın % 90'lık bir bölümünü değiştirebilir.
Bu sayede deniz dibinde uzun süre kalabilir.
Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing, Memeliler, s.28 |
|
|
Baştankara Kuşu
Uzun kuyruklu Baştankara kuşu, yavruları için örümcek ağlarını kullanarak
bir yuva inşa eder. Bu kuşun etrafında yuvayı yapabileceği pek çok
madde varken, özellikle örümcek ağını seçmesinin nedeni; örümcek ağının
elastiki bir yapısının olmasıdır. Örümcek ağları ile yapılan elastiki
yuvalar, Baştankara kuşlarının 12 yavrusunu birden taşıyabilecek kadar,
sağlam ve güvenlikli yapılardır.
Giovanni G. Bellani, Quand L'oiseau Fait Son Nid, s.86 |
|
Sinek Kuşu
Sinekkuşları kanatlarını sekiz şeklinde hareket ettirirler ve bir
saniyede kanatlarını 60 defa sekiz şeklini yapacak şekilde çırparlar.
Kanatlarının bu hızlı hareketi onların havada rahatça dolaşmalarını
sağlar. Sinekkuşları çiçeklerden nektar içerken bir yandan da dolaşırlar.
Uçarken hızlı bir şekilde ters yöne doğru dönebilirler. Hatta arkaya
doğru da uçabilirler. Bu diğer kuşların yapamadığı bir şeydir. Diğer
kuşlara göre farklı özellikleri olan sinekkuşunun kalbi uçuş sırasında
bir dakikada 1200 defa atabilir. (Ne kadar hızlı koşarsa koşsun bir
insanın kalbi bir dakikada en fazla 200 defa atabilir.) Sinek kuşunun
kalbinin hızlı bir şekilde atması, kanat kaslarına çok fazla miktarda
kan pompalar. Bu çok önemlidir çünkü kan, kuşun kanatlarının hızlı
bir şekilde çalışabilmesine yardımcı olacak oksijeni taşımaktadır.
Nat. Wildlife Fed., Ranger Rick, Ağustos 1998, s.15 |
|
|
Balina Yavruları
Balina yavruları suyun altında bir seferde 1 dakikadan fazla kalamazlar.
Bu da beslenmelerinde problem yaratır. Yavrular genellikle sütü, annelerinden
emerler. Yavrunun boğulmaması için bu olay yüzeye yakın bir yerde
ve aynı zamanda balinalar yavaşça yüzerlerken gerçekleşir. Yavrunun
suyun içinde boğulmadan beslenebilmesi için anne balinanın ona yardım
etmesi gerekir. Anne bu yardımı sütü yavrunun ağzına fışkırtarak sağlar.
The Ocean World of J. Cousteau, Pharaohs of the Sea, s.39 |
|
|
Çıngıraklı Yılan
Çıngıraklı yılanlar ısıya duyarlı özel gözleri ile zifiri karanlıkta
bile fare, sıçan gibi sıcakkanlı avları bulabilirler. Yılanın 15 cm.
yakınında bulunan küçük bir fare, çevresindeki havada yalnızca 0.0050C
gibi son derece az, hatta hissedilmeyecek bir sıcaklık değişimi yarattığı
halde, yılan tarafından kolayca fark edilir. Yılan, beynine gelen
avıyla ilgili bilgiyi, saniyenin 1/20'si kadar kısa bir sürede alıp,
değerlendirip tepki gösterebilir. (1 saniyenin, insan gözünün yavaşça
açılıp kapanması kadar kısa bir zaman olduğu düşünüldüğünde yılanın
akıl almaz hızı daha net anlaşılabilir.) Avının yerini hiç şaşmadan
bulan çıngıraklı yılan, şaşırtıcı bir isabet yeteneğiyle saldırır
ve zehirli dişleriyle yavaş yavaş hayvanı öldürür.
Görsel Bilim ve Teknik Ans., Cilt 7, s.2352 |
|
|
Çita
Çitalar dünyanın en hızlı koşan kara hayvanları olarak bilinirler.
Kısa mesafeleri çok büyük bir hızla aşabilirler. Çitalar saniyeler
süren bir zaman içinde hızlarını 72 km.'ye kadar çıkarabilirler. Bazı
çıtalar 600 m.'den daha uzunca bir mesafeyi saatte 113 km. gibi inanılmaz
bir hızla aşabilmektedirler.
Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing, Memeliler, s.50 |
|
|
Balarısı
Balarıları dışarının ısısı ne olursa olsun kovanın ısısını sabit tutarlar,
özellikle kuluçka odalarının sıcaklığına çok dikkat ederler. Sabah
vakitlerinde, hava soğuk olduğunda, işçiler petek çevresinde kümelenirler
ve vücut sıcaklıkları ile yumurtaları ısıtırlar. Gün ilerledikçe ve
hava ısınmaya başladıkça arılar tarafından sıkıca örülen küme yavaş
yavaş dağılır. Eğer sıcaklık daha fazla artmaya devam ederse işçilerin
bir bölümü kanatlarını yelpaze gibi sallamaya başlarlar. Bu havalandırma
işlemini kovanın girişine doğru ve peteklerin üzerine doğru yönlendirerek
kovan ısısını düşürmeye çalışırlar. Çok sıcak bir günde arılar daha
şiddetli bir soğutma yöntemi kullanmak zorundadırlar. Sulandırılmış
bal damlalarını boş hücrelerin ağızlarına yerleştirirler. Kanatları
ile oluşturdukları hava akımı bu damlaların içerisindeki suyu buharlaştırır.
Bu soğutma sistemiyle kovanın ısısı kısa sürede eski haline döner.
Nat. Geo. Soc., The Marvels of Animal Behavior, s.49-64 |
|
Arı
İşçi arıların bütün hayatları boyunca yaptığı işlerin konusu, vücutlarındaki
bazı temel değişikliklerle belirlenmektedir. Örneğin, işçi arıların
ilk üç günleri kovan temizleyicisi olarak geçer. 3. günden sonraki
bir hafta boyunca kafalarında bir çift "dadı" bezi gelişir. İşçiler
genç larvalar için gerekli olan bir besin salgılamaya başlarlar ve
aniden larvaların bakımı işine yönelirler. 10. günden itibaren ise
işçilerin karın bölgelerindeki mum üreten bezler gelişir. Bununla
birlikte işçi arılar beslenme görevlerini bırakırlar ve petek yapımı
ve onarımına başlarlar. Arılar artık birer "inşaat işçisi"dirler.
Doğumlarının 20. günündeyse işçi arılar yine görev değiştirirler.
Mum bezleri fonksiyonlarını yitirir ve iğne bezleri gelişir, zehir
üretmeye başlarlar. İşçi arıların yeni görevleri kovan girişinde "gardiyanlık"
yapmaktır. Arılar yaşamlarının son dönemindeyse "çiçek özü toplayıcısı"
olurlar.
Nat. Geo. Soc., The Marvels of Animal Behavior, s.49-64 |
|
|