|
İtme Kuvvetini Sağlayan Sistem
Düzgün bir uçuş sağlamak için kanatların yalnızca yukarı aşağı hareketi
yeterli değildir. Kanatların ayrıca kaldırma ve itme gücü sağlayabilmeleri
için her kanat vuruşu sırasında hareket açılarını da değiştirmeleri
gereklidir. Böcek türlerine bağlı olarak kanatların belli bir dönme
esnekliği vardır. Bu esnekliği aynı zamanda uçuş için gerekli enerjiyi
de üreten dolaysız uçuş kasları sağlamaktadır.
Örneğin daha fazla yükselmek gerektiği zaman kanat ekleminin arkasındaki
bu kaslar daha fazla büzülerek kanat açısını artırmaktadır. Yüksek hızlı
fotoğraf tekniği kullanılarak yapılan araştırmalarda, kanatların uçuş
sırasında eliptik bir yörünge izledikleri gözlenmiştir. Yani sinek kanatlarını
sadece yukarı aşağı hareket ettirmemekte, aksine suda kürek çeker gibi
yuvarlak bir hareket yapmaktadır. İşte bu hareket, dolaysız kaslar sayesinde
mümkün olmaktadır.
Çok küçük gövdeli böcek türlerinin uçuş sırasında karşılaştıkları
en büyük sorun, havanın akışkanlığının dolayısıyla da yarattığı direncin
bu böcekler üzerinde hiçte azımsanmayacak boyutlara ulaşmasıdır. Bu
küçük böceklerde hava kanatlara adeta yapışmakta ve kanat veriminin
düşmesine neden olmaktadır.
Bu nedenle Forcipomya gibi kanat genişliği 1mm.'yi geçmeyen sineklerin,
hava direncini yenebilmek için kanatlarını saniyede 1000 kez çırpmaları
gerekmektedir.
Buna karşın, araştırmacılar teorik olarak bu hızın bile böceğin havalanmasına
yeterli olamayacağını ve böceklerin başka sistemlerden yararlandıklarını
düşünmektedirler.
Örneğin
bir tür parazit olan Encarsia gibi küçük böcekler "çırpma ve silkme"
olarak adlandırılan bir yöntemden yararlanmaktadır. Bu yöntemde kanatlar
en üst noktaya eriştiğinde birbirine çarpmakta ve sonra da açılmaktadır.
Açılırken önce kanatların sert bir damar taşıyan ön kenarları birbirinden
ayrılmakta ve arada oluşan alçak basınçlı bölgeye hava akmaktadır. Bu
hava akımı da kanatların çevresinde bir girdap oluşturmakta ve kanat
çırpışlarının kaldırma kuvvetine yardımda bulunmaktadır.13
Sinekler havadaki konumlarını sabit tutabilmek için de özel bir sistemle
yaratılmıştır. Bazı sineklerin yalnızca bir çift kanadı vardır, arka
tarafta ise halter adında topuz biçiminde bir yapı vardır. Hiçbir kaldırma
kuvveti oluşturmamasına rağmen, bunlar ön kanatlarla birlikte titreşir.
Uçuş yönü değiştiğinde bu uzantılar hareket etmekte ve böceğin uçuş
yönünden sapmasını önlemektedir. Bu sistem bugün uçaklarda konum belirlemeye
yarayan jiroskop aletine benzemektedir.14
 |
Süprüntü sinekleri saniyede
1000 defa kanat çırpabilmek için büyük bir enerjiye
ihtiyaç duyar. Bu enerji, karbonhidrat açısından zengin
bitki özlerinden aldıkları besinle sağlanmaktadır. Üstlerindeki
sarı ve siyah çizgiler yüzünden arılara benzeyen bu
böcekler, bu özellikleriyle saldırganların dikkatlerinden
kaçmayı başarır. |
|
Sinek
normal bir uçaktan 100 milyar kez daha küçüktür. Buna
karşın uçaklarda uçuş için gerekli olan jiroskop ve
yapay ufuk gibi karmaşık cihazların işlevlerini gören
bir donanıma sahiptir. Manevra kabiliyeti ve uçuş teknikleri
ise bir uçaktan kat kat üstündür. |
Yandaki
şekil, kendi kategorilerinin en iyisi olarak kabul edilen
üç jet uçağının dönüş kapasitesini gösteriyor. Oysa
sinekler ve arılar, havadaki hızlarında en ufak bir
değişiklik yapmaksızın istedikleri yöne aniden dönerek
uçabilir. Bu kıyas, jet uçaklarının teknolojilerinin
arı ve sineğin yanında ne kadar zayıf kaldğını göstermektedir. |
|
 |
Birçok böcek kanadını üzerine
katlayabilir. Bu durumda iken, kanadın ucunda yaratılmış
kitin parçası sayesinde, çok daha rahat hareket edebilir.
Amerikan Hava Kuvvettleri bunlardan esinlenerek, kanatları
ikiye katlanan E6B Intruder uçaklarını üretmiştir.
Ancak arılar ve sinekler kanatlarının tamamını gövdelerinin
üserlerine katlayabilirken, E6B'ler, sadece kanatlarının
bir yarısını diğer yarısının üzerine katlayabilmektedir.
|
|
|
Böceklere Özel Solunum Sistemi
Sinekler, kendi büyüklükleri ile karşılaştırıldığında son derece yüksek
hızlarda uçar. Yusufçukların uçuş hızı saatte 40 km.'ye kadar çıkabilir.
Onlardan daha küçük olan at sineklerinin uçuş hızı ise saatte 50 km.ye
erişebilmektedir. Bu hızlar, bir insanın saatte bir kaç bin kilometre
hızla uçmasıyla eşdeğerdir. İnsanlar bu hıza sadece jet uçakları sayesinde
ulaşabilirler. Ancak jet uçaklarının boyutunun da oldukça büyük olduğu
düşünülürse, sineklerin bu uçaklardan bile daha hızlı uçtukları anlaşılır.
Jetler sahip oldukları yüksek hız motorlarını çalıştırabilmek için
çok özel yakıtlar kullanır. Sineklerin uçuşu da yine yüksek bir enerji
gerektirir. Dahası, bu enerjiyi yakmak için bol miktarda oksijene ihtiyaçları
vardır. İşte bu yüksek oksijen gereksinimi, sineklerin ve diğer böceklerin
vücuduna yerleştirilen olağanüstü bir solunum sistemiyle karşılanır.
Bu solunum sistemi, bizimkinden çok farklıdır. Biz havayı akciğerlerimize
çekeriz. Oksijen burada kana karışır, sonra da kan yoluyla tüm vücuda
dağılır. Ama sineklerdeki oksijen gereksinimi o kadar fazladır ki, oksijenin
kan yoluyla hücrelere gitmesini bekleyecek zaman yoktur. Bu nedenle
çok özel bir sistem tasarlanmıştır. Hava, sinek vücudunun farklı bölgelerine
kılcal kanallar yoluyla dağılır. Aynı vücudu saran damar sistemi gibi,
çok sayıda kanala ayrılan bir de hava sistemi vardır. Bu sayede uçuş
kaslarını oluşturan hücreler oksijeni doğrudan bu kanallardan alır.
Bu sistem aynı zamanda saniyede 1000 devir gibi yüksek rakamlarla çalışan
kasların soğutulmasını da sağlamaktadır.
Bu sistemin çok açık bir yaratılış örneği olduğu ise açıktır. Bu denli
hassas bir tasarım, hiçbir tesadüfi süreçle açıklanamaz. Bu sistemin
evrimin iddia ettiği gibi kademeli olarak gelişmesi de imkansızdır.
Çünkü hava kanalları tam olarak kurulup çalışmadığı sürece, ara aşamalar
canlıya avantaj sağlamayacak, aksine solunum sistemini verimsiz hale
getirip ona zarar verecektir.
Baştan beridir incelediğimiz tüm bu sistemler, sinekler gibi belki
fazla önemsemediğimiz canlılarda dahi olağanüstü bir tasarım olduğunu
göstermektedir. Tek bir sinek dahi, Allah'ın yaratışındaki kusursuzluğu
gösteren bir mucizedir. Öte yandan, Darwinizm'in ortaya attığı hayali
"evrim süreci" ise, bu sineğin tek bir sistemini dahi oluşturmaktan
uzaktır.
Allah Kuran'da insanları bu gerçek üzerinde düşünmeye şöyle davet
eder:
Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin.
Sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için bir
araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek
onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen
de güçsüz, istenen de. (Hac Suresi, 73)
Sineklerin ve diğer
böceklerin yüksek oksijen ihtiyacını çözmek için vücutlarında
olağanüstü bir sistem yaratılmıştır: Hava, aynı kan dolaşımında
olduğu gibi, özel tüpler sayesinde doğrudan dokuların içine
ulaştırılır. Yukarıda, bu sistemin çekirgelerdeki örneği görülüyor:
A) Çekirgenin nefes borusunun elektron mikroskobu ile çekilmiş
resmi. Tüpün etrafında elektrik süpürgelerinin hortumunda
olduğu gibi borunun duvarını kuvvetlendiren spiraller vardır.
B) Her bir nefes borusu tüpü, böceğin hücrelerine oksijen
taşımakta ve atık karbondioksiti toplamaktadır.
|
|