Site İçi Arama:
Ana Sayfa Site Hakkında Yazar Hakkında E-mail Linkler
Kitaplar | Filmler | Sesli Anlatımlar | Afiş Sergisi | Wallpaper  
Hayvanlar Alemi - Böceklerin Dünyası
Böceklerin dünyası
BÖCEKLERDEKİ UÇUŞ MUCİZESİ 3

 

İtme Kuvvetini Sağlayan Sistem

Düzgün bir uçuş sağlamak için kanatların yalnızca yukarı aşağı hareketi yeterli değildir. Kanatların ayrıca kaldırma ve itme gücü sağlayabilmeleri için her kanat vuruşu sırasında hareket açılarını da değiştirmeleri gereklidir. Böcek türlerine bağlı olarak kanatların belli bir dönme esnekliği vardır. Bu esnekliği aynı zamanda uçuş için gerekli enerjiyi de üreten dolaysız uçuş kasları sağlamaktadır.

Örneğin daha fazla yükselmek gerektiği zaman kanat ekleminin arkasındaki bu kaslar daha fazla büzülerek kanat açısını artırmaktadır. Yüksek hızlı fotoğraf tekniği kullanılarak yapılan araştırmalarda, kanatların uçuş sırasında eliptik bir yörünge izledikleri gözlenmiştir. Yani sinek kanatlarını sadece yukarı aşağı hareket ettirmemekte, aksine suda kürek çeker gibi yuvarlak bir hareket yapmaktadır. İşte bu hareket, dolaysız kaslar sayesinde mümkün olmaktadır.

Çok küçük gövdeli böcek türlerinin uçuş sırasında karşılaştıkları en büyük sorun, havanın akışkanlığının dolayısıyla da yarattığı direncin bu böcekler üzerinde hiçte azımsanmayacak boyutlara ulaşmasıdır. Bu küçük böceklerde hava kanatlara adeta yapışmakta ve kanat veriminin düşmesine neden olmaktadır.

Bu nedenle Forcipomya gibi kanat genişliği 1mm.'yi geçmeyen sineklerin, hava direncini yenebilmek için kanatlarını saniyede 1000 kez çırpmaları gerekmektedir.

Buna karşın, araştırmacılar teorik olarak bu hızın bile böceğin havalanmasına yeterli olamayacağını ve böceklerin başka sistemlerden yararlandıklarını düşünmektedirler.

Örneğin bir tür parazit olan Encarsia gibi küçük böcekler "çırpma ve silkme" olarak adlandırılan bir yöntemden yararlanmaktadır. Bu yöntemde kanatlar en üst noktaya eriştiğinde birbirine çarpmakta ve sonra da açılmaktadır. Açılırken önce kanatların sert bir damar taşıyan ön kenarları birbirinden ayrılmakta ve arada oluşan alçak basınçlı bölgeye hava akmaktadır. Bu hava akımı da kanatların çevresinde bir girdap oluşturmakta ve kanat çırpışlarının kaldırma kuvvetine yardımda bulunmaktadır.13

Sinekler havadaki konumlarını sabit tutabilmek için de özel bir sistemle yaratılmıştır. Bazı sineklerin yalnızca bir çift kanadı vardır, arka tarafta ise halter adında topuz biçiminde bir yapı vardır. Hiçbir kaldırma kuvveti oluşturmamasına rağmen, bunlar ön kanatlarla birlikte titreşir. Uçuş yönü değiştiğinde bu uzantılar hareket etmekte ve böceğin uçuş yönünden sapmasını önlemektedir. Bu sistem bugün uçaklarda konum belirlemeye yarayan jiroskop aletine benzemektedir.14  

Süprüntü sinekleri saniyede 1000 defa kanat çırpabilmek için büyük bir enerjiye ihtiyaç duyar. Bu enerji, karbonhidrat açısından zengin bitki özlerinden aldıkları besinle sağlanmaktadır. Üstlerindeki sarı ve siyah çizgiler yüzünden arılara benzeyen bu böcekler, bu özellikleriyle saldırganların dikkatlerinden kaçmayı başarır.

Sinek normal bir uçaktan 100 milyar kez daha küçüktür. Buna karşın uçaklarda uçuş için gerekli olan jiroskop ve yapay ufuk gibi karmaşık cihazların işlevlerini gören bir donanıma sahiptir. Manevra kabiliyeti ve uçuş teknikleri ise bir uçaktan kat kat üstündür. Yandaki şekil, kendi kategorilerinin en iyisi olarak kabul edilen üç jet uçağının dönüş kapasitesini gösteriyor. Oysa sinekler ve arılar, havadaki hızlarında en ufak bir değişiklik yapmaksızın istedikleri yöne aniden dönerek uçabilir. Bu kıyas, jet uçaklarının teknolojilerinin arı ve sineğin yanında ne kadar zayıf kaldğını göstermektedir.

Birçok böcek kanadını üzerine katlayabilir. Bu durumda iken, kanadın ucunda yaratılmış kitin parçası sayesinde, çok daha rahat hareket edebilir. Amerikan Hava Kuvvettleri bunlardan esinlenerek, kanatları ikiye katlanan E6B Intruder uçaklarını üretmiştir. Ancak arılar ve sinekler kanatlarının tamamını gövdelerinin üserlerine katlayabilirken, E6B'ler, sadece kanatlarının bir yarısını diğer yarısının üzerine katlayabilmektedir.

 

Böceklere Özel Solunum Sistemi

Sinekler, kendi büyüklükleri ile karşılaştırıldığında son derece yüksek hızlarda uçar. Yusufçukların uçuş hızı saatte 40 km.'ye kadar çıkabilir. Onlardan daha küçük olan at sineklerinin uçuş hızı ise saatte 50 km.ye erişebilmektedir. Bu hızlar, bir insanın saatte bir kaç bin kilometre hızla uçmasıyla eşdeğerdir. İnsanlar bu hıza sadece jet uçakları sayesinde ulaşabilirler. Ancak jet uçaklarının boyutunun da oldukça büyük olduğu düşünülürse, sineklerin bu uçaklardan bile daha hızlı uçtukları anlaşılır.

Jetler sahip oldukları yüksek hız motorlarını çalıştırabilmek için çok özel yakıtlar kullanır. Sineklerin uçuşu da yine yüksek bir enerji gerektirir. Dahası, bu enerjiyi yakmak için bol miktarda oksijene ihtiyaçları vardır. İşte bu yüksek oksijen gereksinimi, sineklerin ve diğer böceklerin vücuduna yerleştirilen olağanüstü bir solunum sistemiyle karşılanır.

Bu solunum sistemi, bizimkinden çok farklıdır. Biz havayı akciğerlerimize çekeriz. Oksijen burada kana karışır, sonra da kan yoluyla tüm vücuda dağılır. Ama sineklerdeki oksijen gereksinimi o kadar fazladır ki, oksijenin kan yoluyla hücrelere gitmesini bekleyecek zaman yoktur. Bu nedenle çok özel bir sistem tasarlanmıştır. Hava, sinek vücudunun farklı bölgelerine kılcal kanallar yoluyla dağılır. Aynı vücudu saran damar sistemi gibi, çok sayıda kanala ayrılan bir de hava sistemi vardır. Bu sayede uçuş kaslarını oluşturan hücreler oksijeni doğrudan bu kanallardan alır. Bu sistem aynı zamanda saniyede 1000 devir gibi yüksek rakamlarla çalışan kasların soğutulmasını da sağlamaktadır.

Bu sistemin çok açık bir yaratılış örneği olduğu ise açıktır. Bu denli hassas bir tasarım, hiçbir tesadüfi süreçle açıklanamaz. Bu sistemin evrimin iddia ettiği gibi kademeli olarak gelişmesi de imkansızdır. Çünkü hava kanalları tam olarak kurulup çalışmadığı sürece, ara aşamalar canlıya avantaj sağlamayacak, aksine solunum sistemini verimsiz hale getirip ona zarar verecektir.

Baştan beridir incelediğimiz tüm bu sistemler, sinekler gibi belki fazla önemsemediğimiz canlılarda dahi olağanüstü bir tasarım olduğunu göstermektedir. Tek bir sinek dahi, Allah'ın yaratışındaki kusursuzluğu gösteren bir mucizedir. Öte yandan, Darwinizm'in ortaya attığı hayali "evrim süreci" ise, bu sineğin tek bir sistemini dahi oluşturmaktan uzaktır.

Allah Kuran'da insanları bu gerçek üzerinde düşünmeye şöyle davet eder:

Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de. (Hac Suresi, 73)

Sineklerin ve diğer böceklerin yüksek oksijen ihtiyacını çözmek için vücutlarında olağanüstü bir sistem yaratılmıştır: Hava, aynı kan dolaşımında olduğu gibi, özel tüpler sayesinde doğrudan dokuların içine ulaştırılır. Yukarıda, bu sistemin çekirgelerdeki örneği görülüyor: 

A) Çekirgenin nefes borusunun elektron mikroskobu ile çekilmiş resmi. Tüpün etrafında elektrik süpürgelerinin hortumunda olduğu gibi borunun duvarını kuvvetlendiren spiraller vardır.

B) Her bir nefes borusu tüpü, böceğin hücrelerine oksijen taşımakta ve atık karbondioksiti toplamaktadır.

 


Böcekler Dünyası Su Dünyası Kuşlar Dünyası Davranış ve Sistemler Hayvanlar Alemi Kuran'da Bahsi Geçenler
2008 Hayvanlar Alemi.net Bu site Harun Yahya'nın eserlerinden yararlanılarak hazırlanmıştır