|
...O, doğunun da, batının da
ve bunlar arasında olan herşeyin de Rabbi'dir... (Şuara Suresi,
28)
Kraliçenin bahar başından itibaren günde 1500-2000 yumurta bıraktığından
söz etmiştik. Eğer arılar bu artışı karşılayacak şekilde bir tedbir
almazlarsa bir süre sonra kovanın kapasitesi artan nüfusun ihtiyaçlarını
karşılayamayacak hale gelecektir. Kraliçe arının sahip olduğu yumurtlama
hızına göre düşünülecek olunursa bu, sadece 1 ay içinde koloniye 45.000
ile 60.000 arasında arının eklenmesi demektir. Bu hızlı sayı artışı
da arı kolonisinin çok kısa bir zaman içinde fonksiyonlarını yitirmesi,
işlerin yürümemesi anlamına gelecektir.
Bilindiği gibi kraliçenin salgıladığı madde kovandaki düzeni sağlayan
etkenlerden bir tanesidir. Kovandaki işçilerin sayısının artmasıyla
birlikte bir süre sonra arı başına düşen kraliçe maddesi de azalmaya
başlar. Arılar için nüfus artışına çözüm bulma zamanının geldiğinin
işareti kraliçe maddesinin azalmasıdır.91
Bir alanda nüfus artışının yaşanması ile birlikte alınacak tedbirler
bellidir. Ya barınağın genişletilmesi, ya da nüfusun azaltılması gerekecektir.
Arılar da bu iki seçenekten en uygun olanını uygularlar. Barınağı genişletmek
çözüm değildir çünkü sorun yer darlığından ziyade kraliçe maddesinin
yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Bu maddenin azlığı durumunda dişilerin
üreme organları gelişmeye başlayacak ve koloniye has koku silikleşecektir.
Bunun neticesinde de işçi arılar sürekli olarak kraliçe hücresi yapmaya
kalkışacaklardır. Kısacası kovandaki tüm dengeler alt üst olacaktır.Arı
kovanlarında uygulanan nüfus planlama yöntemi en akılcı olanıdır. Arılar
nüfus artışı durumunda sayıyı azaltma yoluna giderler. Ama bu işlemi
-kış aylarında mecbur kaldıkları durumlarda yaptıkları gibi- larva ve
pupaları imha ederek yapmazlar. Arıların uyguladıkları çözüm son derece
akılcı ve her yönüyle karlı bir çözümdür. Bir kovanda nüfus artışı söz
konusu olduğunda kovandaki arıların bir bölümü eski kraliçe ile birlikte
koloniyi terk ederek başka bir yerleşim yerinin arayışına girerler.
Arıların kovan nüfusunu azaltmak için başvurdukları bu yönteme "oğul
verme" adı verilir. Bu sayede arılar yeni koloniler kurarlar.
ARILAR YOLCULUĞA BAŞLAMADAN ÖNCE YAPILAN
HAZIRLIKLAR
Arılar oğul verme işleminin ilk aşamasında -bahar başlangıcında- erkek
arı hücreleri yapmaya başlarlar. Erkekler diğerlerine göre daha uzun
sürede gelişimlerini tamamladıkları için (kraliçe 16 gün, işçiler 21
gün erkekler ise 24 gün) Nisan başlarında bu peteklerin hazırlanmış
olması gerekmektedir.92 Kraliçe maddesi tam olarak azalmadan önce erkek
hücrelerinin öncelikli olarak örülmüş olması dikkat çekicidir. Çünkü
normal şartlar altında bu madde azaldığında işçilerin öncelikli olarak
kraliçe hücresi örmeleri gerekmektedir. Buna rağmen işçiler erkek arı
hücreleri yaparlar ve erkekler Mayıs başında hücrelerinden çıkarlar.
Bu arada neden erkek hücrelerinin örüldüğü de ortaya çıkar. Bilindiği
gibi erkek arılar kraliçe aramaya, doğduktan 2 hafta sonra çıkabilirler.
İşte bu arada erkekler çiftleşebilecekleri bir kraliçe bulamazlarsa
varlıklarının sebebi kalmayacaktır. Dolayısıyla kraliçenin de tam bu
dönemde büyütülüp çiftleşme uçuşuna çıkmak için hazır olması gerekmektedir.
Eğer işçi arılar erkek hücrelerini biraz geç örseler kraliçe çiftleşmeyi
başaramayacak veya işlem gecikecektir. Kraliçe çiftleşemeden yumurtlamaya
başlayamadığı için de bu, koloni için bir tehlike oluşturacaktır. Yumurtlama
yeteneğine sahip olan eski kraliçe ise yenisi doğmadan çoktan kovanı
terk etmiştir. Karmaşık gibi görülen bu durum arıların mükemmel bir
zamanlama yeteneği ile tam gerektiği anda kraliçe hücrelerini örmeleri
sayesinde çözülür.
Bir taraftan yeni kraliçe hücreleri inşa etmeye başlayan işçi balarıları,
diğer taraftan da eski kraliçeyi yumurtlama işlemini bırakması için
zorlarlar. Çünkü arılar için göç zamanı gelmiştir ve hazırlıkların buna
göre yapılması gerekir. Bu nedenle işçiler eski kraliçeyi daha az arı
sütü ile beslemeye başlarlar. Bu besin yetersizliği sebebiyle kraliçenin
yumurtlaması durur. Kraliçeye verilen besinin kesilmesinin ikinci bir
sebebi daha vardır. Kraliçenin koloniden ayrılan diğer arılarla birlikte
uçabilmesi için hantal olmaması gerekmektedir. İşçi arıların uyguladıkları
bu yöntem bir süre sonra etkisini gösterir ve kraliçe arı daha hızlı
hareket etmeye başlar. Bir süre sonra o da diğer arılar kadar hareketli
olur.93
Yeni Kovan Arama İşlemi Başlıyor…
Başka zamanlarda polen, nektar ya da su arayan işçi arılar bu kez kolonileri
için yeni yerler aramaya çıkarlar. Kovanın terk edilmesi, genelde ilkbahar
sonu ve yaz başında gerçekleşir. Bu mevsimde yiyecek (polen ve nektar)
fazladır, hava sıcaktır, günler ise uzundur. Bu şartlar bir arı topluluğunun
kovanı terk etmesi için gerekli olan ortamı meydana getirir.
 |
Eski kraliçe arı (arı yığının
ortasında) ile kovanı terk eden bir oğul.
Ağaçta oğul oluşturan koloni gözcü
arıların yeni kovan yerlerini göstermelerine kadar bekler.
|
|
Yeni koloniyi oluşturmak için yola çıkacak olan arılar enerji toplayabilmek
için kovandan ayrılmadan önce midelerini olabildiğince fazla miktarda
balla doldururlar. Çünkü çiçekleri dolaşmaya vakitleri yoktur. Bu
beslenmenin sonucunda karınları öylesine şişer ki, vücutları iğnelerini
kullanmak için gerekli olan esnekliklerini kaybeder.94 Bu yüzden arılar
son derece barışçı olurlar. Arıların bu durumunda da büyük bir hikmet
vardır. Balarılarının bu sırada barışcıl olması insanların güvenliği
açısından önemlidir. Oğul verme döneminde bir koloninin yaklaşık yarısının
kovanı terk ettiği düşünülürse, 20.000-30.000 saldırgan arının canlılar
için tehlike oluşturacağı açıktır.
Yeni kraliçenin gelmesine yakın eski kraliçe arı, içlerinde bir miktar
işçi arı ve biraz da erkek arı bulunan bir grupla birlikte kovandan
ayrılır. Arı topluluğu kovanı terkettikten sonra yakınlardaki bir
dalda veya çıkıntıda üzüm salkımına benzeyen kenetlenmiş bir yığın
oluşturur.95 Bu yığının ortasında kraliçe bulunur. İşçi arılar kraliçe
arıyı çevreleyerek gövdeleriyle adeta bir duvar örerler ve böylece
onun güvenliğini sağlarlar.96 Arılar disiplin içerisinde kümeleşir
ve bir süre sonra da yeni koloninin kendine has kokusu oluşur.
 |
Resimlerde ağaçta yuva
yaparak bekleyen arı öbekleri görülmektedir. Gözcü arıların
yeni bir yuva yeri bulması ile birlikte bu dağılacaktır.
|
 |
|
Daha önce çiçek işaretleme konusunda da bahsettiğimiz gibi her işçi
arının vücudunda istediği zaman kullanabileceği bir koku kesesi vardır.
Bu kese arının sırtında ve vücudunun arka kısmında bulunan içeriye
doğru katlanmış bir deri kıvrımından oluşur ve kullanılmadığında dış
taraftan görülmez. Ama arı istediği zaman bunu dışarıya çıkarabilir.
Bu şekilde kesenin içindeki özel birtakım bezler harekete geçer ve
koku salgılar. İşte gözcü arılar bu kokuyu yeni buldukları yerleri
işaretlemek için kullanacaklardır. Kendi koloni kokularına karşı çok
hassas olan arılar, gözcü arı tarafından bırakılan bu kokuyu çok uzaklardan
bile kuvvetli olarak algılayabilirler.97 Bu sayede kolaylıkla gidecekleri
yeri bulurlar.
 |
Yanlardaki resimlerde
bir oğul öbeklenmesindeki sıcaklık düzenlemesi görülmektedir.
Daha serin şartlarda, işçiler daha sıkı öbeklenirler ve
sıcaklık kaybı olmaması için iç havalandırmayı daha az
yaparlar. (ensol) Daha sıcak şartlarda ise merkezi serirletmek
için öbeği yaygınlaştırırlar.
|
 |
|
Gözcü Arılar İş Başında
Koloninin bir bölümü üzüm salkımı şeklini alarak beklerken, gözcü
arılar da büyük bir faaliyet içindedirler. Hatta hazırlıklara çok
daha önceden başlamışlardır. Ana kovandan ayrılmalarından bir kaç
gün önce gözcü arılardan bazıları yeni yerleşim yerleri için dört
bir tarafa yayılırlar. Bazen kilometrelerce uzağa uçtukları bile olur.98
Gözcü arılar yeni kovanlarını kuracakları yarıkları ve ağaç gövdelerini
araştırırken gelişigüzel incelemeler yapmazlar. Koloni için yer arayan,
adeta yerleşim planı yapan çok sayıda gözcü arı çeşitli hesaplamalar
yaparak yeni kovan yerinin uygunluğu konusunda ortak bir fikre varırlar.
Daha sonra yine birlikte hareket eder ve koloninin bulunduğu ağaca
geri dönerek koloniyi yeni yerleşim bölgesine taşırlar.
Bir gözcü arı, uygun bir delik ya da kovuk bulursa uzun süre bazen
bir saat süreyle, sistemli bir biçimde onu inceler. Çevresinde uçarak
bulduğu yerin dışarıdan görünüşünü yoklar. Genellikle içeri girerek
deliğin içinde yürür. Önce giriş noktasına yakın yerleri, sonra da
içeri kısımlarda yürüyerek bulduğu yerin bütün iç yüzeyini dolaşır.
Bu konuda özel bir araştırma yapan Yale Üniversitesi'nden Thomas Seeley
tek bir arının bu şekilde 50 metre yürüdüğünü saptamıştır. Seeley,
arıları kendi çevresinde dönebilen silindir biçiminde ürettiği yapay
kovanlarda yürüterek yaptığı deneyinde; arıların kovanın çevresini
dolaşmak için ne kadar yürümeleri gerektiğini ve buna göre deliğin
hacmini hesapladıklarını ortaya çıkarmıştır.99
Yuva yeri aramak için uçan arı sayısı kimi zaman iki düzineyi bulur.
Bu yöntem sayesinde koloni aynı anda birçok yuva yeri hakkında alternatif
bilgi elde eder. En sonunda işçi arılar muhtemel yuva yerlerini birbiri
ardına inceleyerek karar verirler. İki düzine dolayındaki yuva yeri
bu elemeyle iki veya üçe düşürülecek ve sonunda koloni için en iyi
yuvanın hangisi olacağı konusunda uzlaşma sağlanacak ve yeni yuva
da burası olacaktır. Sonuçta koloni en azından gözcü arıların çoğunluğunun
değerlendirmesine göre yöredeki olabilecek en iyi yeri seçer. Arıların
yeni yuva için karar verme süreçleri bir kaç gün alabilir. Çünkü her
arı olası yuva yerini son derece ayrıntılı inceler ve 500 kadar işçi
arının çeşitli olasılıkları kıyaslaması sonunda çoğunluğun ortak bir
karara varması zaman alır. Bu zaman boyunca arı kümesinin diğer üyeleri
daha önce belirttiğimiz gibi buldukları ağaçta üzüm salkımına benzer
bir şekil oluşturarak bekler ve ancak gözcüler tarafından kesin karar
verildiğinde işçi arıların rehberliğinde yeni yuvalarına hareket ederler.
Arıların yaptıkları işin öneminin daha iyi anlaşılabilmesi için bu
davranışların teker teker incelenmesinde fayda vardır. Öncelikle gözcü
arıların buldukları yeni yerin uygunluğuna neye göre karar verdiklerine
bakalım.
Gözcü arılar, yeni yerleşim yerinin yerden yüksekliği, dışarı açılan
delikleri varsa bunların yamanabilir olması, iç mekan genişliği gibi
birçok ayrıntıyı göz önünde bulundurarak yuva ararlar. Bundan başka
girişin uygun olmasına özellikle dikkat ederler. Kovanın giriş deliği,
hırsız arıları, sincapları ve kuşları engelleyecek kadar küçük olmalıdır
ama aynı zamanda bal uçuşundan nektarla dolu olarak dönen arıların
içeri rahatça girebilecekleri gibi bir genişliğe de sahip olması gerekmektedir.
Aksi takdirde yiyecek toplayan arılar kovandan içeri girebilmek için
beklemek zorunda kalırlar. Kovan girişinin genel olarak küçük olması
tercih edilir. Çünkü eğer giriş çok geniş olursa kovanın savunması
güçleşecektir. Bundan başka kışın ısı kaybı çok olacağı için, kovanın
ısısının dengede tutulması da daha zor olacaktır.100 ;
 |
Rabbin balarısına vahyetti: Dağlarda,
ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendilerine
evler edin (Nahl Suresi, 68)
|
 |
|
Resimlerde fikir birliğine vararak,
ağaç kovuklarına yuva yapmış arılar görülmektedir.
|
|
Bir yeri arıların kovan olarak kullanabilmesi için gerekli olan özelliklerden
başka bir tanesi de yuvanın genişliğinin ölçüsüdür. Örneğin bir ağaç
kovuğunu ele alalım. Buradaki alan çok büyük olursa arılar kovanı ısıtmakta
zorlanacaklardır. Ama arılar yuvanın küçük olmasındansa büyük olmasını
tercih ederler. Çünkü gereksiz boşlukları arı reçinesi ile doldurabilirler.
Yuvadaki alan kısıtlı olduğunda problemler daha büyük olacaktır. Çünkü
depo olarak kullanılan alan da kısıtlı olacağından kış için yeterince
yiyecek depo edemeyeceklerdir. Bu ise, tüm koloninin ölümüyle sonuçlanabilecek
kadar ciddi bir problem yaratacaktır.101
Başka bir ayrıntı ise kovan girişinin güneşe bakış açısı ile ilgilidir.
Bilindiği gibi girişi kuzeye bakan bir yer daha soğuk olacağı için barınmaya
elverişli değildir. Gözcü arılar yeni kovan arayışlarında bu önemli
ayrıntıyı da göz önünde bulundururlar.102
Araştırmalarının sonucunda uygun olduğuna kanaat getirdikleri alanı
tespit eden gözcü arılar, bu yeri aynı çiçekleri işaretledikleri gibi
kokularıyla işaretlerler. Koku keselerini açığa çıkararak yeni kovan
alanında bir süre kalan arılar, bu sayede koloni kokularının yeni yerleşim
yerlerine sinmesini sağlamış olurlar.103
Koloni Harekete Geçiyor
Gözcü arılar bir süre sonra koloninin kendilerini beklediği alana varırlar
ve dans ederek buldukları yeri arkadaşlarına gösterirler. Bu dans, arıların
yiyeceğin bulunduğu yeri göstermek için yaptıkları dansın aynısıdır.
Yuva yapmaya uygun görülen yerin yönü, sekiz rakamı şeklindeki dansın
arının düz çizgi üzerinde sağa-sola doğru sallandığı bölümüyle gösterilir.
Bulunan yerin yuva yapmaya uygunluğu dansın şiddetiyle belirtilir. Arılar
bütün şartlara uygun ideal bir yuva için yarım saat ya da bir saat kadar
dansedebilirler. Eğer bulunan yer o kadar uygun değilse arıların dansı
daha isteksiz olur.104
Arıların hep birlikte bir yöne yönelmeleri ise hemen gerçekleşmez.
Çünkü gözcü arılar kilometrelerce karelik bir alanda keşfe çıkmışlardır
ve her gözcü grubu döndüğünde farklı yerleri koloniye önermektedir.
Koloninin bulunduğu bölgede her an dans eden birkaç grup arı bulunabilir.
Kimi zaman bu grupların hepsi farklı bir yönü gösterirler.105
Gözcü arıların dansları beklemekte olan kümeden bazı arıların ayrılarak
tarif edilen yöne doğru uçmalarına kadar sürer. Bu arılar gözcü arıların
koloni kokularını bıraktıkları yeri bulana kadar çevreyi taramaya devam
ederler. En uygun yerleşim alanına daha fazla sayıda ziyaretçi arı gider
ve bu şekilde koloni kokusu bu alana iyice yerleşir.106
Üzüm salkımı şeklindeki kümelenmeden en geç bir hafta sonra arı kümesi
tamamen çözülür ve arılar yeni mekanlarına doğru toplu halde uçarlar.
Koloni havada hareket etmeye başladığında, yeni yerleşim alanına alışmış
olan arılar kümeye, koku salgılarıyla liderlik ederler ve arı kümesi
başka bir bilgiye ihtiyaç duymadan yerleşim alanına taşınır. Kraliçe
de mutlaka bu kümeyle birlikte hareket etmelidir. Çünkü koloniyi birarada
tutan kraliçe arının varlığıdır. Kraliçe arının koloni ile birlikte
olmaması durumunda arı topluluğu yanılarak eski bulunduğu yere geri
dönecektir107
Görüldüğü gibi arıların yeni bir koloni oluşturmaları sırasında yaptıkları
tüm davranışlar son derece bilinçlidir. Ve bu olay sırasında arılarda
görülen plan yapma, mantık yürüterek seçim yapma gibi özellikler mutlak
surette akıl gerektirir. Oysa arılarda müstakil bir aklın varlığından
söz etmek mümkün değildir. Daha önce de belirttiğimiz gibi arılar, sonuçta
birkaç santimlik böceklerdir. Beyin kapasiteleri son derece sınırlıdır.
Tüm bu anlatılanları yapanlar akıl ve mantık sahibi insanlar olsa makul
karşılanabilir. Ama tüm bunları yapanlar arılar olunca insanın durup
bir düşünmesi gerekir.
 |
Arılar uygun bir yer bulamadıklarında
ağaç üstlerine geçici yuvalar yaparlar.
Yandaki resimde bütün tehlikelere açık
olan bu yuvalardan bir tanesinde yapılmış olan petekler
görülmektedir.
|
|
Bu canlılar böylesine kapsamlı bir planlamayı nasıl başarmaktadırlar?
Bunlar akılsız ve bilinçsiz canlıların tesadüfen öğrenebileceği şeyler
değildir. Çünkü "öğrenme" fiili de sonuç olarak bir şuur ve
irade gerektirir. Elbette arı dediğimiz canlılar bu şuur ve iradeye
sahip olamazlar. Onlara bu şuurlu hareketleri yaptıran, şaşırtıcı akıl
alametleri göstermelerini sağlayan sonsuz ilim sahibi olan Allah'tır.
Allah bu canlıları, tüm diğer canlılar gibi, koruyup gözetmekte, ihtiyaçları
olan sistemleri onlara öğretmektedir. Hud Suresi'nin 56. ayetinde haber
verildiği gibi; "…O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir
canlı yoktur…".
Eski Kovanda Neler Olup Bitiyor...
"Oğul verme" işlemi tamamlandıktan sonra arıların yaklaşık
yarısı veya daha fazlası eski kovanda kalmıştır.
Kovandaki kraliçe arı, yeni kraliçe daha ortaya çıkmadan kovandan ayrılmış
olduğu için ana kovan bir süre için kraliçesiz kalır. Fakat bu durum
ancak bir kaç gün sürer. Çünkü "oğul verme" işleminden kısa
bir süre sonra genç kraliçe arılardan biri gelişimini tamamlar ve hücresini
terk ederek kovandaki yeni hayatına başlar.108
Eğer eski kraliçe, yeni kraliçe adayları hücreden çıkmadan kovanı terk
etmemişse bu durum, onun yaşlandığını gösterir. Bu durumda eski kraliçe
yeni kraliçe tarafından sokularak öldürülecektir.
Ama bazen de kraliçe yaşlı olmamasına rağmen sadece hava şartları nedeniyle
kovanı terk edemez. Bu ise, son derece tehlikeli olabilir. Çünkü eski
kraliçe kovandayken yeni bir kraliçe ortaya çıkarsa bu arıların savaşacağı
ve birinden birinin mutlaka öleceği açıktır.
Kovandaki dengeleri bozabilecek bu karışıklığı engellemek için ise
arılar şaşırtıcı bir yöntem kullanırlar. Gelişimlerini tamamlayan ve
pupalarını yararak dışarı çıkmaya çalışan kraliçe adaylarının hücre
kapaklarını eskisinden daha sağlam bir biçimde kapatırlar. Bu arada
onlar için küçük bir boşluk açmayı da ihmal etmezler. İşçi arılar daha
sonra bu delikten kraliçe adaylarını besleyeceklerdir.
Ama sorun bununla da bitmemektedir. Eski kraliçe kovanda her zamankinden
daha aktif vaziyette sürekli dolaşmaktadır. Eğer yeni kraliçeleri fark
ederse onları tahrip etmek isteyecektir. Ancak buna izin verilmez. İşçi
arılar, kraliçe hücrelerinin üzerine kümelenir ve eğer kraliçe bunlara
zarar vermek için yaklaşırsa onu geri iterler.109
İşçi arıların bütün çabaları yeni kraliçeyi ve dolayısıyla koloniyi
korumaktır. Bunun için de her türlü ihtimal göz önünde bulundurularak
alınan tedbirler neticesinde kraliçeler korunmuş olur.
Bazen bir arı topluluğunun birden fazla oğul vermesi gerekebilir. Bu
durumda eğer yeni genç kraliçe de ikinci oğul için kovanı terk edecekse
o zaman işçiler hemen yeni bir kraliçe daha yetiştirmeye başlarlar.110
ARILAR ALLAH'IN İLHAMIYLA HAREKET EDERLER
Buraya kadar anlatılan konularda da görüldüğü gibi arılar hayvanlar
alemindeki en şaşırtıcı özelliklere sahip olan canlılardandır. Çok sabırlı
bir şekilde ürettikleri toplu iğne başı büyüklüğündeki balmumu ile adım
adım inşa ettikleri mimari harikası petekleri, her gün hiç bıkmadan
yüzlerce kez larvalara yaptıkları ziyaretleri, kolonilerini savunmak
için gösterdikleri fedakar davranışları, bal üretmek için harcadıkları
çabaları, yeni koloni oluşturma konusundaki kabiliyetleri, kovan içinde
kesin bir asayiş sağlayabilmeleri ile bilim adamlarını hayretler içinde
bırakmaktadırlar.
Arılar kendi dilleri ile çevrelerini değerlendirir, kararlar alır ve
uygularlar. Bu kararları durumun aciliyetine göre değiştirebilirler.
Kısacası arıların tüm hareketlerine, bu kitapta çeşitli örneklerle anlatıldığı
gibi, keskin bir akıl ve bilinç hakimdir. Ancak kitabın farklı bölümlerinde
pek çok kere dikkat çekildiği gibi, bu bilinç ve akıl arıların kendilerine
ait olan bir özellik değildir.
Allah Kuran'da balarısından "Rabbin balarısına vahyetti…"
(Nahl Suresi, 68) ayetiyle, bu canlıların yaptıkları tüm hareketlerin,
gösterdikleri bilinçli davranışların Kendi ilhamıyla gerçekleştiğini
bildirmektedir.
|