Renkler nasıl insanlar için çevrelerini tanımakta önemli iseler aynı şekilde
diğer canlıların yaşamlarını sürdürmeleri için de vazgeçilmezdirler.
Canlılar sahip oldukları ışık
ve algılama sistemlerine göre işleyen bir "renk dili"ne sahiptirler. Yani
her canlı türü için renklerin ifade ettiği anlamlar değişmektedir. Her canlının
yaşamını sürdürebilmesi için yaşadığı ortamdaki renklerin dilini bilmesi zorunludur.
Çünkü yaşamsal faaliyetler ancak bu dilin algılanmasıyla yönlendirilir.
Peki canlılar bu renk dilini nasıl kullanırlar?
Öncelikle canlıların çok büyük
bir bölümü besin bulabilmek için renklerin yardımına ihtiyaç duyarlar. İkinci
olarak deri, pul veya kürk gibi oluşumlarında bulunan renkler, özellikle ısıyı
yayma veya tutma gibi özellikleriyle canlılığın devamı açısından çok önemli
bir rol oynarlar. Ayrıca canlılar düşmanlarından korunurken de renklerini
kullanırlar. Yaşadıkları çevreyle uyum içindeki renkleri sayesinde kamufle
olur, düşmanlarından gizlenebilirler. Veya üzerlerinde taşıdıkları renkler
ve desenler düşmanları açısından caydırıcı bir görünüm oluşturabilir. Rengin
yardımcı olduğu bir başka nokta da canlıların eşlerini veya yavrularını tanımalarıdır.
Örneğin anne kuş yavrusunun besin ihtiyacını gagasının rengi sayesinde (yanda)
anlar. Aynı şekilde yavru da annesini bu şekilde tanır ve besinin geldiğini
anlar. Doğadaki bu örneklerde de görüldüğü gibi canlılar, yaşamlarını sürdürebilmek
için renklerin anlamlarını doğru olarak bilmelidirler. Bu bilgiyi doğru olarak
alabilmeleri için de, bunu algılayabilecekleri uygun sistemlere sahip olmaları
gerekir.
Eğer bu sistemler olmasa dış ortamı
algılayamaz ve hayatlarını sürdürmeleri için gereken faaliyetleri yapamazlardı.
Besinlerini tanıyamazlardı, düşmanlarını ayırt edemezlerdi. Dolayısıyla dış
dünyadan kopar, ölüme mahkum olurlardı.
Canlıların sahip olduğu bu detaylı sistemin rastlantısal
bir biçimde meydana geldiği asla iddia edilemez. Çünkü her sistem, her uyum,
her tasarım, her program, her plan, her denge bir düzenleyici tarafından yaratılmak
zorundadır. Bu uyumu en mükemmel biçimde canlıların içine ve yaşadıkları çevreye
yerleştiren bir irade ve güç mutlaka vardır. Bu gücün sahibi, üstün bir bilgi
ile hem ortamı hem canlının kendisini hem de kullandığı sistemleri sarıp kuşatmıştır.
Bu gücün sahibi alemlerin Rabbi olan Allah'tır.
Canlıları incelediğimizde renklerin dilini ustalıkla
kullandıklarını görürüz. İşte canlıların yaşamlarında önemli bir yer kaplayan
renklerin dilinden örnekler:
Yeryüzündeki bütün renkleri yaratan Allah’tır.
Gökyüzü, dağlar, ekinler, kelebekler, kırmızı elmalar, portakallar,
sülünler, mor üzümler, ağaçlar kısacası çevrenizde gördüğünüz
her şey Allah dilediği için bu renklere sahiptirler. Allah bir
ayetinde bu gerçeği bize şöyle bildirir:
Allah’ın gökyüzünden su indirdiğini
görmedin mi? Böylece Biz onunla, renkleri değişik olan meyveler çıkardık.
Dağlardan da beyaz, kırmızı renkleri değişik ve siyah yollar (kıldık). İnsanlardan,
hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle değişik olanlar vardır. Kulları
içinde ise Allah’tan ancak alim olanlar ‘içleri titreyerek-korkar’.
Şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır. (Fatır Suresi,
27-28)
Kamuflaj
Hayvanlardaki savunma taktiklerinin en
önemlilerinden biri de kuşkusuz ki kamuflajdır. Kamuflaj yapan canlılar yaşadıkları
ortama son derece uyumlu şekilde yaratılan vücut yapıları ile adeta özel bir
koruma altına alınmışlardır. Bu canlıların vücutları bulundukları ortamla
o kadar uyumludur ki, resimlerine bakıldığında bazılarının bir bitkiye mi
yoksa bir hayvana mı ait olduğunu anlamak ya da aynı ortamda bulunan hayvanla
bitkiyi birbirinden ayırt edebilmek neredeyse imkansızdır.
Yaşadıkları ortamın renklerine göre kendi renklerini değiştiren canlılar
her zaman bilim adamlarının ilgisini çekmiştir. Yapılan araştırmalar, bir
canlının nasıl olup da kendisinden tamamen farklı yapıdaki bir canlıya tıpatıp
benzediği sorusunun cevabını bulabilmek içindir.
Örneğin bahçede yürürken yaprak zannettiğiniz için üzerine basmaktan son
anda kurtulduğunuz kurbağanın ne gibi işlemler yaparak o desenlere ve renge
sahip olduğunu hiç düşünmüş müydünüz? Kurbağanın yaptığı kamuflaj onun için
çok önemli bir savunma aracıdır. Bu sayede bulunduğu ortamda görünmez hale
gelen kurbağa düşmanlarından kolaylıkla kurtulmuş olur.
Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O’nu tesbih
eder; O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ancak siz onların
tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır.
(İsra Suresi, 44)
Pembe bir çiçeğin üzerindeki pembe örümcek, çiçekteki açıklı koyulu pembe
rengi aynı tonları ile tutturabilirken aynı tür örümceğin başka bir üyesi
farklı bir çiçeğin üzerinde -örneğin sarı bir çiçeğin üzerinde- aynı rengi
alabilmektedir. İnsan bir dala bakıp üzerinde hiçbir şey yok zannederken aniden
bir kelebek uçup gidebilir. Bir saniye önce, üzerindeki kurumuş ve kopmuş
bölgelere kadar tam bir yaprak görünümünde olan bu kelebek, kamuflaj mucizesinin
kusursuz bir örneğidir.
Resimde ağaç kabuğunu taklit eden bir çekirge görülmektedir.
Çekirgenin uyguladığı kamuflaj o kadar kusursuzdur ki ağacın üstündeki
likenlerin desenleri dahi çekirgede eksiksiz vardır. İşte bu,
Allah’ın kusursuz yaratışıdır.
İlerleyen sayfalarda görüleceği gibi, canlıların
üzerlerinde bulundukları cisimlere benzemesi düşmanlarının onları
fark etmelerini önler. Elbette kamuflaj yapan canlılar, korunmak
amacıyla vücutlarını yaprağa, bir dala ya da bir çiçeğe kendi
kendilerine benzetmiş değildirler. Hatta onlar bu benzerlikler
sayesinde korunduklarının bile farkında değildirler. Ama buna
rağmen istisnasız bütün örneklerde kamuflaj çok ustaca yapılmaktadır.
Çiçeğin rengiyle aynı olan bir böcek, yaprak dalı gibi hareketsiz
duran bir yılan, ıslak zeminin rengini alan bir kurbağa kısacası
kamuflaj yapan tüm canlılar, kamuflajın özel olarak yaratılmış
bir savunma taktiği olduğunu kanıtlayan birer delildir.
Hiçbir canlı böyle bir işlemi kendi kendine ya da tesadüfen gerçekleştiremez.
Elbette ki canlılara kamuflaj yeteneğini veren, renk değişimini gerçekleştirecekleri
kimya laboratuvarlarını vücutlarına yerleştiren üstün akıl ve bilgi sahibi
olan Allah'tır.
Yengeç örümceklerinin
solda görülen Misumena varia türü, üzerine konduğu çiçeğin rengine
bağlı olarak sarıdan beyaza kadar değişen pek çok rengi vücudunda
oluşturabilir.
Sağda görülen örümcek türü
ise kendisini en iyi gizleyecek rengi buluncaya kadar durmadan
ilerler.
.
Yandaki resimde üzerinde yaşadıkları bitkinin
rengine tıpatıp benzer bir renge sahip olan iki tesbih böceği
bulunuyor. Bu böceklerdeki kamuflaj yeteneği yalnızca yetişkinlerle
sınırlı değildir. Tesbih böceklerinin yumurtalarında da kamuflaj
yapabilecekleri sistemler vardır. Yetişkinlerin yaşadıkları bitkinin
zemininde bulunan böcek yumurtaları sebze tohumlarını andırırlar.
Bu sayede düşmanlarından korunmuş olurlar.
. .
Savanların kuru otlarında
avlanan bir aslan neredeyse görülmezdir. Çünkü aslanın renkleri
çevre ile karışır. Uzun otlarda bir çitayı ayırt etmek de çok
zordur; bunun sebebi yüzlerce küçük noktanın hayvanın vücudunu
netleştirememesidir. Ayrıca çitanın siyah noktaları güneş ile
belirginleşir ve vücudunu olduğundan daha büyük gösterir.
.
Kutup ayılarının yoğun beyaz kürkleri onları aşırı soğuklardan
korur. Ayrıca kürkün rengi de ayı avlanırken iyi bir kamuflaj sağlar.
Aynı şekilde beyaz kürk karda yaşayan tavşanlar için de iyi bir
koruma sağlar.
.
Kamuflaj sadece deride gerçekleşen bir olay
değildir. Örneğin Güney Amerika’nın tropik ormanlarında
yaşayan kurbağaların (ortadaki resim) bazı türlerinin kasları
renklidir. Bundan başka kanları da oksijen taşıyan hücreleri ihtiva
eder. Bu yüzden renk değişiminin yalnızca deri yüzeyinde değil,
vücudun içinde de gerçekleşmesi gerekir.
Kopmuş olan ince dal ve yapraklar
ıslanınca koyu bir renk alırlar. Aynı şekilde birçok kurbağa ve
kara kurbağası da nemli havalarda renk değiştirerek kararırlar.
Bu halleriyle tıpkı ıslanmış yapraklara ve dallara benzerler.Bu
şaşırtıcı uyumun rastlantı olması mümkün değildir. Soldaki ve
sağdaki resimlerde havanın yağış durumuna göre renk değiştiren
kara kurbağası görülmektedir.