|
Göklerin, yerin ve ikisi arasında
bulunanların Rabbi'dir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır. (Sad
Suresi, 66)
Arıların
en hayret verici özelliklerinden biri de yaptıkları düzgün altıgen peteklerdir.
Kalabalık bir arı grubu petek inşa ederken seyredildiğinde, ilk akla
gelen bu grubun yaptığı işin sonucunda bir kargaşanın ortaya çıkacağıdır.
Birbirinden bağımsız hareketler yapıyor gibi görünen bu canlıların hep
birlikte son derece intizamlı yapılar meydana getirebileceklerine pek
ihtimal verilmeyebilir. Oysa dışarıdan görülenin aksine, petek ören
arılar kusursuz bir uyum içinde ve son derece düzenli bir şekilde çalışmaktadırlar.
Öyle ki her biri farklı yerlerden başlamalarına rağmen, tümü aynı büyüklükte
altıgen hücreler üretebilirler. Bu altıgenleri ortada birleştirdiklerinde
hiçbir şekilde birleşme yerleri belli olmaz ve altıngenlerin açılarında
herhangi bir kayma da olmaz.
Arılar sadece kovanda ihtiyaç olduğu zamanlarda petek örerler. Bu
petekleri barınmak, yiyecek stoklamak ve yumurtalarını büyütmek için
inşa ederler. Peteklerin her yönden düzenli bir yapıları vardır. Örneğin
arı petekleri çift yüzlüdür. Her iki yüzde de yüzlerce hatta binlerce
göz bulunur. Bu gözlerin bal, polen ve yumurta ile doldurulmaları da
yine belirli bir düzen içinde gerçekleşir. Bir sıralama yapılacak olunursa
bir arı peteğinde, en üstten başlamak üzere orta bölüme kadar bal bulunur.
Ara bölümde polenler, en altta da larva odaları yer alır. Bal depoları
kovanın yan taraflarında da devam eder. Ancak işçi arılar larva odaları
ile bal odaları arasına mutlaka birkaç sıra polen depo ederler. Bu şekilde
bal, larvalar ve polen birbirine karışmamış olur. Kuşkusuz petek içinde
bal ve larvaların birbirine karışmaması en çok insanların işine yaramaktadır.
Aksi takdirde arıcılar açısından içinden çıkılmaz bir durum meydana
gelirdi. Petekten bir bölümünü ayırmak isteyen arıcılar, bal almaya
çalışırken arı kolonisinin yeni bireylerine istemeden zarar vermiş olurlardı.
Ayrıca larvalarla karışacağı için bal yemek de oldukça zorlaşırdı.
 |
| Petekteki gözlerin bal, polen ve yumurta
ile doldurulmaları belirli bir düzen içinde gerçekleşir.
En üstten orta bölüme kadar bal bulunur. Ara bölümde polenler,
en altta da larva odaları yer alır. Kraliçe hücreleri ise
en aşağıda inşa edilir. |
|
Burada bu kolaylığın oluşmasını sağlayan yine şuurlu bir harekettir.
Görünüş olarak peteklerdeki hücreler (örneğin larva hücreleriyle, polen
ve bal hücreleri) arasında hiçbir fark yoktur. Bunların tümü tamamen birbirlerine
benzerdir. Ancak bu benzerliğe rağmen, daha önce de belirttiğimiz gibi,
kraliçe boş bal veya polen hücrelerine yumurta bırakmak gibi bir yanılgıya
düşmez. Her zaman doğru yere yumurtalarını bırakır. Kuşkusuz bu da, kraliçe
arıya Allah tarafından verilmiş bir yetenektir.
EVRİMCİLER PETEKLERİN İNŞASI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORLAR?
Balarıları diğer bütün canlılar gibi kendi türlerine özgü davranışlara
sahiptirler. Bu davranışlar da evrimciler açısından soru işaretleri ile
doludur. Örneğin evrimciler balarılarının yaptıkları petekler, aralarındaki
iletişim gibi pek çok özellikleri hakkında sorulan sorulara verecek cevap
bulamamaktadırlar. Çünkü evrim mekanizmaları ile arıların sosyal yaşantılarının
ve özelliklerinin açıklanması imkansızdır.
Charles Darwin özellikle koloniler halinde yaşamaları nedeniyle "sosyal
böcekler" olarak adlandırılan arıların ve karıncaların davranışlarını
kendi teorisinin mekanizmaları ile açıklamakta zorlandığını pek çok ifadesinde
itiraf etmiştir. Türlerin Kökeni adlı kitabında sorduğu bir soru ile Darwin,
kurucusu olduğu teorinin içgüdüler konusunda içine düştüğü çelişkiyi şöyle
vurgulamaktadır:
...İçgüdüler Doğal Seçme'yle kazanılabilir veya değişikliğe uğratılabilir
mi? Arıyı, -büyük matematikçilerin buluşlarından çok önceden- petek gözlerini
yapmaya yönelten içgüdü için ne diyeceğiz?121
Darwin'in neden kendi teorisini sorgulayacak kadar zor durumda kaldığı
arıların petek yapımı incelendiğinde hemen anlaşılacaktır.
PETEĞİN
GENEL YAPISI
Bir petek ortadan ikiye bölünecek olunursa son derece ilginç bir görüntüyle
karşılaşılır. Peteğin bir ara duvarı vardır. Bu ara duvar da diğer kısımlar
gibi balmumundan yapılmıştır ve her iki tarafa doğru sıralanmış olan hücrelerin
ortak zeminini oluşturur. Hücrelerin zemini düz değildir. Biri diğerine
uygun olacak şekilde çukurdur. Karşılıklı hücrelerdeki bu çukurlar yer
kazanmak amacıyla birbirlerinin içine doğru sokulmuştur. Yan duvarlar,
hücrelerin ara duvara nazaran aşağıya doğru hafifçe eğimli durabilmelerini
sağlayacak şekilde bir yapıya sahiptir. İşte bu eğim, dolu hücrelerden
balın akmamasını sağlar.
Bundan
başka kovanda işçi arıların hücreleri daha yukarıda, erkeklerin sayıca
az olan hücreleri ise aşağıda olacak şekilde bir düzen vardır. Kraliçe
hücreleri de yine en aşağıda inşa edilir. Ayrıca petek hücreleri ihtiyaca
göre de örülür. Örneğin kovanda erkek arı sayısı azaldığında veya kıştan
çıkıldığında (kışın kovanda hiç erkek olmaz) erkekler için üretilen ve
diğerlerine göre daha büyük olan hücrelerden inşa edilmeye başlanır. Aynı
şekilde kraliçe hücresi de sadece kovan için yeni bir kraliçe gerektiğinde
yapılır.
Bunlarla birlikte peteklerin inşasında da son derece önemli detaylar
vardır. Peteğin hammaddesinin üretimi ve kullanılışı, petek oluşturulurken
yapılması gereken matematik hesapları gibi detaylar son derece şaşırtıcıdır.
Petek Yapımındaki İlk Aşama: Balmumunun Üretimi
Arı
peteklerinin temel inşaat malzemesi balmumudur. Arılar balmumunu, karınlarının
altında yer alan 4 çift salgı bezinden salgılarlar. Bu salgı bezlerinin
bitiştiği yerde iki küçük aralık vardır. Balmumu bu aralıklarda ufak ince
pullar şeklinde oluşur. Arılar bu küçük tabakaları almak için tüylerden
oluşan arka bacaklarındaki kancalarını kullanırlar. Bunu balmumu plakasına
geçirir ve arka bacaklarıyla çekip dışarı çıkarırlar. Sonra ileri iterek
önce orta, sonra ön ayaklarına ulaştırırlar. (Arılar 6 bacaklıdır) Son
olarak plakayı çene kemikleri ile alır ve yoğurarak işlenebilir kıvama
getirirler.123 Bir mum pulcuğu alınır alınmaz, aralıktan hemen ikincisi
çıkar. Yalnız balmumunun salgılanması için en önemli unsur sıcaklıktır.
Bu yüzden işçi arılar peteği inşa etmeye başladıklarında ilk olarak birbirlerine
zincir halinde kenetlenir, adeta bir top halini alırlar. Bu sayede balmumu
için gerekli olan 35 oC ısı sağlanmış olur. Yoğurma işlemi bu en uygun
ısı derecesinde yapılır ve böylece plastikleştirilmiş, inşaata elverişli
balmumu hazır olur.
Balmumunun rengi ilk salgılandığı zaman beyazdır. İçine polen ve başka
maddeler karıştıkça renk sarıya ve kahverengiye döner. Balmumunun kimyasal
içeriği ise şöyledir:
Hidrokarbon % 14
Monoesterler % 35
Diesterler % 14
Hidroksi Polyesterler % 8
Serbest asitler % 12
Balmumu üretimi oldukça fazla enerji gerektiren bir işlemdir. Bu nedenle
arılar 1 kg. balmumu yapmak için yaklaşık olarak 22 kg. bal tüketirler.
Arılar balmumunu salgı bezlerinden her seferinde yaklaşık olarak bir toplu
iğnenin başı büyüklüğünde parçalar halinde çıkartırlar.125 Bu oran göz
önünde bulundurulduğunda balmumunun neden bu kadar kıymetli olduğu daha
iyi anlaşılmaktadır. Arılar en küçük bir mum kırıntısını bile çok iyi
değerlendirerek balmumundan maksimum istifade ederler. Hatta bir kovanı
tamamen terk etmeleri gerektiğinde de bal tüketerek balmumu üretmek yerine,
eski kovandan balmumu taşımak gibi bir yönteme başvurdukları bile gözlenmiştir.
Bu konuda araştırma yapan Alman bilim adamı Dr. N. Koeniger başka bir
yerde yeni bir kovan yapmak için eski kovanı terk eden bir arı kolonisi
bulmuştur. Ertesi gün işçi arıların kovana geri döndüğünü gözlemleyen
Koeniger, arıların eski hücrelerden balmumu kemirdiğini ve bunları yeni
yuvalarına taşıdığını tespit etmiştir. Arıların bu tutumlu davranışlarının
nedeni balmumunun üretiminde çok enerji gerekmesidir.
Arılar toplu iğne başı büyüklüğünde parçalardan oluşturdukları balmumunu
çok akılcı bir şekilde kullanarak en az balmumu ile en fazla petek inşa
ederler. Örneğin arıların 22.5x37 cm. ebatlarında bir petek için sadece
40 gr. balmumu harcadıkları saptanmıştır. Boş ağırlığı 40 gr. olan bu
petek yaklaşık 2 kg. bal depolayabilmektedir.
Balmumu Nasıl Ortaya Çıkmıştır?
 |
Yanda petek örme işlemine başlayan
arılar görülmektedir.
Arılar balmumu üretimi için gerekli
olan sıcaklığı elde edebilmek için öncelikle birbirlerine
kenetlenerek ısıyı arttırırlar. Daha sonra ürettikleri
balmumu plakalarını ağızlarında şekillendirerek her biri
diğerlerinin aynı, kusursuz altıgenlerden oluşan petekleri
örerler.
|
|
Arıların petek üretimi balmumunun varlığına bağlıdır. Balmumu gibi petek
yapımı için son derece uygun olan bir maddenin arılar tarafından üretiliyor
olması başlı başına bir yaratılış delilidir.
Evrimciler, arıların bu özelliklere ilk ortaya çıktıklarında sahip olmadıklarını
ve bütün özelliklerinin uzunca bir zaman süreci içinde birbirini izleyen
tesadüfler sonucunda ortaya çıktığını iddia ederler. Bu durumda cevaplanması
gereken bazı soruları sorarak, evrimcilerin bu iddialarının dayanaksızlığını
incelemekte fayda vardır.
Öncelikle kendilerine tamamen yabancı bir madde olan balmumunun içeriğini
arılar nasıl bulmuşlardır?
Ve nasıl olup da her arı aynı formülü, aynı kıvamı hatasız olarak milyonlarca
yıldır tutturabilmektedir?
Arılar balmumu gibi ideal bir malzemenin üretimini yapacakları sistemleri
vücutlarında nasıl oluşturmuşlardır?
Bir an için arıların herhangi bir şekilde peteğin hammaddesi olan balmumunu
üretmeyi başardıklarını varsayalım. Bu başarı tek başına hiçbir şey ifade
etmeyecektir. Çünkü arı aynı zamanda, yapacağı inşaat için gerekli olan
tüm teknik bilgi ve beceriye de sahip olmalıdır.
Yine bir arının -hiç mümkün olmasa da- bu özelliklere şans eseri sahip
olduğunu varsayalım; bu da kesinlikle yeterli olmayacaktır. Söz konusu
arı, bu bilgiyi bir şekilde diğer koloni üyelerine öğretmek zorundadır.
Ve onların bedenlerinde de balmumu üretmek için gerekli olan sistemi oluşturması
gerekmektedir. Ayrıca daha sonra gelecek olan nesillere de bu bilgiyi
ve üretim sistemini aktarmak zorundadır.
Bunların da ötesinde bütün arıların birlikte çalışabilecekleri şekilde
bir iş bölümü yapmayı bilmeleri de gerekmektedir. Çünkü arıların her birinin
petek örme bilgi ve becerisine sahip olmaları yeterli değildir. Arıların
birlikte iş yapmak için gerekli olan organizasyonu yapabilecekleri akla
ve bilince de sahip olmaları gerekmektedir. Çünkü arıların bu organizasyonu
nasıl gerçekleştirdiği, nasıl olup da aralarında iletişimin sağlandığı,
on binlerce arının karanlık bir kovanda hiçbir karışıklık çıkarmamasının
altında ne gibi bir düzenin yattığı gibi pek çok sorunun da yanıtlanması
şarttır.
 |
Balmumu üretimi oldukça
zor ve zahmetli bir işlemdir. Arılar balmumunu, salgı
bezlerinden her seferinde yaklaşık olarak bir toplu iğnenin
başı büyüklüğünde parçalar halinde çıkarırlar. Resimlerde
petek ören arılar görülmektedir.
|
 |
|
Akıl sahibi her insanın, yukarıda genel olarak özetlediğimiz bu aşamalar
üzerinde vicdanını kullanarak biraz düşünmesi yeterli olacaktır. Arı gibi
bir canlının her yönüyle petek üretebilecek, bu petekleri de en gerekli
şekilde kullanabilecek özelliklere sahip olması elbette ki tesadüflerle
meydana gelebilecek bir durum değildir. Bu olağanüstü inşa yeteneği, ne
arının boyutuyla, ne sahip olduğu beynin kapasitesiyle, ne de aklı ve
şuuruyla bağdaşmamaktadır.
Arının bu yeteneklerini, yeryüzündeki akıl ve bilinç sahibi yegane varlık
olan insan ile kıyaslayarak düşünelim. Bir insan kendi isteğiyle vücudunda
işine yarayacak yeni bir salgı oluşmasını sağlayabilir mi? Örneğin ihtiyaç
duyduğu anda tükürük bezlerinin tutkal üretmesini sağlayacak yeni bir
sistemi tasarlayıp, bunu vücuduna yerleştirebilir mi? Elbette ki insanın
böyle bir şey yapamayacağını herkes bilir. O halde insanın akıl ve şuur
sahibi bir varlık olarak yapamadığını, bir arıdan beklemek makul müdür?
Ne arı, ne de yeryüzündeki başka bir canlı kendi isteğiyle vücuduna yeni
organlar ekleyemez, yeni yeni salgılar üretemez. Arılardaki tasarım
ve mucizevi yetenekler, açıkça bir Yaratıcı tarafından var edildiklerini
kanıtlamaktadır. Arılar da yeryüzündeki diğer tüm canlılar gibi Allah
tarafından yaratılmışlardır. Allah arılarda insanların düşünüp ibret
alması için benzersiz Aklı'ndan örnekler göstermektedir. Allah herşeye
güç yetirendir. Akıl sahibi insana düşen ise, vicdanının sesini dinleyerek,
yaptığı her işte Yaratıcısı olan Allah'a yönelmek ve tüm hayatını O'nun
istekleri doğrultusunda yönlendirmektir:
De ki: "Göklerden ve yerden sizlere rızık
veren kimdir? Kulaklara ve gönüllere malik olan kimdir? Diriyi ölüden
çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir? Ve işleri evirip-çeviren
kimdir? Onlar: "Allah" diyeceklerdir. Öyleyse de ki: "Peki
siz yine de korkup sakınmayacak mısınız?" (Yunus Suresi,
31)
|