|
Görmedin mi ki, gerçekten, göklerde
ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve
insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler...
(Hac Suresi, 18)
Balarısı
Mucizesi adlı bu yazının sonuç bölümüne kadar arılar ile ilgili pek çok
özellikten bahsettik. Arılardaki mükemmel sistemler, akılcı davranışlar,
hesaplama, planlama, inşa etme gibi yetenekler nasıl ortaya çıkmıştır
sorusunun cevabını delilleriyle birlikte verdik. Ayrıca evrimcilerin mekanizmalarının
geçersizliğini de arıların hayatlarından, sahip oldukları mekanizmalardan
örnekler vererek detaylı olarak anlattık. En önemlisi bu kitapta sağduyu
ile düşünen her insanın hemen gördüğü apaçık gerçek bir kere daha gözler
önüne serildi.
Bu gerçeği görmek için öncelikle ilk arının nasıl yaşamını sürdürdüğü
sorusunu araştıralım. Ve bu soruya evrimcilerin tutarlı bir cevap vermesinin
asla mümkün olmadığını bir kez daha görelim.
Bilindiği gibi evrimciler, canlıların tesadüfler sonucunda birbirlerinden
türediklerini iddia ederler. Aslında bu iddia temelinden çökmüş durumdadır.
(Detaylı bilgi için bkz. Evrim Yanılgısı bölümü) Ama biz şimdilik ilk
arının tesadüfen yeryüzünde var olduğunu farz edelim. Bu arının soyunu
devam ettirebilmesi için mutlaka bir dişi arı daha doğrusu kraliçe arı
olması gerekir. Ama kraliçe kendi besinini elde etme yeteneğine sahip
değildir; bilindiği gibi işçiler onu özel arı sütüyle beslerler ve kraliçenin
yumurtlama kabiliyeti ancak bu şekilde oluşur. Bu durumda beslenemeyen
ve yumurtlama kabiliyeti olmayan bir kraliçe soyunu da devam ettiremeden
yeryüzünden yok olacaktır. Ayrıca kraliçe arının yeryüzünde tek başına
yaşamını sürdürmesi de soyunu devam ettirebilmesi için yeterli değildir.
Bir de kraliçeyi dölleyecek erkek bir arı bulunması şarttır.
Biz aynı anda bir kraliçe bir de erkek arının yeryüzünde tesadüfen meydana
geldiğini -böyle bir şeyin gerçekleşme ihtimali sıfırdır aslında- farz
edelim. Kraliçe arı döllenmeden sonra yumurtlamaya başladı diye düşünelim.
Şimdi kraliçe arı petek öremez, çünkü böyle bir yeteneği yoktur. Yumurtalarını
herhangi bir yere bırakması da olmaz, çünkü yumurtalardan çıkan larvalar
dışarıda yaşamlarını sürdüremezler. Ayrıca kraliçe arı yavrularını besleyebilecek
yiyecekleri temin edemez. Çünkü kraliçe arının ne yuvasının dışına çıkıp
polen toplayabilecek, ne de bal üretebilecek organları yoktur. Bu durumda
yumurtadan çıkan larvaların hemen hayatlarını kaybetmesi kaçınılmazdır.
Bütün bunların dışında ne kraliçe arının, ne de erkek arının kendilerini
koruyabilecek bir iğneleri yoktur. Dolayısıyla düşmanlarından korunmaları
ve larvalarını da korumaları kesinlikle mümkün değildir.
Sonuç olarak bir arının tesadüfen oluşmasının ve varlığını sürdürmesinin
asla mümkün olmadığı açıkça ortadadır. Bu durumda evrimcilerin tesadüf
teorilerinin de hiçbir geçerliliği yoktur; yani yeryüzünde bulunan tek
bir canlının özellikleri bile evrim teorisinin çöküşünü bizlere göstermektedir.
Çünkü yalnızca yukarıda verdiğimiz örnekler bile, arıların yeryüzünde
her türlü işi yapabilen işçi arılar, koloninin soyunu devam ettirmesini
sağlayan kraliçe arı ve onu dölleme yeteneği olan erkek arılar ile tek
bir anda var olduklarını kesin olarak ortaya koyar. Tüm bu canlıların
aynı anda var olmalarının yegane açıklaması ise, tümünün Allah tarafından
yaratıldıkları gerçeğidir. İşte apaçık gerçek budur: Allah tüm diğer canlılar
gibi arıları da sahip oldukları üstün yeteneklerle birlikte yaratmıştır.
Ve onlara ihtiyaçlarının çok üstünde bal üretme yeteneği ile donatarak
insanların hizmetine vermiştir.
Akıl ve vicdan sahibi bir insanın bu kitap boyunca okuduğu, öğrendiği
gerçeklerden çıkarması gereken sonuç şudur: Allah kullarına karşı sonsuz
şefkat ve merhamet sahibidir. O göklerde ve yerde olan herşeyin, tüm canlıların
tek hakimidir. Canlıların sahip oldukları her türlü özellik Allah'ın sonsuz
ilminin ve kudretinin yeryüzündeki tecellileridir.
Şu halde hamd, göklerin Rabbi, yerin
Rabbi ve alemlerin Rabbi Allah'ındır.Göklerde ve yerde büyüklük O'nundur.
O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Casiye Suresi, 36-37)
|